Yeşilovacık Mahallesi’nde Işıklı-Yeşilovacık Halk İnisiyatifi ve Mersin Çevre Platformu tarafından düzenlenen geniş katılımlı bir panelde, bölgeyi tehdit eden çevre felaketi masaya yatırıldı. Mersin Tabip Odasından Dr. Ali Koray Kenziman, Mersin Çevre ve Doğa Derneği Silifke Temsilcisi Avukat Ayşe Doğan ve Mersin Çevre ve Doğa Derneği Başkanı Sabahat Aslan’ın konuşmacı olarak yer aldığı "Silifke-Ovacık Maden Atık Deposunun İnsan ve Çevre Sağlığına Etkileri" konulu panelde, projenin yarattığı büyük riskler ile tartışmalı mahkeme bilirkişi raporunun eksikleri tek tek ifşa edildi. Camiş Madencilik A.Ş. tarafından Mersin’in Silifke ilçesi Işıklı ve Hacıishaklı Mahallesi mevkiinde, üretimi bitmiş ve rezerv ömrünü tamamlamış açık maden ocağı sahasındaki boşlukta kurulması planlanan "Mersin Ovacık Maden Atık Depolama Tesisi" projesine karşı bölge halkı tek ses oldu. Proje için verilen "ÇED olumlu" kararının iptali istemiyle Yeşilovacık ve Işıklı mahalle muhtarları ile Mersin Çevre ve Doğa Derneği tarafından açılan davada yapılan keşif sonrası hazırlanan bilirkişi raporu ise bilimsel ve hukuki olmadığı gerekçesiyle sert tepki çekti. Bilirkişi heyetinin, ÇED raporu ve eklerini genel olarak yeterli bulup projenin yürütülmesinde bilimsel ve teknik açıdan bir sakınca görmemesi skandal olarak değerlendirildi.

Bilirkişi anayasal çevre hakkını görmezden geldi

Anayasa'snın 56. Maddesi'nde yer alan "Herkes, sağlıklı ve dengeli bir çevrede yaşama hakkına sahiptir. Çevreyi geliştirmek, çevre sağlığını korumak ve çevre kirlenmesini önlemek Devletin ve vatandaşların ödevidir" hükmü ile 2872 sayılı Çevre Kanunu'nun katılım hakkını esas alan maddelerine rağmen, bilirkişi heyeti bölge halkının bu en temel hukuki hakkını tamamen görmezden geldi. Projenin çevre, su kaynakları, tarım alanları ve ekosistem üzerinde yaratacağı ciddi ve geri dönüşü olmayan riskler ortadayken, ortaya atılan "kamu yararı" iddiasının tamamen soyut kaldığı vurgulandı.

Tarım arazisinde çıkan yangın ormana sıçradı
Tarım arazisinde çıkan yangın ormana sıçradı
İçeriği Görüntüle

Erzincan İliç hafızalardayken heyelan bölgesine atık deposu

Üstelik heyelan özelliği taşıyan riskli bir bölgede maden atık depolama tesisi kurulmasının, olası bir kayma veya sızma durumunda geri dönüşü imkansız felaketlere yol açacağı belirtildi. Panelde, 13 Şubat 2024 tarihinde Erzincan’ın İliç ilçesinde yaşanan ve depolanan toprak yığınının heyelana dönüşmesiyle göz göre göre gelen felaket örneği hatırlatılarak, ÇED raporunda dahi şevlerin ve kayaların sağlam olmadığının itiraf edilmesine rağmen burada ısrar edilmesinin büyük bir yer seçimi hatası olduğu ifade edildi. Atık taşıyan kamyonların sızma ve dökülme riskiyle tonlarca atığı uzak mesafelere taşıyacak olmasının yaratacağı trafik yoğunluğu ve kaza riskleri de bilirkişi tarafından hiç değerlendirilmedi.

Doğal kil tabakası sızıntıyı önlemeye yetmez

Bilirkişi heyetinin raporda üstünü örttüğü bir diğer bilimsel gerçek ise deponun sızdırmazlık sistemi oldu. Deponun zemin tabanında doğal kil yapısı bulunduğu gerekçesiyle jeomembran uygulanmayacak olmasının büyük bir tehlike doğuracağı, doğal kil tabakalarının zamanla kuruma-ıslanma döngüleri, yağışlar ve mekanik etkilerle fiziksel özelliğini kaybederek bozulacağı bilimsel olarak açıklandı. Üstü tamamen açık olacak bu depodan sızacak zehirli atıkların yeraltı ve yüzeysel su kaynaklarını, toprağı ve tüm ekosistemi zehirleyeceği belirtildi.

İçme suyu kaynakları ve depoları doğrudan tehdit altında

Proje alanının sadece 200 metre mesafesinde Işıklı ve Hacıishaklı içme suyu depoları bulunurken, yakınlarında Mersin Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü'ne (MESKİ) ait Yeşilovacık beldesi içme suyu deposu, Şehitler Deresi ve 4.8 kilometre mesafede sondaj kuyusu yer alıyor. Olası bir sızıntıda doğrudan zehirlenme riski altında olan bu hayati su kaynaklarının durumu, bilirkişi tarafından adeta yok sayıldı.

Mikroskobik tozlar kanser ve silikozis saçacak

Halk sağlığı, onkoloji, hidrojeoloji ve ekoloji disiplinlerini teknik olarak incelemeyen bilirkişi heyeti, Uluslararası Kanser Araştırma Ajansı (IARC) tarafından "Grup 1 Kesin Kanserojen" olarak sınıflandırılan silika kumunun yaratacağı ölümcül tehlikeyi de rapora yazmadı. Atık deposunun en yakın konuta sadece 650 metre mesafede olduğu, buradan yayılacak mikroskobik tozların akciğer alveollerine kadar inerek Silikozis ve akciğer kanserine yol açacağı gerçeği gizlendi. ÇED raporunda depolanacağı açıkça belirtilen flotasyon atıklarının; kurşun, arsenik, cıva, kadmiyum gibi ağır metaller, kimyasal reaktif kalıntıları, sülfürlü mineraller ve asit oluşturan maddeler içerdiği, bu kimyasalların izolasyonsuz ve üstü açık bir alanda saklanmasının insan sağlığını tehdit edeceği uyarısı yapıldı.

Tarım, hayvancılık ve gıda güvenliği darbe alacak

Ayrıca bölgedeki zeytinlikler ve narenciye bahçeleri üzerine çökecek silika tozunun fotosentezi durduracağı, meralardaki tozlanma nedeniyle de yerel hayvancılığı ve gıda güvenliğini tamamen bitireceği ortaya kondu. Bölgeyi halihazırda Akdere Çimento Fabrikası, liman faaliyetleri ve mevcut maden ocaklarının kümülatif toz yükü altında ezen kirlilik yükünü hesaba katmadan bağımsız bir inceleme yapan bilirkişi raporunun tamamen eksik olduğu tescillendi. Hastalıkları tedavi etmek kadar, hastalığa yol açacak çevresel koşulları engellemekle de yükümlü olduklarını belirten Yeşilovacık Halk İnisiyatifi ve Mersin Çevre Platformu, telafisi imkansız zararlar doğmadan Ovacık Maden Atık Deposu’nun "ÇED Olumlu" kararının derhal iptal edilmesini talep etti.

Kaynak: Haber Merkezi