Türkiye Emekliler Derneği, 2021 Tüm Emekliler Sendikası, Tüm Emekliler Derneği ve Atatürkçü Düşünce Derneği Mersin şubeleri, emeklilerin yaşadığı ekonomik sorunlara dikkat çekmek amacıyla Mersin Özgür Çocuk Parkı’nda basın açıklaması yaptı. Basın açıklamasını 2021 Tüm Emekliler Sendikası Mersin Şube Başkanı Hüseyin Kurt okudu. Kurt, emekli aylıklarının yetersiz kaldığını belirterek, emeklilerin derin bir yoksullukla karşı karşıya olduğunu savundu.

Kurt, Türkiye’de yaklaşık 17 milyon SGK’lı emekli bulunduğunu, özel sandıklara kayıtlı emeklilerle birlikte bu sayının daha da yükseldiğini belirterek, dul ve yetimlerin de aynı ekonomik sıkıntıları yaşadığını ifade ederek, “İki ay önce, Temmuz ayında, emekli aylıklarına TÜİK’in ısmarlama enflasyon oranlarına göre artış yapılmıştı. Gerçek enflasyon oranlarını yansıtmayan, emeklinin derin yoksulluğuna çare olmayan bu mütevazı artış, iktidar basını tarafından günlerce hararetle alkışlandı, emeklimizi enflasyona ezdirmedik manşetleri atıldı. Kök aylık ucube yasasına göre artıştan doğrudan yararlanamayan milyonlarca emekli için yeniden yasa çıkarılarak en düşük emekli aylığı 23 bin 552 liraya çıkarıldı. En düşük emekli aylığıyla ortalama emekli aylığı arasında da büyük bir fark yok. En yüksek aylık alanları da hesaplamaya kattığımızda ortalama emekli aylığının 27 bin liraya yakın olduğunu görüyoruz. Emeklilerin büyük çoğunluğu 25 bin 26 bin lira arasında aylık alıyor. Yani refah değil sefalet çoğalıyor, yoksullukta en dibe doğru bir yığılma var. Eğer ki emeklinin oturacak bir evi yoksa aylığı kiraya yetmez. Emekli, çarşıya pazara çıkar, ihtiyaçlarının en azıyla, kendisini zar zor hayatta tutmaya yetecek kadarıyla geri döner. Emeklisini, dul ve yetimini, yaşlısını bu sefalete mecbur eden bir toplum düzeni gayri insanidir, adil değildir. Emekliler ilk demokratik seçimde bunun hesabını sandıkta sormaya kararlıdır” ifadelerini kullandı.

“Refah değil sefalet çoğalıyor”

Emekli aylıklarına yapılan artışların gerçek enflasyonu karşılamadığını öne süren Kurt, en düşük emekli aylığı ile ortalama emekli aylığı arasındaki farkın da giderek kapandığını söyledi. Kurt, “Refah değil sefalet çoğalıyor, yoksullukta en dibe doğru bir yığılma var” diyerek emeklilerin barınma, gıda ve temel ihtiyaçlarını karşılamakta zorlandığını dile getirdi. Kurt, “Ülkemizde üretilen her mal ve hizmet bu ülkenin tüm emekçilerinin alın teridir, kafa ve kol gücüdür, beyninin ışığıdır. Toplumsal refahtan en büyük payı bu emekçiler almalıdır. Sanayi işçisi, çırak, sağlık görevlisi, güvenlik görevlisi, doktor, mühendis, sanatçı, bilişimci, öğretmen, küçük esnaf, köylü, tarımcı; tümü de emekçidir. Emekli, aktif çalışma yaşamından, yaşı ilerlediği veya sağlığı elvermediği için ayrılmış emekçidir, beklenen odur ki, ilk gençliğinde başladığı üretim sürecinin sonuna gelip emekli olduğunda, kendisinden kesilen primlerin karşılığını alabilsin, rahatça geçimini sağlayabilsin, ele güne muhtaç olmayacak bir gelire kamu güvencesiyle kavuşsun. Çalışma yaşamları boyunca ülke kalkınmasının ve refahının dinamosu emekçilerin emekli olduklarında sefalete sürüklenmesi, hiçbir yasaya, töreye, ahlaka uymaz. Emeklilerin, toplumsal refahtan insana yaraşır bir pay alması ana sütü kadar haklarıdır” ifadelerini kullandı.

