Düzenleme, yargı süreçlerinin hızlandırılması, kanun yollarının yeniden düzenlenmesi ve uygulamada ortaya çıkan bazı sorunların giderilmesi amacıyla önemli değişiklikler içeriyor.
Düzenleme ile Ceza Muhakemesi Kanunu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu, Türk Borçlar Kanunu, İcra ve İflas Kanunu, Türk Ceza Kanunu, Noterlik Kanunu ile idari yargıya ilişkin mevzuat başta olmak üzere birçok kanunda değişikliğe gidilirken, uygulamada önemli sonuçlar doğuracak yeni hükümler getirildi.Konuya ilişkin www.cukurovagazetesi.com’a değerlendirmelerde bulunan Av. Ece Serin, 12. Yargı Paketi’nin farklı kanunlarda kapsamlı değişiklikler içerdiğini belirterek, düzenlemelerin özellikle ceza yargılaması, hukuk yargılaması ve idari yargı alanlarında önemli yenilikler getirdiğini; yargılama usulleri, kanun yolları, icra süreçleri ve bazı maddi hukuk kurallarına ilişkin yeni düzenlemeler içerdiğini ifade etti.

12. Yargı Paketi kapsamında en dikkat çeken düzenlemelerden biri, hükmün açıklanmasının geri bırakılması (HAGB) kurumunda yapılan değişiklik oldu.
Yeni düzenlemeyle birlikte, sanık hakkında hükmolunan cezanın iki yıl veya daha az süreli hapis cezası ya da adli para cezası olması halinde HAGB kararı verilebilecek. Bunun yanında HAGB kararlarının istinaf incelemesine açılmasıyla birlikte bu kararlar üzerindeki yargısal denetim de genişletilmiş olacak.
Düzenleme kapsamında ayrıca, HAGB kararlarının bunlara mahsus özel bir sisteme kaydedilmesi öngörülüyor. Söz konusu kayıtlar yalnızca bir soruşturma veya kovuşturmayla bağlantılı olarak, cumhuriyet savcısı, hakim veya mahkeme tarafından talep edilmesi halinde ve kanunda belirtilen amaç doğrultusunda kullanılabilecek. Böylece hem HAGB kararlarının belirli bir sistem içerisinde izlenmesi hem de kişisel verilerin korunmasına yönelik güvencelerin güçlendirilmesi hedefleniyor.

HAGB kurumunun uzun süredir uygulamada tartışılan bir alan olduğunu belirten Av. Ece Serin, "HAGB kararlarının kanun yolu denetimine açılması, sanık bakımından daha etkin bir hukuki denetim imkanı sağlayacaktır. Bunun yanında kararların yalnızca kanunda öngörülen amaçlarla kullanılabilecek özel bir sisteme kaydedilecek olması, hem yargısal süreçlerin sağlıklı yürütülmesi hem de kişisel verilerin korunması bakımından önemli bir güvence niteliği taşımaktadır. Böylece kararların yalnızca usul yönünden değil, esas bakımından da daha kapsamlı şekilde incelenmesinin önü açılmaktadır." dedi.


Dolandırıcılık suçlarında hesap kullandırmaya ilişkin yeni düzenleme


Kanunla Türk Ceza Kanunu’nun dolandırıcılık ve nitelikli dolandırıcılık hükümlerinde de değişikliğe gidildi. Düzenlemeye göre, kişinin banka veya kredi kartı gibi ödeme araçlarını ya da banka, aracı kurum, ödeme hizmeti sağlayıcıları veya kripto varlık hizmet sağlayıcıları nezdinde bulunan hesabın kullanılmasını sağlayan bilgi veya araçları başkasının kullanımına sunması suretiyle dolandırıcılık suçuna iştirak etmesi ve fiilin yalnızca bu eylemle sınırlı olması halinde verilecek cezada yarı oranında indirim uygulanabilecek.
Düzenlemenin özellikle son dönemde artan banka hesabı, ödeme araçları ve kripto varlık hesaplarının kullandırılması suretiyle gerçekleştirilen dolandırıcılık olayları bakımından önem taşıdığını ifade eden Serin, “Ceza sorumluluğunun belirlenmesinde kişinin yalnızca hesabını kullandırmış olması değil, olayın tüm koşulları, kastı ve suç içerisindeki rolü dikkate alınmalıdır. Getirilen düzenleme, suça iştiraki sınırlı olan kişiler ile dolandırıcılık eylemini planlayan ve yöneten failler arasında daha adil bir cezalandırma sisteminin uygulanmasını amaçlamaktadır.” açıklamasında bulundu.

