Türkiye Belediyeler Birliği ile Mersin Büyükşehir Belediyesi iş birliğinde düzenlenen “Kıyı Kentleri Yerel Yönetim Politikaları Mersin Çalıştayı” Mersin’de düzenlendi. Yapılan Çalıştay da Türkiye nüfusunun önemli bir bölümünü barındıran kıyı şehirlerinin geleceğine ışık tutulması amaçlandı. Çalıştay da “Bugün burada kıyı kentlerimizin geleceğini birlikte düşünmek, ortak sorunlarımızı konuşmak ve çözüm yollarını birlikte üretmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz” diyen Mersin Büyükşehir Belediyesi Vahap Seçer kıyıların önemi hakkında açıklamalarda bulundu.
Başkan Seçer: "Kıyı bölgeleri, en kırılgan ekosistemlerden biridir"
Başkan Seçer “Türkiye Belediyeler Birliği ve Mersin Büyükşehir Belediye'mizin iş birliğinde düzenlediğimiz Kıyı Kentleri Çalıştay’ında sizleri Mersin'de ağırlamaktan mutluluk duyduğumu ifade etmek istiyorum. Komisyonun ilk çalışmasını da Mersin'de başlatmış bulunuyoruz. Umut ediyorum kentimiz bu güzel projeye, bu çalışmaya uğurlu gelir ve sonuç itibariyle de değerli çıktılar ediniriz. Bugün burada kıyı kentlerimizin geleceğini birlikte düşünmek, ortak sorunlarımızı konuşmak ve çözüm yollarını birlikte üretmek için bir araya gelmiş bulunuyoruz. Bir coğrafi alan olmasının ötesinde, Medeniyetlerin, ticaretin, kültürlerin ve toplumların buluşma noktası olan kıyı bölgeleri, ekonomik faaliyetlerin, turizmin, ulaşımın ve sosyal yaşamın en yoğun yaşandığı alanlar arasındadır. Aynı zamanda kıyı bölgeleri en hassas, en kırılgan ekosistemlerden biri olma özelliğine de sahiptir. Artan nüfus, turizm baskısı, konut gelişmeleri, sanayi yatırımları ve altyapı ihtiyaçları kıyı alanları üzerinde ciddi bir baskı oluşturmakta, kimi zaman doğal dengeyi zorlayan sonuçlar da doğurabilmektedir. Yaklaşık olarak 8333 kilometrelik kıyı uzunluğuna sahip ülkemizin, yani toplam sınırımızın yaklaşık olarak 3'te 2'sinden daha büyük bir alan kıyıları oluşturuyor. Denizlerimize kıyısı olan 28 ilimizin bunun 15'i büyükşehir, 13'ü de il belediyesi statüsünde toplam 196 belediye yer alıyor. 196 belediyemizin kıyı kenti olduğunu söyleyebiliriz. Bu belediyelerimizin sınırları içerisinde yaklaşık olarak 22 milyon kişi yaşıyor. Yani bu da Türkiye nüfusunun yaklaşık olarak dörtte birini oluşturuyor.
