Sendika tarafından yapılan açıklamada, devlet okullarının herhangi bir dinin veya mezhebin uygulama alanı olmadığı vurgulanarak, okul ortamının farklı inanç ve dünya görüşlerinden öğrencilerin ortak kamusal alanı olduğu ifade edildi. Açıklamada, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’nın 2. maddesinde devletin laik olduğu, 10. maddesinde kanun önünde eşitlik, 24. maddesinde din ve vicdan özgürlüğü ile dinin devlet işlerine araç edilmemesi ve 42. maddesinde eğitimin çağdaş bilim esaslarına göre yürütülmesi hükümlerinin yer aldığı hatırlatıldı.

Basın açıklamasında ayrıca 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu’nun ilgili maddelerine dikkat çekilerek, Türk milli eğitiminin demokratik, laik ve sosyal hukuk devleti ilkelerine bağlı bireyler yetiştirmeyi amaçladığı, eğitim kurumlarının din ve mezhep ayrımı gözetmeksizin herkese açık olduğu ve eğitimde laikliğin esas olduğu vurgulandı. Sendika, Ramazan etkinliklerinin Sünni-İslam pratiği temelinde yürütülmesinin kamusal eğitimin çoğulcu yapısına zarar vereceğini belirterek, farklı inançlara sahip öğrenciler, Alevi yurttaşlar, gayrimüslimler ve inançsız aileler açısından okul ortamında dolaylı baskı hissi oluşturabileceğini kaydetti. Laikliğin, devletin tüm inançlara eşit mesafede durmasını gerektirdiği ifade edildi.

634646754-1

Açıklamanın geri kalanında şu ifadelere yer verildi:

"Ramazan ayına özgü dini pratiklerin kurumsal etkinlik haline getirilmesi, laiklik ilkesini zedelediği gibi eğitimin tarafsızlığını da ortadan kaldırmaktadır. Ramazan etkinliği başlığı altında yürütülecek programların Sünni-İslam pratiğini esas alan bir çerçevede sunulması; kamusal eğitimin çoğulcu niteliğine zarar verir. Bu uygulama Alevi yurttaşların, farklı inançlara mensup öğrencilerin,
Gayrimüslimlerin, inançsız ya da farklı yaşam tercihine sahip ailelerin okul ortamında dolaylı baskı hissetmesine yol açabilecek niteliktedir. Laiklik, devletin bütün inançlara eşit mesafede durmasını gerektirir. Kamusal okul; herhangi bir mezhebin kültürel alanı değildir. Etkinlikler kapsamında öğrenci ve velilerden ikramlık getirilmesinin istenmesi, eğitimde fırsat eşitliğini zedeler.
Derin yoksulluk koşullarında yaşayan aileler üzerinde maddi baskı yaratır. Okul içinde görünür ekonomik ayrışmaya yol açar.
Kamusal hizmetin maliyetini yurttaşlara yüklemek anlamına gelir. Anayasa’nın sosyal devlet ilkesi ve 1739 sayılı Kanun’un eşitlik ilkesi gereği, kamu okullarında velilerden dolaylı bağış ya da katkı talep edilmesi hukuken sorunludur. Eğitim Sen’in uzun yıllardır savunduğu temel ilke açıktır. Eğitim laik, bilimsel, demokratik ve kamusal bir hak olarak örgütlenmelidir. Okullar dini referanslı etkinliklerin merkezi haline getirilemez. Siyasal ve ideolojik yönlendirme aracı olarak kullanılamaz. Öğrencilerin inanç tercihleri üzerinden ayrıştırılmasına zemin hazırlayamaz. Kamusal eğitim alanı, bütün çocukların eşit ve özgür gelişimini güvence altına almakla yükümlüdür. Millî Eğitim Bakanlığı’nı Anayasa’nın laiklik ilkesine, 1739 sayılı Millî Eğitim Temel Kanunu hükümlerine,
Sosyal devlet ve eşitlik ilkesine uygun davranmaya davet ediyoruz. Kamusal eğitim; tek mezhebin değil, bütün toplumundur."

Yök Başkanı Özvar: Vakıf Üniversitelerinde De Kontenjanlar Düşürülecek
Yök Başkanı Özvar: Vakıf Üniversitelerinde De Kontenjanlar Düşürülecek
İçeriği Görüntüle

Muhabir: Refik Arıtürk