Belirsiz alacak davalarında yeni dönem


12.Yargı Paketi ile hukuk yargılamasında önemli değişikliklerden biri de belirsiz alacak davasına ilişkin oldu. Düzenleme ile Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nda yer alan belirsiz alacak davasına ilişkin hüküm kaldırılırken, alacağın yalnızca bir kısmının dava edildiği durumlarda talep sonucunun artırılmasına yönelik yeni bir sistem getirildi.
Buna göre, dava konusu talep aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere, tahkikat sona erinceye kadar ve iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın artırılabilecek. Ayrıca artırılan kısım bakımından da zamanaşımı dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılacak. Serin, söz konusu değişikliğin özellikle hesaplama yapılmasını gerektiren uyuşmazlıklarda önem taşıdığını belirterek, “Belirsiz alacak davası uygulamada birçok uyuşmazlık bakımından önemli bir başvuru yolu olarak kullanılıyordu. Yeni sistemle birlikte dava açma aşamasında hukuki stratejinin daha dikkatli oluşturulması gerekecek.” dedi.


İdari yargıda tek hakim uygulaması genişletiliyor


Düzenleme ile idari yargıda da önemli değişiklikler yapıldı. Buna göre, konusu 486 bin Türk Lirasını aşmayan idari işlemlere karşı açılan iptal davaları ile tam yargı davaları, düzenleyici işlemlere karşı açılan davalar hariç olmak üzere, idare mahkemelerinde tek hakim tarafından karara bağlanabilecek.
Ayrıca ilköğretim, ortaöğretim ve yükseköğretim öğrencileri hakkında tesis edilen uzaklaştırma ve ilişik kesme sonucunu doğuranlar hariç disiplin cezaları ile sınıf geçme, not tespiti, yurt, kredi ve burs işlemlerine ilişkin davalar, kamu görevlilerine ilişkin geçici görevlendirme, yolluk, lojman ve izin işlemleri, kamu görevlilerine verilen uyarma cezaları, mesleki faaliyeti geçici veya sürekli olarak engelleyenler hariç olmak üzere kamu kurumu niteliğindeki meslek kuruluşlarının üyeleri hakkında verdiği disiplin cezalarına karşı açılan davalar ile 65 Yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Kanun'un uygulanmasından doğan davalar da tek hakim tarafından görülebilecek.
İdari yargıdaki değişiklikleri değerlendiren Serin, “Tek hakimle görülecek dava kapsamının genişletilmesi, mahkemelerin iş yükünün azaltılması ve yargılama sürelerinin kısaltılması amacını taşıyor. Bununla birlikte uygulamadaki etkisi, kararların niteliği ve hukuki denetimin etkinliği bakımından yargı mercilerinin uygulamalarıyla daha net ortaya çıkacaktır.” ifadelerini kullandı.


İstinaf incelemelerinde yeni uygulamalar


Av. Ece Serin, 12. Yargı Paketi ile hem idari hem de adli yargıda istinaf incelemelerine ilişkin önemli değişiklikler yapıldığını belirterek, "Yeni düzenleme kapsamında bölge idare mahkemeleri, ilk derece mahkemesinin kararını hukuka uygun bulduğu ancak gerekçesini eksik veya hatalı değerlendirdiği durumlarda, kararı bozmak yerine gerekçesini değiştirerek istinaf başvurusunu reddedebilecek. Ayrıca karardaki maddi yanlışlıkların düzeltilmesinin mümkün olduğu hallerde gerekli düzeltmeleri yaparak red kararı verebilecek." dedi.
Serin, idari yargıda bazı eksikliklerde de önemli bir değişikliğe gidildiğini belirterek, "Özellikle keşif veya bilirkişi incelemesi yaptırılması ya da duruşma yapılması gerektiği halde bu işlemler gerçekleştirilmeden karar verilmiş olması durumunda, bölge idare mahkemesi gerekli gördüğü hallerde bu eksiklikleri kendisi tamamlayarak karar verebilecek. Böylece dosyanın yeniden ilk derece mahkemesine gönderilmesinden kaynaklanan zaman kaybının önüne geçilmesi hedefleniyor." ifadelerini kullandı.

