Bir otelde gerçekleştirilen etkinlikte bakliyattan yapılmış ürünler tanıtılırken, tamamı bakliyat ürünleri kullanılarak yapılan çok sayıda yemek menüsü de konuklara ikram edildi. Etkinliğin açılışında konuşan AHBİB Yönetim Kurulu Başkanı Veysel Memiş, dünya gıda tüketim alışkanlıklarının hızla değiştiğini belirterek, “Ülkeler sürdürülebilir gıda tedariği için stratejik tedbirler almaktadır. Özellikle pandemi ve Rusya ile Ukrayna savaşı sonrasında ülkeler gıdada dışa bağımlılığı azaltmak amacıyla iç yönetimi güçlendirmeye yönelmiştir. Bu süreçte tarım ve bakliyat uzun raf ömrü, besin değeri avantajlarıyla küresel gıda güvenliğinin temel unsurları arasına girmiştir. Son yıllarda ülkeler tahıl ve bakliyatta üretim alanlarında rekoltelerini ve stoklarını artırmaya çalışmaktadır. Gıda üretimi ve iklim koşulları, küresel ısınma, su kaynakları, tarım alanları, insan gücü, enerji, gübre ve teknoloji belirleyici hale gelirken, periyotu sıklaşan gıda krizleri artık sadece ekonomik değil, ulusal güvenlik boyutu olan stratejik riskler haline gelmiştir. Son yıllarda bakliyat alanında yapılan araştırmalar ve sanayi yatırımları, bu ürün grubunun hem ülkelerin hemde tüketicilerinin gündemine taşımıştır. Yetersiz beslenme, düşük protein tüketimi, yükselen gıda fiyatları, bitkisel protein kaynaklarına yönelimi arttırmıştır. Bugün birçok ülkede ürünlerin en az yüzde 20’sini protein ağırlıklı olması devlet politikası haline gelmiştir. Hayvansal protein ve bu ihtiyaçların karşılanması ekonomik olmadığı için çözüm bakliyatta bulunmuştur. Bu nedenle dünyada bakliyata yönelen talep ciddi bir şekilde artmaktadır. Aynı zamanda küresel ısınma ve yoğun tarım uygulamaları da toprakların azot yönünden fakirleşmesi, bakliyatı yeniden tarımın stratejik ürünlerinden biri haline getirmiştir. Bugün birçok tarım ürünlerinde arz ve talep dengesi bozulurken, bakliyat gibi stratejik ürünlerin üretimi düşmektedir. Bu tablo gıda güvenliği açısından dikkatle yönetilmesi bir süreçtir. Çünkü bakliyat Türkiye’nin temel besin kaynaklarından biridir” dedi.

"Yediğimiz Bakliyat Ürünlerinin Kıymetini Bilin"
Mersin Ticaret Odası Başkanı Abdullah Özdemir ise bakliyatın tarih boyunca ana vatanı olan bu topraklarda üretildiğini vurgulayarak, “Buradan dünyaya yayılmış ve sofralarımızda yer bulmuştur. Kültürel mirasımızın bir parçası, emeğin ve bereketin simgesidir. Bir kere iklim değişikliği çok yüksek. O yüzden baklagiller az su ister ve kuraklığa dayanıklıdır. Toprağa azot vererek toprağın verimliliği artırır, sağlığını korur. Kimyasal gübre ihtiyacını azaltarak üretim maliyetini düşürür. Ürün rotasyonu için idealdir. İklim değişikliğiyle mücadelede etkilidir. Yani bakliyat çok faydalıdır. Bir kilogram sığır eti proteini baklagillerden elde edilen bir kilo proteine kıyasla 20 kat daha fazla arazi gerekmektedir. 1 kilogram sığır eti üretmek için 13 bin litre su gerekirken, bir kilogram mercimek üretmek için bin 250 litre su ihtiyacı var. Dolayısıyla baklagiller doğal kaynakların korunmasına da önemli katkı sunmaktadır. Baklagiller yüksek protein içeriği, lifli yapısı, vitamin ve mineral zenginliği sayesinde sağlıklı beslenmenin temel unsurlarından biridir. Yağ içeriği düşüktür. Obezite, diyabet, kalp ve damar hastalıkları gibi birçok kronik rahatsızlıkta etkindir. Glutensiz yapısıyla çölyak hastalıkları için idealdir. Bağışıklık sistemini güçlendirir. Bugün bakliyat dar gelirli aileler için temel bir besindir. Sağlıklı yaşamı belirleyen bireyler için ise bilinçli bir tercihtir. Uzun raf ömrü, besin değerini kaybetmeden kolayla saklanabilmesi sayesinde gıda israfının önlenmesine katkı sağlar. Deyim yerindeyse bakliyat hem insanlık hemde doğa için çok önemli bir üründür. Maalesef çocuklarımız ve gençlerimiz arasında bakliyat halen geleneksel veya geçmişe ait bir ürün olarak algılanmakta. Yani bu ürünleri gençlerimiz benimsemiyor. Bu noktada Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütü 2026 yılı Dünya Bakliyat Günü temasında son derece anlamlı bir söz söyledi. Bu yılın sloganı gösterişsiz ve sade geleneksel ürünler artık mükemmel geleceğin anahtarlarından biri haline gelmişti. Biz bakliyatın kıymetini bilmiyoruz, tarım örgütü bunu dünyaya yansıtıyor. Bu yüzden bu yediğimiz bakliyat ürünlerin kıymetini iyi bilin” şeklinde konuştu.

