Dünya Sağlık Örgütü’nün son açıklamasına göre, Andes hantavirüsü nedeniyle bir gemide yaşanan vakalar dikkat çekici bir tablo ortaya koydu. Şu ana kadar toplam sekiz kişi etkilenirken, bunların üçü yaşamını yitirdi. Beş vaka laboratuvar testleriyle kesinleşti, üç kişi ise şüpheli vaka olarak takip ediliyor.
Andes Hantavirüsü alarmı
Olayların başlangıcı 6 Nisan’a dayanıyor. İlk hasta, belirtiler göstermeye başladıktan birkaç gün sonra, 11 Nisan’da gemide hayatını kaybetti. O dönemde kendisinden örnek alınmadığı için hastalığın hantavirüs olduğu anlaşılamadı; çünkü semptomlar sıradan solunum yolu enfeksiyonlarıyla benzerlik gösteriyordu. Geminin Saint Helena Adası’na ulaşmasının ardından hastanın eşi karaya çıktı. Ancak kısa süre içinde onda da aynı belirtiler görülmeye başladı. Durumu hızla ağırlaşan kadın yolcu, Johannesburg uçuşu sırasında kritik hale geldi ve ertesi gün yaşamını yitirdi. Yapılan laboratuvar incelemeleri, enfeksiyonun Andes hantavirüsü olduğunu doğruladı. Üçüncü ölüm ise başka bir kadın yolcuda görüldü. 28 Nisan’da başlayan belirtiler birkaç gün içinde ağırlaştı ve hasta 2 Mayıs’ta hayatını kaybetti.
“İnsandan insana bulaş gösterebilen tek hantavirüs”
Konuyla ilgili açıklama yapan Nasır Nesanır, Andes hantavirüsü hakkında bilgi verdi. Hantavirüsler genel olarak kemirgen kaynaklı zoonotik enfeksiyonlar olduğunu belirten Nesanır,
“İnsanlara çoğunlukla; enfekte kemirgenlerin idrarı, dışkısı, tükürüğü ile kirlenmiş partiküllerin solunmasıyla bulaşırlar. Ancak Andes virüsü, diğer hantavirüslerden farklı olarak sınırlı da olsa insandan insana bulaş gösterebilen tek hantavirüs türü olarak bilinmektedir. Bu özellik nedeniyle aynı yaşam alanını paylaşan kişiler, partnerler, sağlık çalışanları, kapalı alanlarda uzun süre kalan topluluklar yakın izleme altına alınmaktadır” ifadelerini kullandı.
“Ölüm oranı bazı serilerde yüzde 30–40 düzeyine kadar çıkabiliyor”
Hastalığın belirtilerini aktaran Nesanır,
“Genellikle ateş, halsizlik, kas ağrıları, baş ağrısı, mide-bağırsak yakınmaları şeklinde ortaya çıkıyor. İlerleyen günlerde bazı hastalarda ciddi nefes darlığı, akciğer ödemi, oksijen düşüklüğü, dolaşım yetmezliği gelişebiliyor. Andes hantavirüsünün yol açtığı ağır akciğer sendromlarında ölüm oranı bazı serilerde yüzde 30–40 düzeyine kadar çıkabiliyor” dedi.
“Kapalı alanlar bulaşıcı hastalıklar açısından riskli ortamlar oluşturabiliyor”
Bu olayın neden önemli olduğunu, hangi alanlarda oluşabileceğini ifade eden Nesanır,
“Bu vaka kümesi birkaç nedenle dikkat çekiyor. Kapalı yaşam alanı. Gemiler, ortak havalandırma, yoğun temas, sınırlı izolasyon imkanı, nedeniyle bulaşıcı hastalıklar açısından riskli ortamlar oluşturabiliyor. İlk olgunun başka solunum yolu enfeksiyonlarıyla karışması, hantavirüslerin erken dönemde tanınmasının ne kadar zor olabileceğini gösteriyor” şeklinde konuştu.
“Laboratuvar incelemeleri üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir”
Uzmanların uzun süredir iklim değişikliği, ekolojik bozulma, insan-doğa temasının artması, kemirgen popülasyon değişimleri nedeniyle zoonotik enfeksiyon risklerinin arttığına dikkat çektiğine vurgu yapan Nesanır,
“Şu an için küresel bir yayılım bekleniyor mu? Şimdilik mevcut tablo; yaygın toplum bulaşandan çok, yakın temas kümelenmesini düşündürmektedir. COVID-19 benzeri hızlı küresel yayılım beklentisi olmadığını, ancak yakın temaslıların dikkatle izlenmesi gerektiğini vurgulamaktadır. DSÖ ve bölgesel sağlık otoriteleri; temaslı takibi, izolasyon, laboratuvar incelemeleri üzerinde çalışmalarını sürdürmektedir” diye konuştu.