Tarsus Barbarosspor’dan yeni sezon öncesi 5 imza
Tarsus Barbarosspor’dan yeni sezon öncesi 5 imza
İçeriği Görüntüle

Emeklilerin çalışma yaşamları boyunca ülke ekonomisine katkı sunduğunu vurgulayan Kurt, emeklilik döneminde insanca yaşam koşullarının sağlanmasının bir hak olduğunu belirtti.

7094440C Eb89 4A97 B928 85544C5Ee14C

“Ekonomi yangınını kim çıkardı?”

Ekonomik politikaları da eleştiren Kurt, iktidarın uyguladığı ekonomi programının emekçiler ve emekliler açısından ağır sonuçlar doğurduğunu savundu. Özelleştirmeler, faiz, döviz ve borç politikalarının toplumsal refahı olumsuz etkilediğini ileri süren Kurt, ekonomik yükün geniş halk kesimlerinin üzerine bırakıldığını söyledi. Asgari ücretin de çalışanların temel ihtiyaçlarını karşılamakta yetersiz kaldığını ifade eden Kurt, çalışanların yanı sıra emeklilerin, dul ve yetimlerin de yoksulluğun farklı boyutlarıyla karşı karşıya olduğunu kaydederek, “Bu yılın başında, açlık sınırının altında 28 bin 75 lira olarak belirledikleri asgari ücrete, bunca değer kaybına rağmen Temmuz ayında bir artış yapmadılar. Bu sistem; çalışanı, emekliyi, dulu ve yetimi yoksulluğun farklı derecelerine mahkûm ediyor. Yetmiyor; sık sık tanık oluyoruz, özelleştirmelere doymayan iktidar ülkemizin dağını yaylasını, zeytinini fındığını vahşi madenciliğe sonuna kadar açtı. Kamu yerine özel sektöre sunulan madencilik sektörü çalışanları, aylıklarını tahsil edebilmek için bile günlerce eylem yapmak zorunda kalıyorlar. Günlerce süren eylemlerin ardından işçilerin parası ödenmek zorunda kalsa da sendikacılar Gökay Çakır ve Başaran Aksu gözdağı verircesine tutuklanıyor. Er gaziler özlük hakları için Ankara’yı mesken tutmak zorunda kalıyorlar.Yaklaşık on gün sonra okullar açılıyor, eğitimin özelleştirmeye açılmasıyla kamunun güvencesiyle çalışması gereken binlerce genç öğretmen, özel sektörün insafsız piyasa koşullarına çalışmaya mecbur kalacak. Öğretmenlerine insani koşulları sağlayamayan bir toplumun geleceği sakatlanır” dedi.

“Yoksulluğa karşı mücadeleyi yükseltiyoruz”

Emeklilerin ülkenin kalkınmasında ve üretiminde önemli bir paya sahip olduğunu belirten Kurt, emeklilerin toplumsal refahtan insanca yaşayabilecekleri bir pay alması gerektiğini söyledi. Kurt ayrıca emekli sendikalarının örgütlenmesinin önündeki engellerin kaldırılmasını, sendika hakkının tanınmasını ve emekli sendikalarına ilişkin yasal düzenleme yapılmasını talep etti.

Taleplerini Sıraladılar

Basın açıklamasında emekli örgütleri tarafından hükümete yönelik şu talepler de bulundu: “En düşük emekli, dul ve yetim aylığının en düşük memur maaşına eşitlenmesi. Aylık bağlama oranının yeniden yüzde 70’e çıkarılması. Emekli aylıklarının gerçek enflasyon oranlarına göre güncellenmesi. Emekli, dul ve yetimlere yılda dört kez asgari ücret düzeyinde ikramiye verilmesi. Kök maaşlara seyyanen zam yapılması. Emekli sendikaları için yasal statü oluşturulması ve toplu sözleşme hakkının güvence altına alınması. Sağlık hizmetlerindeki emekli kesintilerinin kaldırılması. Emeklilere şehir içi toplu taşımada ücretsiz ulaşım hakkı sağlanması. Temel gıda ve enerji harcamalarındaki vergi yükünün azaltılması. Emekli banka promosyonlarının güncellenmesi. Konut sahibi olamayan emeklilere uygun koşullarda TOKİ konutu ve barınma desteği sağlanması.”

Kurt, özelleştirilen bazı kamu işletmelerinin yeniden kamulaştırılması, ücret ve emekli aylıklarının insanca yaşam seviyesine yükseltilmesi çağrısında da bulundu.

Muhabir: Emrah Birgül