Mersinli tiyatrocu Fatma Dalbudak, Türkiye Cumhuriyetimizin Kurucusu Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ı Tiyatro sahnesine taşıdı. Zübeyde Hanım’ın bilinmeyen dünyasını, acılarını, fedakarlıklarını ve vakur duruşunun sergileneceği “Zübeyde - Bir Annenin Mirası” oyunu 29 Ekim ve 10 Kasım tarihlerinde Davultepe Köytur 2 Sitesi içerisinde bulunan Üçgen Sanat tiyatrosu Sahnesinde sergilenecek.
“Zübeyde - Bir Annenin Mirası” oyunu 13 Kasımda Ankara, İstanbul, Balıkesir, Manisa , İzmir , Aydın şehirlerinin olduğu bir turneye çıkacak.
Fatma Dalbudak tarafından kaleme alınan oyun; Langaza’nın küçük bir kasabasında başlayan, evlat acılarıyla yoğrulan, göç yollarında sınanan ve Şişli’deki bir evden koskoca bir ulusun kaderine uzanan tarihi yolculuğu bir ananın gözünden sahneye taşıyor.
“Bir milletin kaderini doğuran bir annenin sessiz mirası: Zübeyde”
Oyunda Gazi Mustafa Kemal Atatürk’ün annesi Zübeyde Hanım’ın bilinmeyen dünyasını, acılarını, fedakarlıklarını ve vakur duruşunu “Zübeyde - Bir Annenin Mirası” adlı tek kişilik dev eserle tiyatroseverlerle buluşturdukları bilgisini veren Fatma Dalbudak, “Sizler onu hep Anafartalar Kahramanı Gazi Mustafa Kemal Paşa’nın annesi olarak tanıdınız. Oysa Zübeyde Hanım; altı evladından dördünü toprağa gömmüş, Balkan Harbi’nin acısıyla Selanik’ten göç etmiş, işgal altındaki İstanbul’da kızıyla bir lokma ekmeğe ve evdeki halıları satmaya mecbur kalmış, ama vakurundan ve onurundan asla taviz vermemiş Anadolu kadınının ta kendisidir.
Biz bu oyunda sadece tarihi bir kişiliği anlatmıyoruz. Bir kadının suskunluğunun, bir milletin kaderine nasıl yazıldığını; bir annenin duasıyla bir ülkenin bağımsızlık ateşinin nasıl harmanlandığını gösteriyoruz. Zübeyde Hanım’ın da dediği gibi: ‘Annelik sadece doğurmak değildir. Annelik, bazen bir milletin kaderini sırtlamaktır.’
Tüm tiyatroseverleri, tarihin bu en hüznü bol ama bir o kadar da gururlu tanıklığına, Zübeyde Hanım’ın iç dünyasına ortak olmaya davet ediyoruz” dedi.
“Oğlu vatan için çarpışırken arkada kalan bir anne bir kadın”
Bir çocuk bir milleti kurtarmaya giderken, evde bekleyen o ana ne hissediyordu? sorusundan yola çkarak bu oyunu yazmaya karar verdiğini aktaran Dalbudak, “Fikir, tarihin sayfaları arasında hep bir figür veya arka plan resmi olarak kalan bir kadının, 'insan' ve 'ana' tarafını arama merakıyla doğdu. Biz Atatürk’ü, Çanakkale’yi, Kurtuluş Savaşı’nı çok okuduk, çok izledik. Ama 'Bir çocuk bir milleti kurtarmaya giderken, evde bekleyen o ana ne hissediyordu?' sorusu beni hiç bırakmadı.
Langaza’nın çamurlu yollarında dört evladını toprağa vermiş, Selanik’ten bir valizle göçmüş, İstanbul işgal altındayken evdeki halıları satıp ayakta kalmaya çalışmış ama duruşundan asla taviz vermemiş bir kadın var ortada. Ben Mustafa Kemal’i doğuran değil, o Mustafa Kemal’i zihnen ve ruhen yetiştiren Zübeyde’nin hikayesini anlatmak istedim. Fikir, bir annenin sessizce sırtladığı o devasa mirasa vefa borcumuzdan çıktı" diye konuştu.
“Kutsal bir figürü sahneye taşımanın zorluğunu ve ağırlığını çok iyi hissettim”
Mustafa Kemal’in annesi gibi kutsal bir figürü sahneye taşımanın zorluğunu ve ağırlığını çok iyi hissettiğinin altını çizen "Biyografik oyunlar, hele ki Mustafa Kemal Atatürk gibi tüm ulusun kalbinde müstesna bir yeri olan bir liderin ailesini konu alıyorsa elbette büyük bir sorumluluk taşır. Ama biz buna 'risk' değil, 'kutsal bir sorumluluk' diyoruz.
Eğer tarihsel gerçeklerden uzaklaşır, sadece slogan atan, yapay bir ajitasyon yaparsanız bu tiyatro açısından bir risk olur. Ancak biz metni hazırlarken arşivleri, tarihi belgeleri ve kronolojiyi milim milim inceledik. Metnimiz bütünüyle samimiyet, insan sıcaklığı ve tarihsel gerçeklik üzerine kurulu.
Risk; unutmaktır, anlatmamaktır. Zübeyde Hanım gibi tarihi bir büstün arkasındaki etten, kemikten, acıdan ve vakardan oluşan o gerçek insanı sahneye taşımak sanatsal bir cesarettir. Biz o cesareti gösterdik çünkü anlatılan sadece Zübeyde Hanım'ın değil; bu toprakları vatan yapan tüm fedakar Anadolu kadınlarının hikayesidir” ifadelerini kullandı.