Bu veriler bize çok açık bir gerçeği gösteriyor. Kıyı kentlerinin geleceği aslında Türkiye'nin geleceğinin de çok önemli bir parçası. Türkiye'nin coğrafyasını, bunun stratejik önemini, komşularını ve tarihi kültürel birikimini düşünürseniz son derece kıyı kentlerin önemli olduğunu da buradan anlayabilirsin. Bugün kıyı alanlarında yalnızca turizm ve rekreasyon faaliyetleri değil, Limanlar Mersin'de olduğu gibi tersaneler, enerji tesisleri ki Türkiye'nin ilk nükleer enerji santralini biliyorsunuz bir kıyı kentinde Mersin'de projelendiriliyor. İkincisi de şu anda Sinop'ta projelendiriliyor henüz hayata geçirilmese de. Lojistik merkezleri açılmakta, balıkçılık faaliyetleri yapılmaktadır. Kısaca çok sayıda ekonomik sektör aynı alanları paylaşmaktadır. Bu arada yine lojistik sektörü deyince Türkiye'nin lojistik filosu en güçlü iki ili kıyı ilidir. Biri İstanbul'dur, ikinci sırada Mersin gelmektedir. Bu durum zaman zaman mekansal kullanım çalışmalarına, çevresel sorunlara ve planlama güçlüklerine de yol açabilmektedir. Tüm bunlara ilave olarak küresel ölçekte karşı karşıya olduğumuz iklim değişikliği kıyı kentlerini doğrudan etkileyen en önemli risk alanlarından biridir. Örnek olarak deniz seviyesinin yükselmesi, tsunami, kıyı erozyonu, aşırı hava olaylarından meydana gelen değişimler, sel felaketlerinden söz edebiliriz. Yine bugün toplantı yaptığımız kıyı kenti olan Mersin'den örnek vermek istiyorum. Tamamen bu özellikleri sonuna kadar taşıyan bir kent. Herhangi bir deprem durumunda, özellikle denizde gerçekleşecek bir deprem durumunda Mersin'in etkilenmemesi mümkün değil. Bir tsunami ihtimalinin olmaması mümkün değil. Bir kıyı kenti, aynı zamanda dağ denizin mesafesinin çok kısa olduğu ve şevin, eğimin çok yüksek olduğu bir yer. Küresel iklim değişikliğinin en yoğun yaşandığı bölgelerin başında bu havzanın geldiğini düşünürseniz, aşırı yağışlar geçtiğimiz günlerde olduğu gibi, çok kısa bir zaman biriminde metrekareye düşen çok aşırı yağışlar, sel felaketlerine neden olabiliyor. Bu nedenle kıyı yönetim meselesi yalnızca çevre politikalarının değil aynı zamanda şehir planlamasının ki en büyük sorunlarımızdan bir tanesi sadece kıyı kentlerin değil tüm kentlerin ekonomik kalkınmamın, afet yönetiminin ve sosyal adaletin kesiştiği stratejik bir alan olarak karşımıza çıkmaktadır” ifadelerine yer verdi.
"Türkiye Belediyeler Birliği, çok değerli bir çalışmayı başlatıyor"
Türkiye Belediyeler Birliği olarak bu konuyu yalnızca bir teknik mesele olarak değil, yerel yönetimlerin geleceğini ilgilendiren bir yönetişim alanı olarak ele alan Başkan Seçer “Bu anlayışla birliğimiz bünyesinde Kıyı Kentleri Komisyonunu kurduk. Bugün de az önce söylediğim gibi ilk toplantısını yapıyoruz. Komisyon çalışmalarının yalnızca Ankara'da masa başında yürütülen bir süreç olmasını istemiyoruz. Tam tersine sahadan beslenen, yerel deneyimleri merkeze alan bir çalışma modeli kurmayı hedefledik. Bu nedenle bugün burada gerçekleştirdiğimiz Mersin toplantısı bölgesel toplantıların ilk adımıdır. Ardından Ege ve Marmara bölgesinde düzenlenecek bölgesel toplantılar ve çalıştaylara, kıyı kentleri yerel yönetim politika belgesinin hazırlanması planlanmaktadır. Bu toplantıların ardından bu belgeyi hazırlayacağız. Bu belgeyle kıyı alanlarının planlanması, çevresel sürdürülebilirlik, iklim değişikliğine uyum, kamusal erişim hakkı ve mavi ekonomi başlıklarında yerel yönetim perspektifini ortaya koyan bir yol haritası oluşturmayı hedefliyoruz. Değerli katılımcılar, kıyılar yalnızca doğal alanlar değil aynı zamanda kamusal yaşam alanları. Kıyıların herkes için erişebilir, sağlıklı, güvenli ve sürdürülebilir alanlar olarak korunması yalnızca yerel yönetimlerin değil tüm kamu kurumlarının ve toplumun ortak sorumluluğudur. Şunu da açıkça ifade etmek gerekir ki kıyı yönetimi konusunda yerel yönetimlerin bilgi birikimi ve deneyimi son derece değerlidir.