Öte yandan, yapılan değişikliklerle bölge adliye mahkemelerinin yeniden esas hakkında verdiği kararlara karşı temyiz yoluna başvurulmasına ilişkin hükümler de yeniden düzenlendi. Buna göre, bölge adliye mahkemesinin istinaf incelemesi sonucunda yeniden esas hakkında verdiği kararın kabul edilen veya reddedilen kısmının kanunda öngörülen parasal temyiz sınırını aşması halinde temyiz yoluna başvurulabilecek. Buna karşılık, ilk derece mahkemesi kararı ile bölge adliye mahkemesi kararı arasındaki miktar veya değer farkının temyiz sınırının altında kalması halinde bu kararlar bakımından temyiz yolu kapalı olacak. Ayrıca yalnızca yargılama gideri veya vekalet ücretine ilişkin bölge adliye mahkemesi kararlarına karşı da temyiz yoluna başvurulamayacak.
Düzenlemeleri değerlendiren Serin, " Özellikle bölge idare mahkemelerine tanınan yeni inceleme yetkileri ile bölge adliye mahkemesi kararlarının temyiz edilebilirliğine ilişkin ölçütlerin yeniden belirlenmesi, uygulamada kanun yolu süreçlerini doğrudan etkileyecek niteliktedir. Yeni düzenlemelerin etkisi ise yargı mercilerinin uygulamaları ve oluşacak içtihatlarla birlikte daha belirgin hale gelecektir." diye konuştu.


Noterlik işlemlerinde belge inceleme usulü yeniden düzenleniyor


12.Yargı Paketi ile Noterlik Kanunu'nda da yargılama süreçlerini hızlandırmaya yönelik önemli değişikliklere yer verildi. Düzenlemeye göre, noterlik evrak ve defterleri; mahkemeler, sulh ceza hakimlikleri, cumhuriyet başsavcılıkları ile yetkili resmi makamlar tarafından, konusu belirtilmek suretiyle incelenebilecek.
Bunun yanında, mahkeme, sulh ceza hakimliği veya cumhuriyet başsavcılığı tarafından noterlik evrakının aslının talep edilmesi halinde, noter evrakın bir örneğini çıkararak aslına uygun olduğunu onaylayıp, onaylı örneği noterlikte muhafaza ederek belgenin aslını ilgili mercie gönderebilecek. Evrakın onaylı örneğinin talep edilmesi durumunda ise noter, elektronik ortamda gönderme imkanının bulunması halinde evrakı tarayarak güvenli elektronik imza ile oluşturduğu onaylı örneği ilgili mercie elektronik ortamda iletecek. Bunun mümkün olmadığı hallerde ise aslına uygunluğunu onayladığı örneği fiziki olarak gönderecek.Ayrıca bu işlemler için yevmiye numarası verilmeyecek; posta masrafı ve tarifeye göre belirlenen yol masrafı dışında harç, vergi, değerli kağıt ücreti dahil herhangi bir ücret alınmayacak.

Av. Ece Serin, "Yapılan düzenleme, yargı mercilerinin ihtiyaç duyduğu noterlik belgelerine daha hızlı ve güvenli şekilde ulaşılmasını amaçlıyor. Elektronik ortamda güvenli elektronik imzayla belge gönderilebilmesi, belge temin sürecini hızlandırırken, belgenin aslının ilgili merciye gönderilmesi ve noterlikte onaylı bir örneğinin muhafaza edilmesi hem delil güvenliğinin korunmasına hem noterlik arşivinin bütünlüğünün devam ettirilmesine katkı sağlayacaktır." dedi.


