Uluslararası Af Örgütü, dünyanın dört bir yanındaki insan hakları ihlallerini mercek altına alan 406 sayfalık "Dünyada İnsan Haklarının Durumu 2025/26" raporunu kamuoyuna duyurdu. 144 ülkenin değerlendirildiği rapor, küresel düzenin ve uluslararası hukukun, güçlü devletlerin ve şirketlerin sistematik saldırıları altında "tehlikeli yeni bir döneme" girdiğini belgeledi.
Güçlü aktörlerin cezasızlık savaşı
Raporun lansmanında konuşan Uluslararası Af Örgütü Genel Sekreteri Agnès Callamard, insanlığın yırtıcı devletlerin saldırısı altında olduğunu belirterek, "Bu dönemin temel farkı, en güçlü aktörlerin kâr ve cezasızlık amacıyla doğrudan insan haklarının temellerine saldırmasıdır," ifadelerini kullandı. Raporda özellikle ABD, İsrail ve Rusya’nın eylemlerinin uluslararası hukuk mekanizmalarını felce uğrattığı vurgulandı.
Orta Doğu’da derinleşen insani yıkım
Raporda öne çıkan en çarpıcı başlık, İsrail’in Gazze’deki faaliyetleri oldu. 2025 yılındaki ateşkes anlaşmasına rağmen İsrail’in soykırım uygulamalarına ve apartheid sistemine devam ettiği kaydedildi:
-
Can Kaybı: 2025 yılında 26 bin 791 Filistinli hayatını kaybetti.
-
İnsani Kriz: Temmuz ayında 13 bin çocuk akut yetersiz beslenme nedeniyle tedavi altına alındı; yarım milyon kişi kıtlık riskiyle karşı karşıya kaldı.
-
Bölgesel Yayılım: Çatışmaların Lübnan, İran, Suriye ve Yemen’e sıçradığı, sivil altyapının hedef alındığı belirtildi.
Küresel otoriterleşme ve teknolojik baskı
Uluslararası Af Örgütü, devletlerin sadece fiziksel güçle değil, yapay zekâ ve casus yazılımlarla da muhalefeti bastırdığına dikkat çekti.
-
Dijital Gözetim: ABD’nin Filistin ile dayanışma gösteren öğrencileri takip etmek için yapay zekâ kullandığı, Sırbistan ve Kenya’nın ise aktivistlere karşı casus yazılımlara başvurduğu raporlandı.
-
Hak İhlalleri: Afganistan’da Taliban’ın kadınlara yönelik sistematik baskısı, İran’da protestocuların katledilmesi ve Myanmar ordusunun sivillere yönelik ağır silah kullanımı raporda geniş yer buldu.
Türkiye: İmamoğlu davası mercek altında
Türkiye başlığında ise yargı bağımsızlığı ve ifade özgürlüğü üzerindeki baskılar vurgulandı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun gözaltına alınması ve ardından başlayan yargı süreci "siyasi güdümlü" olarak nitelendirildi. İmamoğlu ile birlikte 400’den fazla kişinin yargılandığı dava ve sonrasında gerçekleşen barışçıl protestolardaki gözaltılar, raporda Türkiye’deki hak ihlallerine örnek olarak gösterildi.
"Tarihi biz yazacağız"
Agnès Callamard, dünya liderlerinin "eylemsizliğinin affedilemez" olduğunu belirterek 2026 yılı için küresel bir direniş çağrısı yaptı: "Saldırganlara taviz vermek, geleceğimizi mahvedecek yangına körükle gitmektir. 2026, tarihin bize dayatılan bir şey olmadığını, onu bizim yazdığımızı gösterdiğimiz yıl olsun."




