Festivalde; Hatay’ın meşhur künefesinden içli köfteye, kaytaz böreğinden cevizli bibere, Hatay dönerinden peynirli irmik helvasına kadar pek çok yöresel lezzet ziyaretçilerin beğenisine sunuluyor. Hatay kömbesi, obruk köfte ve tepsi kebabı gibi kentin simge yemekleri de yoğun ilgi görüyor.

Whatsapp Image 2026 03 28 At 10.12.19 (1)

Ancak festivalin öne çıkan yönlerinden biri de, deprem sonrası üretim ve satış süreçlerinde ciddi zorluklar yaşayan girişimcilerin hikâyeleri. Antakya’dan gelen kadın girişimci Zehra Miroğlu da bu isimlerden biri. Yaklaşık 10 yıldır doğal ve yöresel ürünler üreten kadın girişimi sahibi Miroğlu, yaşadıkları süreci şu sözlerle anlattı:

“Depremden önce Antakya’da işlerimiz oldukça iyiydi. Ancak felaketin ardından hem üretim hem de satış anlamında ciddi kayıplar yaşadık. Yaklaşık 3 yıldır sadece fuar ve festivallerde satış yapabiliyoruz. Hatay’da artık bu tür etkinlikler düzenlenemiyor.”

Ulu Cami önünde 'Oğlum ölecek' feryadı
Ulu Cami önünde 'Oğlum ölecek' feryadı
İçeriği Görüntüle

Tarım kooperatiflerinin üreticilere destek sağladığını belirten Miroğlu, buna rağmen yeterli olmadığını ifade ederek, “Şehir dışındaki festivallere katılarak Hatay’ın sofralarını, lezzetlerini tanıtmaya çalışıyoruz. Kadın girişimciler olarak daha fazla devlet desteğine ihtiyacımız var” dedi.

Whatsapp Image 2026 03 28 At 10.12.25

Festival, bir yandan ziyaretçilere Hatay mutfağını deneyimleme fırsatı sunarken, diğer yandan deprem sonrası ekonomik olarak toparlanmaya çalışan üreticiler için önemli bir dayanışma alanı oluşturuyor. Hataylı esnaf ve girişimciler, bu tür organizasyonların hem kültürel mirasın yaşatılması hem de ekonomik sürdürülebilirlik açısından kritik olduğunu vurguluyor.

Mersin’de kurulan bu lezzet sofrası, yalnızca damaklara değil, aynı zamanda bir kentin yeniden ayağa kalkma mücadelesine de tanıklık ediyor.

Kaynak: Hülya Uygur