"Mersin Türkiye’deki Bütün Sorunların Yaşandığı ancak Bütün Güzelliklerinin De Olduğu Bir Kent"
Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer de Türkiye’nin toplumsal refahının artmasının herkes tarafından istendiğini vurgulayarak, “Türkiye’nin toplumsal refahının artması birçok sosyal problemlerini de çözecek reçetedeki ilaç olduğunu biliyoruz. Doğal olarak iş dünyasının Türkiye’nin sosyal barışında, Türkiye’nin huzurunda, Türkiye’nin dünyada saygın bir ülke olmasında çok önemli katkısı var. Kentimizin belediye başkanı olarak bu konuda elbette ki kentimin iş dünyasıyla ilişkili sorunların takibinde, onların oluşabilecek sorunlara ön alıp, yatırım konusunda hızlı davranma yada bir vizyon ortaya koymakta son derece hassas çalışmalar yürütüyorum. Bildiğiniz gibi bakliyatçılık sektörünün kümelenme yaptığı alan daha çok bizim Akdeniz ilçemiz. O bölge kentimizin doğu bölgesi. Ancak yerleşim yerlerimiz daha çok kuzey ve batıda kalıyor. Doğal olarak sizin her gün tesislerinize gidip, gelmeniz zamanınız alıyor, sabrınızı zorluyor. Mersin’in resmi nüfusundan yüzde 30 daha fazla nüfusu var. Mersin’in resmi araç sayısının tahminen yüzde 15-20 daha fazla. Buda trafiği zorluyor. Bizde bunun önlemini almaya çalışıyoruz. Hem merkezi hükümete bağlı kurumlar hem de başta biz olmak üzere bu konuda tedbirler almaya gayret ediyoruz. Kentin en önemli sorunlarından birinin trafik sorunu geldiğini vatandaş dillendiriyorsa burada yöneticilerin kulak vermesi lazım. D-400 Karayolunun ki orayla ilgili hızlı bir aksiyon alında oranın revizyonu, oranın daha iyi, daha geniş bir ortama kavuşması, otoyolların daha iyi hale gelmesi ve bizim kendi yetki alanlarımızda olan özellikle sizin işletmelerinizin yoğun olduğu hal bölgesinde ve 2. Çevre yolunda, hatta o bölgede açılacak yeni yollarda öncelik yaptığımızı bilmenizi istiyorum. Kentimiz gelişiyor, kentimiz büyüyor. Mutlaka canlı organizma gibi olan kentler bir sorunu çözer ama farklı bir sorunla karşılaşırsınız. Mersin hem canlı bir kent hem gelişen hem serpilen, büyüyen bir kent. Ancak her şeyden önemlisi bizler için yaptığımız yoldan, sizlere temiz tuttuğumuz parklardan yada yada sosyal politikalardan çok da önemlisi kentin huzuru, birlik ve beraberliği üstünde kafa yormak gerekir. Mersin elinizin tersiyle itilecek bir kent değil. Mersin Türkiye’deki bütün sorunların yaşandığı, bütün güzelliklerin olduğu bir kent. Mersin bir renk cümbüşü. Doğal olarak burada Mersin’in huzuru demek Türkiye’nin huzuru demek. Mersin’in kalkınması demek Türkiye’nin kalkınması demek. Mersin’de bir sorunun oluşması demek aslında Türkiye’de bu sorunun büyüyeceği anlamına gelir. O bilinç burada görevimizi yapmaya çalışıyoruz. Son zamanlarda Mersin’de çok değerli bir uyumun olduğunu görüyoruz. Buda hepimizin işini kolaylaştırıyor. Merkezi bağlı kurumlar Valimizin koordinasyonunda, yerel yönetimlerle bir arada. Siyaseti bir kenar bırakarak, siyasi atışmalara hiçbir zaman yer vermeyerek çalışmalarımızı sürdürüyoruz. Buda kentte yarıyor. İnşallah bugüne kadar olduğu gibi bundan sonra da çalışmalarımızı devam ettireceğiz” ifadelerini kullandı.

Bakliyat ürünleri kullanılarak 12 çeşitten oluşan yemek menüsünün konuklara ikram edildiği etkinlikte, sektöre katkı sunanlara plaket verildi.



