Bebeklerde ilk 6 ay takibi büyük önem taşıyor
Bebeklerde ilk 6 ay takibi büyük önem taşıyor
İçeriği Görüntüle

Antalya’da düzenlenen Uluslararası Adli Tıp Günleri’nde konuşan Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, Ceza Genel Kurulu’nun Temmuz 2025’te verdiği ve 2024/322 esas, 2025/300 karar sayılı ilamla sonuçlanan davaya ilişkin değerlendirmelerde bulundu. Karara konu olay, 18 Ocak 2021’de Kocaeli’de meydana geldi.

Hamile olduğunu fark etmedi

Üç kız çocuğu bulunan kadın, bel ağrısı şikayetiyle eşiyle birlikte hastaneye gitti. Hamile olmadığını belirten kadına ağrı kesici ve kas gevşetici enjeksiyon uygulandı. Daha sonra evine dönen kadın, banyoda tek başına doğum yaptı.

Kararda, kadının önceki gebeliklerinden birini de 8’inci ayında öğrendiği, son gebeliğinde ise karnının büyümediğini ve adet görmeye devam ettiğini belirterek hamile olduğunu fark etmediğini söylediği aktarıldı.

Kadın, doğumdan sonra bebeğin göbek kordonunu kesmek için bıçak aldığını, bebeğin canlı olduğunu ancak sonrasını hatırlamadığını söyledi. Bebek, boyun ve karın bölgesindeki kesici alet yaralanmaları sonucu yaşamını yitirdi.

İlk raporda cezai ehliyeti tam bulundu

Yargılama sırasında Adli Tıp Kurumu 4’üncü İhtisas Kurulu tarafından hazırlanan raporda, kadında cezai sorumluluğunu ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte akıl hastalığı ya da zekâ geriliği bulunmadığı belirtildi. Olay sırasında fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini ortadan kaldıracak veya azaltacak bir ruhsal bozukluğa ilişkin tıbbi bulguya da rastlanmadığı bildirildi.

Kocaeli 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi, kadını nitelikli kasten öldürme suçundan ömür boyu hapis cezasına çarptırdı. Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi istinaf başvurusunu reddetti, Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi de kararı onadı.

Lohusalık psikozu ayrıca araştırılacak

Dosyayı Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine inceleyen Ceza Genel Kurulu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğuna etkisini TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında değerlendirdi.

Kararda, TCK’nın 34’üncü maddesinde lohusalık psikozuna açıkça yer verilmediği, ancak madde gerekçesinde gebelik sonrasında ortaya çıkan psikozların geçici nedenler kapsamında değerlendirilebileceğine işaret edildiği belirtildi. Her lohusalık durumunun ruhsal bozukluk anlamına gelmediği vurgulanarak, doğum sonrasında ortaya çıkan psikozun kişinin kusur yeteneğine etkisinin her olayın koşullarına göre belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

Yeni Adli Tıp raporu istendi

Ceza Genel Kurulu; annenin hamile olduğunu fark etmemesi, banyoda ani ve beklenmedik şekilde tek başına doğum yapması, eşinin olay sonrasında kendisini donakalmış halde gördüğünü belirtmesi ve bebeği sağlık kuruluşuna götürmeleri gibi unsurların birlikte değerlendirilmesine karar verdi.

Kurul, annenin olay sırasında algılama ve irade yeteneğini önemli ölçüde kaybetmesine yol açabilecek lohusalık psikozunun etkisi altında bulunup bulunmadığının yeni bir Adli Tıp Kurumu raporuyla belirlenmesini istedi.

Bu kapsamda kadının olay tarihine kadar olan tüm tıbbi kayıtlarının incelenmesi, fiziki muayene ve gözleminin yapılması; uygulanan ilacın etkisi, tiroid bozukluğu bulunup bulunmadığı, gebeliğin fark edilmemesinin tıbbi karşılığı ve ani doğumun psikotik travmaya yol açıp açamayacağının araştırılması gerektiği belirtildi.

Mahkumiyet kararı bozuldu

Ceza Genel Kurulu, yalnızca TCK’nın 32’nci maddesi kapsamında hazırlanan ve kadının cezai ehliyetinin tam olduğunu bildiren önceki raporla yetinilmesini eksik inceleme olarak değerlendirdi. Annenin TCK’nın 34’üncü maddesi kapsamında algılama ve davranışlarını yönlendirme yeteneğini geçici olarak kaybedip kaybetmediğinin bilimsel olarak belirlenmesine karar veren Kurul, mahkûmiyet kararının eksik inceleme nedeniyle bozulmasına oy çokluğuyla hükmetti. Böylece Yargıtay 1’inci Ceza Dairesi’nin onama kararı kaldırılırken, Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi’nin kararı da bozuldu.

‘İlk yüksek mahkeme kararı’

Yargıtay Ceza Genel Kurulu Başkanı Ahmet Ömeroğlu, kararın doğrudan lohusalık psikozuna ilişkin ilk yüksek mahkeme kararı olduğunu söyledi.

Ömeroğlu, “Bu vakte kadar doğrudan lohusalık psikozuna, sendroma ilişkin bir yüksek mahkeme kararı yok. Gördüğümüz dosyada Adli Tıp Kurumu’nun değerlendirmesini içeren rapor da vardı. Fakat rapordaki değerlendirmeler genel olarak 32’nci maddenin parametreleriyle yapılmıştı. Biz özellikle 34’üncü madde anlamında davranışların yönlendirilmesi, hukuki anlam ve sonuçlarının kavranması bakımından geçici nedenler arasında sayılıp sayılamayacağına dair rapor alınması şeklinde bir değerlendirmede bulunduk” dedi.

Ömeroğlu, lohusalık psikozunun ceza sorumluluğu açısından ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirterek, “Bu meselenin ceza ehliyeti bakımından gündemde tutulması gereken çok ciddi bir sorun olduğunu belirtmek istiyorum” diye konuştu.

Ceza Genel Kurulu kararında, lohusalık döneminde suç işleyen kişinin yalnızca bu nedenle ceza sorumluluğunun ortadan kalkmayacağı, psikolojik durumunun kişinin fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama veya davranışlarını yönlendirme yeteneğini etkileyip etkilemediğinin her olayda bilimsel olarak belirlenmesi gerektiği kaydedildi.

Kaynak: DHA