Nuran Çelik Kuyugöz

Nuran Çelik Kuyugöz

Tüketim Boykotu: Yeni Bir Direniş Yöntemi mi?

 


Türkiye, 2 Nisan’da büyük bir tüketim boykotuna sahne olacak gibi görünüyor. Üniversite öğrencilerinin öncülüğünde başlatılan bu hareket, Ekrem İmamoğlu’nun tutuklanmasının ardından kısa sürede büyüdü ve toplumun farklı kesimlerinden destek gördü. Peki, bu boykot ne anlama geliyor ve gerçekten bir değişim yaratabilir mi?

Boykotun temel amacı, ekonomik tüketimi durdurarak tepki göstermek. Gıda, akaryakıt, alışveriş, banka işlemleri... Kısacası hayatın her alanında bir günlük bir duraksama hedefleniyor. CHP Genel Başkanı Özgür Özel ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) gibi önemli isimler ve kurumlar da desteklerini açıkladılar. Öte yandan, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı, boykot çağrılarına yönelik bir soruşturma başlattığını duyurdu.

Tarih boyunca tüketim boykotları, toplumsal hareketlerin önemli araçlarından biri olmuştur. Gandhi’nin tuz yürüyüşünden, Rosa Parks’ın otobüs boykotuna kadar birçok örnek, kitlesel hareketlerin ekonomik gücün kullanımıyla nasıl sonuç alabildiğini gösteriyor. Ancak günümüz koşullarında bir günlük tüketim duraksamasının nasıl bir etki yaratacağı tartışmalı.

Bankalar arası Kart Merkezi verilerine göre, Türkiye’de günlük harcama 52 milyar TL civarında. Eğer boykot geniş bir katılım sağlarsa, bu rakam ciddi anlamda düşebilir. Ancak, bir gün boyunca harcama yapmayanlar ertesi gün alışverişe dönerse, uzun vadeli bir ekonomik mesaj verilebilir mi? Bu soru, boykotun sürdürülebilirliğiyle doğrudan bağlantılı.

Boykot, bir tepkinin ifadesi olarak önemli olsa da ekonomik etkisinin ne denli büyük olacağını zaman gösterecek. Ancak kesin olan bir şey var: Tüketiciler artık sadece alışveriş yapan bireyler değil, aynı zamanda politik ve sosyal mesajlarını da tüketim tercihleriyle veren bir güce sahipler. 2 Nisan, bu gücün sınırlarını test etmek için önemli bir gün olacak.




ARŞİV YAZILAR