İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, Göktaş'ın sanal medya platformlarında yayınladığı videonun içeriğinde suç unsuru tespit etti. Bunun üzerine Göktaş hakkında soruşturma başlattı. Yurtdışı seyahatinden Türkiye’ye dönen Deniz Göktaş İstanbul Havalimanı'nda pasaport kontrolü sırasında gözaltına alındı. Emniyetteki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen Göktaş çıkarıldığı mahkemece 'Cumhurbaşkanına hakaret' ve 'Dini değerleri aşağılama' suçlarından tutuklanarak cezaevine gönderildi.
'Oruç Tutan İnsanların Gergin Olacaklarını Düşünerek Böyle Bir Şaka Yaptım'
Deniz Göktaş’a gösterisindeki, “Hala korkuyorum, canlı bombalar ama en çok da oruç tutan canlı bombalardan korkuyorum çünkü normal canlı bombalardan Taksim’e, meydanlara, kalabalık yerlere gitmeden kaçabilirsin, ancak oruç tutan canlı bombaların nerede patlayacağı belli olmaz” şeklindeki söylemle ne anlatmak istediği ve “oruç tutma, tutmama” ifadeleriyle neden bir ayrım yaptığı sorulması üzerine Göktaş, "Ben tarafıma sormuş olduğunuz kısımda, sokağa çıkarken korktuğumdan bahsediyorum. Psikoloji mezunu olduğum için toplumun korktuğu şeyleri mizahi yaklaşımla yaklaşılabilecek konulara çevirmeye çalışıyorum. Sokakta bulunan canlı bomba olabilecek kişilerden toplumca korkulduğunu düşündüğüm ve ben de benzer çekinceler taşıdığım için bunu mizahi bir dille gösterimde sergiledim. Canlı bombalar arasında oruç tutup tutmamak şeklinde ayrım olmasının sebebi kelime oyunu amaçlıdır. Ben oruç tutan insanların uzun süre aç ve susuz kaldıkları için daha gergin olacaklarını düşünerek böyle bir şaka yaptım" dedi.
'Hakaret Kastım Bulunmamaktadır'
İfadesinde Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a yönelik söylemleri sorulan Deniz Göktaş, " Benim herhangi bir hakaret veya aşağılama kastım bulunmamaktadır. Psikoloji mezunu olduğum için ve Cumhurbaşkanının stresli bir görev yaptığını düşündüğüm için kendisinin terapisti olabileceğime yönelik olarak gerçekleştirilmiş mizahi bir paylaşımdır. Bir aşağılama veya hakaret kastım bulunmamaktadır" dedi.
'Benim Bu Şakada Herhangi Bir Aşağılama Kastım Yoktur'
Göktaş, "Saçımın uzun olduğu dönemde insanların bana yönelik olumsuz, önyargılı bakış açılarından bahsediyordum. Uzun saçlı hâlime bakan kişilerin ben bu tarz şeyler söylemesem de söylediğimi varsaydıklarını, zaten şakanın içeriğinde belirtmiştim. Bu şakada çeviriden kasıt mealdir. Kitaptan kastedilen kutsal kitaplardır. Dördüncü kitap olarak kastedilen ise Kur’an-ı Kerim’dir. Benim bu şakada herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Çeviriden kastım, Kur’an-ı Kerim’in mealine yönelik tartışmalar ile ilgilidir" dedi.
'Dini Değerleri Aşağılamak Gibi Amacım Bulunmamaktadır'
Göktaş, "İnsanlar beni gördüklerinde dinden uzak bir insan olduğumu düşünüyorlar, ancak ben tarafıma okuduğunuz şekilde dördüncü kitabı sevdiğimi beyan ettim. Bu söylemde dördüncü kitabın son kitap olduğuna yönelik teolojik espri amacım vardır, herhangi bir aşağılama kastım yoktur. Ben benzer şakayı kelimesi kelimesine aynı şekilde 3 yıldır ülkenin farklı bölgelerinde stand-up gösterilerinde yapıyorum, yaklaşık 100 bin kişiye bu şakayı yapmışımdır ancak bu şakadan incinen herhangi birisini görmedim. Benim dini değerleri aşağılamak gibi bir kastım veya amacım bulunmamaktadır. Söylemin başında seyirci benim haşema giyerek denize giren insanlar ile ilgili konuşacağımı sanıyor, ancak ben konuyu dalgıçlara getirerek seyirciyi kendi ön yargısı ile yüzleştirerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, zaten söylemin devamında da ‘Harbiye testi geçemediniz’ diyerek eleştirel bir gösteri sergiliyorum, kastımın seyircinin ön yargısını sergilemek olduğunu belli ettiğimi düşünüyorum. Seküler büyütülen bir çocuğun kurbanda karşılaştığı zaman yaşadığına ilişkin bir espridir, bu söylemde herhangi bir aşağılama kastı bulunmamaktadır. Üzerime atılı suçlamaları kabul etmiyorum, benim dini değerleri, toplumun bir kesimini aşağılamak veya Cumhurbaşkanı'na hakaret etmek gibi bir kastım yoktur. Gösteride de öyle anlaşılabilecek veya bu anlama gelebilecek bir söylem olduğunu düşünmüyorum" dedi.