Çünkü kıyılarda yaşayan, yaşanan sorunları en yakından gözleyen, aslında bütün şehirlerde yaşanan sorunları en yakından gözleyen siyasi makamlar, halkın iradesinin yansıdığı makamlar belediyelerdir, belediye başkanlarıdır. Vatandaşlarımızın beklentilerini doğrudan duyan ve günlük hizmetleri yürüten kurumlardır belediyelerimiz. Değerli arkadaşlar, bu nedenle kıyı alanlarının planlanması ve yönetilmesi süreçlerinde yerel yönetimlerin daha güçlü biçimde sürece dahil edilmesi hem uygulama etkinliğini arttıracak hem de daha sürdürülebilir sonuçlar doğuracaktır. Elbette ki çok değerli bir çalışmayı başlatıyor Türkiye Belediyeler Birliği ama eminim ki spesifik olarak her belediyenin bu konularla ilgili kendi çalışmaları da var. Bir tanesi de başkanlığını yaptığım Mersin Büyükşehir Belediyesi. Mersin Büyükşehir Belediyesi'nin yaptığı çalışmalardan da kısa bir başlıkla söz etmek istiyorum. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak bizler de bu vizyon doğrultusunda bizim sınırımız 321 kilometre. Bir ucu Adana, bir ucu Antalya. Türkiye'nin en büyük lojistik filosunun olduğu ikinci kent, turizmin muazzam bir tarih birikimi var, kültürel birikim var, medeniyetlerin beşiği olmuş bir coğrafya. Ekolojinin ve halkın yaşam kalitesinin buluştuğu stratejik bir bütünleşik planlama alanı olarak görüyoruz. Mersin, kıyı alanları, liman faaliyetleri, turizm, konut gelişimi, sanayi kullanımları ve hassas doğal ekosistemlerinin aynı mekansal bantta kesiştiği ve bu nedenle yüksek kullanım baskısı altında bulunan alanlar olarak öne çıkmaktadır. Belediye olarak yürüttüğümüz projelerle kıyı dirençliliği, etkin afet yönetimi, deniz kirliliğinin azaltılması, ekosistemin korunması ve iklim risklerine uyum konularında uluslararası iş birlikleriyle çalışmalar yürütmekte, faaliyetler sürdürmekteyiz. Bu vizyonu Paris Anlaşması, Temiz Akdeniz Protokolü, biz bu protokolü 2020 yılında Hatay, Adana, Mersin, Antalya dört Büyükşehir Belediyesi, bu çalışmaları başlatmıştık. Mersin Büyükşehir Belediyesi olarak bu çalışmaları istikrar olarak yürüttük ve sonuçta aldık. Raporu da hazırladık. Ve Avrupa Birliği Mission Ocean Charter gibi uluslararası taahhütlerimize sadık kalarak Mad Cities, ICLE ve GICOM gibi küresel ağlardaki aktif üyelerimizle dünya standartlarında bir yerel yönetim anlayışıyla taşlandırıyoruz.
