Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanı Burhanettin Duran, İstanbul’da düzenlenen ‘Dijital Dönüşüm Çağında Habercilik: Yapay Zeka ve Dijital Yetkinlikler’ programında konuştu. Gazetecilerle buluşmanın kendini mutlu ettiğini belirten Duran, "Malum olduğu üzere Basın İlan Kurumu’nun 65. Kuruluş yıl dönümü ve 10 Ocak Çalışan Gazeteciler Günü vesilesiyle düzenlenen bu panelde sağlıklı bir iletişim ekosisteminin oluşmasına katkı vermeyi temenni ediyoruz. Gazeteci kardeşlerimin 10 Ocak Gazeteciler Günü'nü kutluyor, Basın İlan Kurumu'nu da 65. kuruluş dönümünden dolayısıyla tebrik ediyorum. Uluslararası düzeyde irtifa kaybettiği devletlerin alenen mutsuz ve eylemlere giriştiği, katliamların ve soykırımların normalleştirilmeye çalışıldığı belirsiz bir dönemi tecrübe ediyoruz. Alında bu bildiğinin bir dünyanın sonu diye tanımlanan şey yepyeni bir medya düzeni de oluşturuyor. Böyle baktığımızda medya sisteminde dijitalleşmede dahil olmak üzere keskin bir dönüşüm ve belirsizlik birlikte gerçekleşiyor. Yapay zeka teknolojileriyle daha da hız kazanan bu süreç insanın insanla varlıkla ve tabi ki ilgiyle olan ilişkisini de kökünden değiştiriyor. Bütün bu süreçlerin gazeteciliği de büyük ölçüde etkilediğinin farkındayız. Hatta bu nedenle dönüşümde tanık olduğumuz gazeteciliğe ilişkin bazı soruları sormamız ve cevaplarını ısrarla almamız gerekmektedir. Mesela dijitalleşme ve yapay zeka gazeteciliğin mesleğini nasıl dönüştürüyor? Bu dönüşüm hangi stratejik yönetici çerçevesinde ele alınması gerekir? Gazetecilerin ürettiği bilgiler bugün ne anlama gelmektedir? Bu sorulara vereceğimiz cevaplar aslında dijital dönüşüm sonucu hayatımıza giren anlam ve içeriklere daha dikkatli ve yakından bakmamız gerektiğini bize anlatır. Bunlar üzerine daha fazla düşünmemiz gerekiyor bu panelinde buna hizmet edeceği düşüncesindeyim" diye konuştu.
"Dijitalleşmenin Gündemimize Getirdiği En Önemli Konu Hızdır"
Dijitalleşmenin gündeme getirdiği en önemli konulardan bir tanesinin hız olduğuna vurgu yapan Duran, "Bu hız bir yandan işlerimizi kolaylaştırıyor, bilgiye ulaşmamızı kolaylaştırıyor ancak diğer taraftan başka bir sitede ortaya çıkıyor. Bunun en önemli yanı doğruyla yanlış arasındaki bulanıklaşmadır. Yani çizgi daha belirsiz hale gelmektedir. Tek değer ölçüsünün bu olduğu durumlarda teyit ve bağlam gibi temel ilkelerin geri plana atılma riski oluşmuştur. Elbette bunun tek bir çözümü vardır oda medya okuryazarlığıdır. Nerede, neyi nasıl elde edeceğini bilen okuryazarlığa en fazla ihtiyacı olduğu bir döneme giriyoruz. Hepinizin bildiği üzere dijitalleşmenin gündemimize getirdiği, diğer bir konu algoritmalar. Bu algoritmaların belirli şirketler tarafından belirli eller tarafından yönetilmesi riski çok ciddi bir risktir. Tam bu noktada gazeteciye yepyeni sorumluluklar düşüyor. Hakikatin korunması ve anlamlı bir biçimde dolaşıma sokulmasın ve yukarıda bahsettiğim risklere karşı en önemli güvencelerimizden birisi ilkeli ve etik değerlere dayalı gazetecilik yapan basın ilişkileridir. Burada elbette dijitalleşmenin ortaya çıkardığı imkanlara değinmeden de geçemeyeceğim. Bu yenilikler bize veri analizi, otomatik haber yazımı içerik tavsiyesi gibi önemli imkanlar verir" şeklinde konuştu.

