MEB'in EKYS sonrası adayların Milli Eğitim Akademisi'nde yeniden yazılı sınava alınmasına yönelik uygulamasıyla ilgili Eğitim Sen Mersin Şubesi açıklama yaptı. Eğitim Sen Mersin Şubesi, Milli Eğitim Bakanlığının ÖSYM tarafından gerçekleştirilen Eğitim Kurumlarına Yönetici Seçme Sınavı'nın (EKYS) ardından adayları Milli Eğitim Akademisi'nde yeniden yazılı sınava tabi tutmasının; anayasal ilkeler, idare hukuku, eğitim yönetimi ve liyakat sistemi açısından ciddi hukuki sorunlar doğuracağını belirtti.
Merkezi Sınavın İşlevi Tartışmaya Açılıyor
Yapılan açıklamada; “ÖSYM tarafından yapılan merkezi sınavlar; nesnellik, eşitlik, ölçme ve değerlendirmede bilimsel esaslar ile denetlenebilirdik ilkeleri üzerine kuruludur. Aynı yeterlilik alanlarının, aynı idare tarafından ikinci kez sınanması; merkezi sınavın güvenilirliğini ve işlevini tartışmalı hale getirmektedir. Bu durum, ‘Madem asıl belirleyici Akademi sınavı olacaktır, EKYS neden yapılmaktadır?’ sorusunu haklı olarak gündeme taşımaktadır” ifadelerine yer verildi.
Hukuk Devleti ve Liyakat Vurgusu
“Anayasa'nın 2. maddesinde güvence altına alınan hukuk devleti ilkesi; idarenin işlemlerinin öngörülebilir, tutarlı ve hukuki güvenliği sağlayacak nitelikte olmasını zorunlu kılar” şeklinde dikkat çekilen açıklamada; “Hukuk devleti, bireylerin haklarının keyfi uygulamalara karşı korunmasını ve kamu gücünün objektif ölçütlerle kullanılmasını gerektirir. EKYS'de başarılı olan adayların aynı yeterlilik alanlarında yeniden sınava alınması, hukuki güvenlik ve belirlilik ilkeleri bakımından ciddi soru işaretleri doğurmaktadır ve şaibeli olma halini düşündürtmektedir” vurgusu yapıldı.
“İkinci Sınav Objektiflik Algısını Zedeliyor”
“Anayasa'nın 10. maddesindeki eşitlik ilkesi ve 70. maddesindeki ‘kamu hizmetine girme hakkı’ da kamu görevlerine alınmada liyakat ve görevin gerektirdiği niteliklerin esas alınmasını öngörmektedir” denilen açıklamada; “Kamu yönetiminde objektif merkezi sınavların temel amacı; kişisel değerlendirmeleri en aza indirerek fırsat eşitliğini güvence altına almaktır. Merkezi sınavdan sonra kurum içi ikinci bir sınav yapılması, objektiflik algısını zedeleyebilecek yeni bir değerlendirme alanı oluşturmaktadır. İdare hukuku açısından bakıldığında idarenin bütünlüğü, işlemde tutarlılık ve ölçülülük ilkeleri önem taşımaktadır. Bir kamu kurumu tarafından yeterli görülen ölçme sisteminin, aynı idarenin başka bir birimi tarafından yeniden sınanması; idarenin kendi tesis ettiği ölçme sistemine duyduğu güven konusunda haklı eleştirilere neden olmaktadır. Ölçülülük ilkesi gereğince kamu yararına ulaşmak için daha hafif araçlar varken aynı konuda ikinci bir yazılı sınav uygulanması, gereklilik ve orantılılık bakımından da tartışmalıdır” değerlendirmesinde bulunuldu.
"Yeni Eleme Mekanizmalarını Kabul Etmiyoruz"
Açıklamada; eğitim yönetimi bilimi açısından okul yöneticiliğinin yalnızca sınav başarısıyla değerlendirilemeyecek bir görev olduğuna dikkat çekilerek; “Ancak yöneticilik yeterlikleri geliştirilecekse bunun yolu, elemeye dayalı yeni sınavlar değil; bilimsel içerikli hizmet öncesi eğitimler, uygulamalı mesleki gelişim programları, mentorluk desteği ve sürekli mesleki gelişim mekanizmalarıdır. Eğitim süreçleri geliştirmek için kullanılmalı; yeni belirsizlikler ve yeni eleme aşamaları yaratmanın aracı hâline getirilmemelidir. Liyakat ilkesi; kamu görevlerine atanmada nesnel, şeffaf ve denetlenebilir ölçütlerin uygulanmasını gerektirir. EKYS gibi merkezi ve bağımsız bir sınavın ardından ikinci bir kurum içi sınav yapılması, liyakat ilkesini güçlendirmek yerine zayıflatma riski taşımaktadır. Kamu yönetiminde güven duygusunu artıracak olan; merkezi sınavların etkisini azaltmak değil, objektif değerlendirme mekanizmalarını daha da güçlendirmektir” ifadeleri kullanıldı.
Eğitim Sen'den Objektif Atama Sistemi Çağrısı
Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi: “Eğitim Sen olarak; okul yöneticiliğinin bilimsel ölçütlere dayalı, şeffaf, denetlenebilir ve liyakati esas alan bir sistemle belirlenmesini savunuyoruz. Öğretmenlerin ve eğitim yöneticilerinin mesleki gelişimini destekleyen eğitim programlarını gerekli görüyoruz. Ancak bu programların, merkezi sınavın yerine geçen veya onu etkisizleştiren yeni eleme mekanizmalarına dönüştürülmesini kabul etmiyoruz. Demokratik, laik, bilimsel ve kamusal eğitim anlayışının gereği; hukuki güvenliği sağlayan, fırsat eşitliğini koruyan, liyakati esas alan ve tüm adaylara eşit uygulanan objektif bir yönetici atama sistemidir. Eğitim kurumlarının geleceği, belirsizlik üreten çok aşamalı sınav süreçleriyle değil; güven veren, adil ve şeffaf bir kamu personel rejimiyle güvence altına alınabilir.”



