Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) tarafından geçtiğimiz yıl mesken aboneleri için uygulanan yıllık tüketim limiti 5 bin kWh olarak belirlenmiş, bu yıl ise bu limit 4 bin kWh’a indirilmişti. Mersin Elektrik Mühendisleri Odası Başkanı Prof. Dr. Alkan Alkaya basın açıklaması yaparak yeni bir limit indirimi yapılması halinde vatandaşın mağdur edileceğini belirtti.
“Vatandaş tasarruf yaptıkça sınır aşağı çekiliyor”
Alkaya yaptığı açıklamada, “Elektrik Mühendisleri Odası olarak, son kaynak tedarik tarifesi kapsamında mesken tüketicilerine uygulanan yıllık tüketim limitlerinin kısa aralıklarla aşağı çekilmesinin tüketiciler üzerindeki etkileri konusunda kamuoyunu bilgilendirme gereği duyuyoruz. Devlet, vatandaşa belirli bir tüketim sınırı üzerinden bir tarife yapısı sunuyor. Vatandaş bu sınırı aşmamak için tüketimini azaltıyor. Sonra sınır aşağı çekiliyor ve vatandaş, önceki sınıra göre yaptığı tasarrufa rağmen yeni sınırın üzerinde kalabiliyor. Sonuçta kendi tüketim davranışını değiştirmiş olan tüketici, vatandaş açısından fiilen ek bir maliyet baskısı oluşturan bir tarife mekanizmasıyla karşılaşabiliyor. Basit bir örnek verelim: Yıllık tüketimini 5.000 kWh sınırının altında tutmak için 4.800 kWh seviyesine indiren bir hane, 2026 yılında sınırın 4.000 kWh'ye çekilmesi nedeniyle yine yüksek tüketimli gruba dahil olabilmektedir. Bu hane tasarruf etmiştir; ancak kendisine bildirilen kurala uyduğu halde kuralın değişmesi nedeniyle sonuç alamamıştır” dedi.
“Enerji tasarrufu politikası ile tarife politikası birbirini boşa çıkarmamalıdır”
Mersin’in iklim olarak sıcak, uzun ve nemli geçen bir kent olduğunu vurgulayan Alkaya, “Bugün 4.000 kWh'nin altında kalabilmek için tüketimini azaltan bir vatandaş, sınırın ilerleyen dönemde daha da düşürülmesi halinde yaptığı tasarrufa rağmen yeniden yüksek tüketimli kapsamına alınırsa, enerji tasarrufu nasıl öngörülebilir ve adil bir politika haline gelecektir? Bugün 4.000 kWh olarak belirlenen sınırın ilerleyen yıllarda daha da aşağı çekilmesi ihtimali dahi, tüketicilerin yatırım ve tüketim kararlarını belirsiz hale getirmektedir. Enerji tasarrufu politikası ile tarife politikası birbirini boşa çıkarmamalıdır. Mersin, Akdeniz ikliminin etkisindeki, yazları sıcak, uzun ve nemli geçen bir kenttir. Bu koşullarda klima kullanımı, soğutma ihtiyacı ve buzdolabı gibi soğutma cihazlarının çalışma süreleri elektrik tüketimini doğal olarak artırmaktadır. Yaşlıların, çocukların ve kronik hastalığı bulunan bireylerin yaşadığı evlerde iklimlendirme ihtiyacı da bu tabloyu etkileyebilmektedir” diye konuştu.
“EMO olarak enerji verimliliğini destekliyoruz”
Enerji verimliliğini desteklediklerini ancak şeffaf bir tarife yürütülmesi gerektiğinin altını çizen Alkaya, “Mersin'de elektrik tüketimini yalnızca israf veya bilinçsiz kullanım üzerinden değerlendirmek doğru değildir. İklim koşulları, hane büyüklüğü, konutun yalıtımı, kullanılan cihazların enerji sınıfı ve soğutma ihtiyacı tüketim miktarını doğrudan etkileyen unsurlardır. Bu nedenle özellikle sıcak iklim bölgelerinde, yüksek soğutma ihtiyacı bulunan hanelerden oluşan önemli sayıda tüketicinin 4.000 kWh sınırına yaklaşması veya aşması mümkündür. Tek bir ulusal eşiğin, iklim ve hane farklarını gözetmeden uygulanması ise adalet sorununu derinleştirmektedir. Enerji politikasının amacı yalnızca tüketimi azaltmak değil, tüketiciyi daha verimli tüketime yönlendiren öngörülebilir ve adil bir fiyatlandırma sistemi kurmak olmalıdır. Vatandaştan enerji tasarrufu istenirken, tasarruf yapan vatandaşın kuralların her yıl değiştirilmesi nedeniyle yeni bir maliyet baskısıyla karşı karşıya bırakılması enerji politikasının güvenilirliğini zedeler. EMO olarak enerji verimliliğini destekliyoruz; ancak verimlilik politikasının öngörülebilir, adil, şeffaf ve tüketiciyi cezalandırmayan bir tarife sistemiyle birlikte yürütülmesi gerektiğini savunuyoruz” ifadelerini kullandı.


