Araştırma kapsamında Türkiye’deki güven sorununa değinen Ekmen, “Pew Research Center tarafından yapılan bir araştırmaya göre Türkiye’de insanların birbirine olan güven oranı %14 olarak tespit edilmiş ve sıralamada Türkiye listenin sonlarında yer alıyor; listenin başında ise %83 güven oranıyla İsveç yer alıyor. Bu sonuçlar bize çok şey anlatıyor: Kurumlara güvenin yerlerde süründüğü, insanların yargıdan, adaletten, kurumlardan, hizmet veren kurumlardan müşteki olduğu bir yerde birbirine de güvenemediğini tespit etmek, Türkiye’nin toplum sağlığı ve ruh sağlığı açısından vahim bir tabloya işaret ediyor. Listenin tamamına baktığımızda, güven duygusu, bir ülkedeki hukuk, adalet, özgürlükler ve ekonomik gelişmişlikle birbirine bağlı bir parametre olarak gözüküyor” dedi.

Hukuk ve adalet yoksa güven de kayboluyor

Ekmen, “Bir ülkede hukuk ve adalet varsa, insanlar ekonomik olarak müreffehse, özgür ve mutluysa, birbirine olan güven de artıyor. Ancak bunların zayıfladığı ya da ortadan kalktığı ülkelerde güven azalıyor ve bugün bu ölçümlemeye göre Türkiye’de insanların %84’ü bir başka insanı güvenilmez buluyor” açıklamasında bulundu.

Mersin'de Hastalar ve Sağlık Çalışanlarına Yönelik Sanat Etkinliği
Mersin'de Hastalar ve Sağlık Çalışanlarına Yönelik Sanat Etkinliği
İçeriği Görüntüle

Din, iman, vatan, milliyetçilik adına mangalda kül bırakmayanların kanında kokain çıkan bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir?

Ekmen, “Her gün gündüz kuşağı programlarında doğrudan İletişim Başkanlığı’nın koordine ettiği kanallarda hangi ahlaka, adaba, insanlığa aykırı fiillerin hangi kişiler arasında yaşandığına dair saatlerce veya günlerce değil; haftalarca yayın yapılan bir ortamda insanlar birbirine nasıl güvenebilir? İnsanların çok kolay zenginleştiği, mal varlıklarına idari tedbirler veyahut da yargısal operasyonlarla el konulduğu bir yerde insanlar birbirine nasıl güvenebilir? Uyuşturucunun alıp başını gittiği, uyuşturucuya erişimin köşe başlarında ilkokul seviyesine düştüğü, kadına karşı şiddetin en çok cezasızlık politikalarından beslendiği ve bir savcının adliyede başka bir kadın hâkime silahlı saldırı yapabildiği bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir? Özellikle hizmet sektöründe bir kısım esnafın enflasyonu fırsat bilerek akla ziyan şekilde fiyatları artırdığı ve rakamlarla oynadığı bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir? Din, iman, vatan, milliyetçilik adına mangalda kül bırakmayanların kanında kokain çıkan bir ülkede insanlar birbirine nasıl güvenebilir?” diye sordu.

Dindar insanın itibar kaybının sorumlusu kim?

Bilal Erdoğan’ın sözlerini hatırlatan Ekmen, “Cumhurbaşkanımızın oğlu Sayın Bilal Erdoğan’ın şu ifadesi dikkat çekicidir: ‘Dindar insan tekrar güvenilir insandır imajını elde etmemiz lazım, kazanmamız lazım.’ Eğer bir şey yeniden kazanılacaksa, ortada kaybedilmiş bir durum var demektir. Peki bu ülkeyi 23 yıl yönettikten sonra dindar insanla ilgili oluşan bu itibar kaybının nedenlerini Bilal Bey, öncelikle Sayın Cumhurbaşkanı ile konuşması gerekmez mi? Bu ülkede neler yaşandı da dindar insan itibar kaybına uğradı? Nitekim Sayın Bilal Erdoğan’ın yönetiminde bulunduğu İbn Haldun Üniversitesi’nin yaptığı dindarlık araştırmasına göre, AK Parti iktidara gelinceye kadar bu ülkede eğitim alanların Allah’a inancı ve dini ritüellerle bağı oldukça güçlü iken, AK Parti döneminde doğanların ve eğitim alanların Allah’a olan inancı ile dini değerler; oruç, ibadet ve başörtüsü gibi dini pratiklerle olan bağının ise ciddi biçimde zayıfladığı tespit ediliyor. Biz bu çürüme ve çöküş halini, 23 yıllık iktidarın hiçbir sorunu ve sorumluluğu yokmuş gibi mi ele alacağız? Bahis ve kumara devlet eliyle izin verilirken, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin kürsüsünde bir kumar ve bahis firmasının reklamı geçen yıl 23 Nisan’da gencecik çocukların giydiği formalar üzerinden yapılırken bu itibar kaybını nerede arayacağız? Bizzat Sayın Cumhurbaşkanı’nın ailesi tarafından yönetilen televizyon kanallarında, ATV’de her gün yayınlanan ve ahlaka, vicdana, insanın taşıdığı tüm değerlere aykırı fiilleri günlerce ekrana taşıyan programlar varken itibar kaybını nerede arayacağız? Siyaset yoluyla bir gecede zenginleşenlerin, bir gecede fakirleşenlerin olduğu bir tabloda bu itibar kaybını nerede arayacağız ve bunda bu iktidarın sorumluluğu yokmuş gibi mi davranacağız?” dedi.

Kaynak: Haber Merkezi