Duruşmalar arasındaki süreye üç ay sınırı


Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yapılan değişiklikle, hukuk yargılamalarında duruşmalar arasındaki sürenin kural olarak üç aydan daha uzun olamayacağı belirtilmekte. Ancak bilirkişi incelemesinin uzaması, istinabe işlemleri gibi zorunlu hallerde hakim, gerekçesini belirtmek suretiyle daha uzun bir süre belirleyebilecek.
Düzenlemeyle, yargılamaların gereksiz şekilde uzamasının önüne geçilmesi ve davaların makul sürede sonuçlandırılması hedeflenmektedir.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Av. Ece Serin, "Yargılamaların uzun sürmesi, hem taraflar hem de yargı sistemi açısından önemli sorunlara yol açabiliyor. Duruşmalar arasındaki süreye üst sınır getirilmesi, davaların daha planlı ilerlemesine katkı sağlayabilecek bir düzenleme. Bununla birlikte uygulamada mahkemelerin iş yükü, bilirkişi raporlarının hazırlanma süresi ve tebligat süreçleri gibi faktörler de yargılamanın hızını etkilemeye devam edecektir." dedi.


Miras kalan taşınmazların satışında mirasçılara öncelik


12.Yargı Paketi ile İcra ve İflas Kanunu'nda yapılan değişiklik kapsamında, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine ilişkin önemli bir düzenleme getirildi. Buna göre, tüm maliklerin taşınmazı miras yoluyla edindiği ve mirasçılar dışında üçüncü kişilerin pay sahibi olmadığı taşınmazlarda, ortaklığın satış suretiyle giderilmesine karar verilmesi halinde ilk açık artırma yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak. Bu usul yalnızca bir defaya mahsus uygulanacak. İlk artırmada satışın gerçekleşmemesi halinde ise ikinci artırma genel hükümlere göre gerçekleştirilecek.Düzenlemeyi değerlendiren Av. Ece Serin, " Düzenleme, aileden kalan taşınmazların öncelikle mirasçılar arasında kalmasını amaçlıyor. İlk artırmanın yalnızca malik olan mirasçılar arasında yapılacak olması, taşınmazın üçüncü kişilere geçmeden önce mirasçılar tarafından edinilebilmesine imkan tanırken, ilk artırmada satışın gerçekleşmemesi halinde ise satış sürecinin genel hükümler çerçevesinde devam etmesini sağlayacaktır." ifadelerini kullandı.

Gürsoy Turan: "Mersin için güzel bir hikaye yazacağız"
Gürsoy Turan: "Mersin için güzel bir hikaye yazacağız"
İçeriği Görüntüle


Kanuni faiz sisteminde yeni dönem


Yargı Paketi ile Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'da da önemli bir değişikliğe gidildi. Yeni düzenlemeye göre, Türk Borçlar Kanunu ile Türk Ticaret Kanunu uyarınca faiz ödenmesi gereken hallerde, taraflarca faiz oranının sözleşmeyle belirlenmemiş olması halinde uygulanacak kanuni faiz oranı, Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının önceki yılın 31 Aralık günü kısa vadeli kredi işlemlerinde uyguladığı reeskont faiz oranının yüzde 80'i esas alınarak belirlenecek. Ayrıca, söz konusu reeskont oranının 30 Haziran günü, önceki yılın 31 Aralık günü uygulanan reeskont oranından beş puan veya daha fazla farklı olması halinde, yılın ikinci yarısında 30 Haziran günü belirlenen oranın yüzde sekseni geçerli olacak.
Konuya ilişkin değerlendirmelerde bulunan Serin, "Düzenlemeyle, kanuni faiz oranının belirlenmesinde esas alınacak yöntem değiştirilmiş ve faiz oranının Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankasının reeskont faiz oranına endekslenmesi öngörülmüştür. Ayrıca, reeskont faiz oranında yıl içerisinde belirli bir değişiklik meydana gelmesi halinde uygulanacak kanuni faiz oranının güncellenmesine de imkan tanınmaktadır.’’ dedi.

Muhabir: Ahmet Atala