Hazırladığımız SEKAP ile emisyon azaltımı ve iklim uyumunu güçlendirirken, CLIMAX projemizde kıyı risklerimizi bilimsel verilerle haritalandırıyor. Remedis ile deniz ekosistemimizi plastik kirliliğinden arındırıyoruz. Denizlerin korunmasına yönelik, temiz Akdeniz için ekosistem tabanlı izleme ve yönetim planı projesi ve yeşil bir gelecek için liman şehirleri ortaklığı projeleriyle çalışmalar sürdürüyoruz. Ayrıca ki bu bahsedeceğim elektronik gemi denetleme sistemi Türkiye'de Çevre Bakanlığı taraftan iki belediyeye bu izin verilmiş. Bir tanesi Antalya Belediyesi bir diğeri de Mersin Büyükşehir Belediyesi. Biz yakın tarihte koordinatların genişlemesi için de girişimde bulunduk. Bir miktar genişlettik ama bizim için yeterli değil. 321 kilometrelik sahil boyunca elektronik gemi denetleme sistemiyle sahili denetlemek istiyoruz. Belki de bu konuda Antalya ile beraber tabii oradaki durumu net olarak bilmediğim için kendi çalışmalarımız üzerinden söyleyebilirim ki çok önemli bir yetki, bir belediyenin, kıyı şehrinin aldığı çok önemli bir yetki. Son derece caydırıcı, çok yüksek müeddeleri olan, cezaları olan bir yetki. Mevzuattan kaynaklı caydırıcılığı olan bir durum. Biz de burada tabiri caizse denizimizi kirleten ki burası bir liman kenti çok sayıda gemi geliyor buraya hiç gözünün yaşına bakmıyoruz hatta bu alanda da yani gemi taşımacılığı alanında da şöhretimiz bir hayli iyi. Bu olumlu mu olumsuz mu takdiri size bırakıyorum. O alanda bizim halk indinde tabii ki olumlu” dedi.
"Dünyanın da ülkemizin ki gibi birçok sorunları var"
24 istasyonda kamera, radar, AIS ile kesintisiz izleme ile gemilerin denizlere atık bırakmaması için izleme gerçekleştirdiklerini belirten Başkan Seçer “ İzleme sonunda gemilerin denizlere uygun olmayan şekilde atık bıraktığı tespit edildiği takdirde cezai işlemleri de uyguluyoruz. Kıyıların yapılaşma alanı değil, kamusal eşik ve kentse hafıza alanlarıdır diyerek Sahillerimizi halkımızın denizle bağını güçlendiren, erişebilir ve afetlere dirençli sosyal yaşam alanlarına dönüştürmeye kararlılıkla devam ediyoruz. Türkiye Belediyeler Birliği olarak bizler, belediyelerimizin deneyimlerini görünür kılmayı, iyi uygulamaları yaygınlaştırmayı ve merkezi idareyle yerel yönetim arasında güçlü bir diyalog zemini oluşturmayı önemli bir görev olarak görüyoruz. Biz sadece sizlerden, belediyelerimizden elde ettiğimiz kaynakları yine belediyelerimize araç ekipman desteğinin ötesinde çok daha değerli olan nasıl daha iyi yönetişim edinebilir belediyelerimiz, daha nasıl liyakatlı kadrolar yetiştirebiliriz.
Farklı hangi projelere belediyelerimizin spesifik olarak kendine münhasır özelliklerine göre proje edinmelerini sağlayabiliriz. Yurt dışında nasıl iletişim kurmasını sağlayabiliriz. Dünyanın da ülkemizin ki gibi birçok sorunları var. Tüm dünyada ortak sorunlar, deniz kirliliği ya da çevre kirliliği ya da küresel iklim değişikliği gibi bu ortak sorunlara nasıl çözüm üretebiliriz? Bu konuda çok değerli çalışmalar yapıyor birliğimiz. Bugünkü çalıştayında bu diyaloğun gelişmesine önemli katkılar sağlayacağına inanıyoruz. Bu vesileyle çalıştayın hazırlanması emeği geçen Türkiye Belediyeler Birliği ile Mersin Büyükşehir Belediyemizden değerli çalışma arkadaşlarıma, akademisyenlerimize ve katkı sunan tüm paydaşlara teşekkür ediyorum. Bugün yapılacak tartışmaların kıyı kentlerimizin geleceğine ışık tutmasını temenni ediyor. Hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bir kez daha Mersin'imize hoş geldiniz” diyerek kıyı güvenliği konusunda gerekli tedbirlerin alınacağını belirtti.





