Mersin Devlet Güzel Sanatlar Galerisi bünyesinde düzenlenen Bez Dokuma Atölyesi öğrenciler ve kadınların yoğun ilgisiyle karşılandı. Atölyede konuşan İnce “Şöyle söyleyeyim artık çocukların ilgisi çok da yok. Ve vatandaşların ilgisi de zamanla mecburiyetten azalmış durumda. Çünkü apartman hayatına geçildi şu an. Öyle olunca eskiden hep müstakil evlerdi. Herkes evinin önünde bir şeyler yapıyordu. Bu tezgahı böyle götürüp, evde böyle bir işi yapmak çok zor. Çünkü bunun atölye arkası da var çok. Örme aşaması var. Tek başına yapılacak bir iş değil. Önceden müstakil olduğu için evler, müstakil zamanında daha çok yapılıyordu. Bu gösterdiğim bez dokuma makinesi çok sesli, bu çalıştığı zaman çok ses çıkartıyor. Kaç metre öteden bile tak- tak diye duyulur. Yani şu an apartman hayatı için uygun olmadığı için zaten problem. Aslında orijinali ayakları toprağın içinde olandır. Sesi de yutsun diye düşünülmüştür. Yani normali zemin hizasına oturuyor. Ayakları onun şöyle yarım metre kadar da toprak içine girer” dedi.

Liflerin yanı sıra kök boyaların önemi de anlatıldı
Orta Asya’dan Anadolu’ya uzanan Türk dokuma geleneği, binlerce yıllık geçmişiyle kültürel mirasın en önemli parçalarından biri olmayı sürdürüyor. Neolitik döneme kadar uzanan bu sanat Türk toplumunun yaşam biçimini, doğayla ilişkisini ve estetik anlayışını ilmek ilmek günümüze taşıyor. Dünya literatüründe “Türk Düğümü” olarak bilinen Gördes düğümü ise Türk halılarının dayanıklılığı ve kalitesinin simgesi olarak kabul ediliyor. Atölyede halı, kilim, sumak ve cicim gibi farklı dokuma türleri hakkında bilgiler veren İnce, üretim sürecinde kullanılan yün, ipek ve pamuk gibi doğal liflerin yanı sıra kök boyaların önemini de anlatıldı. Dokumalarda yer alan geometrik desenlerin ve bitkisel motiflerin yalnızca süsleme olmadığı, bereketi, aile bağlarını ve koruyucu sembolleri temsil ettiğini de vurguladı.

Atölyeye özellikle orta yaş ve üzeri kadınların yoğun ilgi gösterdiğini belirten İnce, emeklilerin ve sosyal hayata katılmak isteyen vatandaşların dokuma çalışmalarını terapi gibi gördüğünü de belirtti. Okullardan gelen öğrencilere de geleneksel dokuma kültürünü tanıttıklarını söyleyen İnce, bu sanatın gelecek nesillere aktarılması gerektiğini de dile getirdi.