"Yapay Zekaya Sorumluluğu Bırakamayız"
Yeni iletişim teknolojilerinin sunduğu imkanlardan sonuna kadar faydalanılması gerektiğinin altını çizen Duran, "Ancak zararlarını da yönetmek gerekir. Öncelikle yapay zeka bir örnek olarak gazetecilikte faydalanması gereken bir imkandır ancak altını çizmek isterim asla bir özne değildir, özne olmamalıdır. Yapay zekaya sorumluluğu bırakamayız. Yapay zekaya bazı komutları vererek bilgiyi alıyoruz ama yine de bu bilgi sonuçta belirli verilerden yönlendirmelerle geliyor. Bunu biz bir sonuç olarak görmemeliyiz. İnsanın gazetecinin bağımsızlığı mesleki etiği ve ilkeleri ve kamu yararı hepsinin önünde gelmelidir. Bu konular algoritmalara bırakılamaz. Haberciğin temel niteliklerini zayıflatılması hız olgusunun doğru bilginin önüne geçmesine, görünürlüğün ve hakikati bastırmasına sebep olabilir. Böyle bir medya düzeninde kimsenin elindeki bilgiden emin olamayacağı açıktır. Böylesi bir kaos ortamında bazı küresel şiddetlerin normlar içinde hareket eden bazı devletlerin iletişim ekosistemini domine etmesi burada bir tahakküm oluşturması elbette istenmeyecek bir husustur. Bu da bizi dijital egemenlik konusuna getirir. Dijital egemenlik Türkiye açısından baktığımızda milli egemenliğimizin çok önemli bir parçasıdır. Burada cevabını aramamız gereken başka bir soru Bütün bu olumsuzluklarla nasıl mücadele edebileceğimiz kendi dijital egemenliğimizi nasıl koruyacağımız hususudur. Burada yaklaşımım şu şekilde konvensiyonel medyanın önemini göz ardı etmeden yenilikleri ve yeniliklerin dönüştürücü etkilerini hesaba katarak hareket etmek durumundayız. Daha önce gazeteci demek konuyu belirleyen araştıran haberini yazarak altına imza atan kişi demekti. Bugün bu tanım daha da ilerletilmek zorunda. Yani artık gazeteci veriyi okuyabilen, algoritmayı tanıyabilen, yapay zeka destekli içerikleri fark edebilen ve dijital güvenlik bilincine sahip kişi demektir. Gazetecilerin bu yeterlilikleri elde edebilmesi için elbette bizlere çok görev düşmektedir. İletişim habitatında yer alan kurumlar olarak İletişim Başkanlığı başta olmak üzere TRT, AA ve Basın İlan Kurumu bu konuda gazetecilerimizin yanında onlara her türlü yetkinliğin kazandırılmasında destek vermeye hazırdır ve bunu görev atfetmektedir. Cumhurbaşkanlığımızın liderliğinde bugüne kadar iletişim camiasında gazetecileri nasıl desteklediysek bu yeni medya kurulumları karşısında da onların yanında olacağız. Elbette kamu yararına milletimizi bilgilendirme temel hizmeti çerçevesinde biz de bu gayretimizi sürdüreceğiz. Basın İlan Kurumu'nunda yerel ölçekte ve ulusal ölçekte medya ortaklarına verdiği destek tam da bu amaca hizmet etmektedir" ifadelerini kullandı.
"Medya Kuruluşlarımız Önemli Bir Kamusal Görevi Yerine Getirmektedir"
Basın İlan Kurumu'nun gazete işletmelerine kredi, basın derneklerine nakdi yardım ve basında görevli çalışanlara faizsiz borç imkanı sunarak bu işin maddi altyapısını da sunduğuna dikkat çeken Duran, "Böylece bizim tüm Türkiye’de yerel ve ulusal ölçekteki medya kuruluşlarımız bu zeminde önemli bir kamusal görevi yerine getirmektedir. Dijitalleşme bağlamında ve yapay zeka teknolojilerinin ortaya koyduğu riskler bağlamında bizim yapmamız gereken şeyi başka bir formülle size tekrar sunmak istiyorum. Elbette bu verilerin başka amaçlar doğrultusunda işlenerek önümüze koyulduğunu bilmek çok önemlidir. Medya kuruluşlarımızın ve basın kuruluşlarımızın bu bilinçle hareket etmesi ve gerçek bilgiyi kamuoyuna ulaştırma misyonunda bir an bile sapmaması büyük önem taşıyor. Dijital teknolojilerin kullandığı bir dil, söylem var. Bizim bunlara pasif bir izleyici konumunda olmamız düşünülemez. Bizim gazetecilerimiz bizim medeniyet anlayışımızdan köklü tarihimizden ve değer dünyamızdan beslenerek bu dijital dünya da aktif, etkin aktörler olmalıdır. Bu bağlamda yerli ve milli dil söylem ve anlatı inşa etme çabası içinde olmanın çok kritik ve vazgeçilemez bir olduğunu düşünüyorum. Aksi takdirde nesillerimizi kendi milli değerlerimizi medeniyet değerlerimizden onların hafızalarını, dünyalarını geleceğe aktarmak mümkün olmayabilir. Böylesi bir risk karşısında yüksek bir bilincin gerekli olduğunu ve artık gazeteciler için bunun bir kamu görevi parçası olduğunu düşünüyorum. Bugün ki paneli bu amaçlara hizmet etmesini temenni ediyorum" dedi.




