Mersin Kadın Platformu tarafından 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısı ile düzenlenen yürüyüş sonunda yapılan basın açıklamasında, “Ne giyeceğimizi, nasıl doğuracağımızı, nasıl yaşayacağımızı, erkeğe biat ve itaat etmemizi dayatarak bize sınır çizenlere, nefret söylemini yaygınlaştıran aile politikalarınıza, LGBTİ+’lara savaş açanlara karşı mücadelemiz en güvenli yer!” denildi.
Mersin Kadın Platformu, 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü dolayısı ile yürüyüş düzenledi.
Platform tarafından yapılan basın açıklamasında, 25 Kasım’ın Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü olmasının nedeni anlatıldı. Açıklamada 25 Kasım’ın önemi şöyle anlatıldı:
“64 yıl önce 25 Kasım 1960’ta Turjilo faşist diktatörlüğüne karşı özgürlük mücadelesi veren Patria, Minerva ve Maria Mirabel kardeşler tecavüze uğrayarak katledildi. Bugün Dünyanın 4 bir yanında kadınlar, Mirabel kardeşlerin özgürlük için kanat çırpışından aldığı güçle sokaklarda, isyanda. İsyanımızla faşist diktatörlüklere, savaşa, erkek-devlet şiddetine, yoksullaştırma, güvencesizleştirme ve aileyi güçlendirme politikalarına karşı emeğimize, bedenimize, haklarımıza ve hayatlarımıza sahip çıkıyoruz. Göç yollarında, evlerde, okullarda, işyerlerinde, sokaklarda şiddetle, tacizle, tecavüzle ve katledilmeyle baş başa bırakılan, hikayesi yarım bırakılmış tüm kadınların öfkesi ve isyanıyla sokaklarda, meydanlardayız. Birbirimizden, hayatlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz.”
SON 5 YILDA EN ÇOK KADIN KATLİAMI YAŞANAN YIL
Yılın ilk 10 ayı ülke genelinde 406, Mersin’de ise 14 kadının erkekler tarafından öldürüldüğü vurgulanan açıklamada, 2024 yılının daha sona ermeden son 5 yıldır en çok kadın katliamı yaşanan yıl olduğu söylendi. Açıklamanın devamında, “Bizler bu cinayetlerin münferit olmadığını biliyoruz. Narin gibi, Şirin gibi yüzlerce çocuk, cemaat-tarikat ve aile üçgeninde katlediliyor. Failler iyi halden, kanıt yetersizliğinden serbest bırakılırken, hayatta kalmak için kendini savunmak zorunda kalan kadınlara en ağır cezalar veriliyor. Türkiye’de işlenen her kadın cinayetinde, her çocuk cinayetinde katilleri cezasızlıkla ödüllendiren, kadın kazanımlarına saldıran, kadını ve çocuğu değil aileyi koruyan bu iktidarın parmağı var” ifadeleri kullanıldı.
“ ‘JİN, JİYAN, AZADİ’ SLOGANI ‘TERÖR TERMİNOLOJİSİ’ DENİLEREK KRİMİNALİZE EDİLMEYE ÇALIŞILDI”
Platform açıklamasında, iktidarın kadınların yaşam alanını ‘aile’ ile sınırladığını ve kadın iradesini de gasp ettiği söylenirken kayyum atamalarına da değinildi. Belediyelere atanan kayyumların ilk icraatlarinin kadın kazanımlarına saldırmak olduğu vurgulanan açıklamada, “Kadın merkezlerini kapatan, kadınların regl izinlerini içeren toplu sözleşmeleri fesheden kayyumlara ve Hizbullah’a karşı en yüksek oyu alan Batman Belediye Eş Başkanı Gülistan Sönük’ün ve kayyumlara karşı en önde direnen kadınların iradesi, irademizdir. Bu irade, iktidarı korkutmuş olacak ki Diyarbakır’da “Jin, jiyan, azadi” sloganı “terör terminolojisi” denilerek kriminalize edilmeye çalışıldı” denildi.
“KADINLARIN %30,8’İ KAYIT DIŞI ÇALIŞTIRILIYOR”
Kapitalizmin yoksul ülkelerde 15 yaş üstü kız çocuklardan elde ettiği kardan ve kadınlarına kayıt dışı çalıştırıldığından bahsedilen açıklamada, “Şirketlerin vergi borçları bir gece yarısı silinirken kadınların %30,8’i kayıt dışı çalıştırılıyor. Kapitalizmin yoksul ülkelerde 15 yaş üstü kız çocuklarından ve kadınlardan elde ettiği kar yıllık 10,8 trilyon dolar. Hal böyleyken, geçimini sağlamak için 5 çocuğunu evde bırakıp hurda toplamaya giden bir kadının çocukları yaşamını yitirince suçlu “kadın” olarak atanıyor” şeklinde konuşuldu.
“YOKSULLAŞTIRMA POLİTİKALARINIZA KARŞI BİZİM OLANI ALACAĞIZ”
Açıklamada, AK Parti Grup Başkanvekili Özlem Zengin’in, ‘Her şeyi paraya bağlıyorsunuz’ söylemlerine karşın, “Buradan Özlem Zengin’e ve AKP iktidarına sesleniyoruz: Yoksulluğa ittiğiniz kadınlar çocukları evde aç kalmasın çocuklarını evde bırakıp güvencesiz işlerde çalışmaya gidiyor, çocukların hayatı eve biraz fazla para girsin diye MESEM’lerde çalışarak kararıyor. Yarattığınız ekonomik krizin bedelini kadınlar ve çocuklar ödüyor. Kamusal haklarımızı sizin sarayınızın itibarına teslim etmeyeceğiz. Yoksullaştırma politikalarınıza karşı bizim olanı alacağız!” ifadeleri kullanıldı.
“MÜCADELEMİZ EN GÜVENLİ YER”
İstanbul Sözleşmesinin feshedilmesi, LGBTİ+ hakları, eşitlik, özgürlük gibi kavramlara vurgu yapılan açıklamada, “Ne giyeceğimizi, nasıl doğuracağımızı, nasıl yaşayacağımızı, erkeğe biat ve itaat etmemizi dayatarak bize sınır çizenlere, nefret söylemini yaygınlaştıran aile politikalarınıza, LGBTİ+’lara savaş açanlara karşı mücadelemiz en güvenli yer!” denildi.
Mersin Kadın Platformu’nun basın açıklaması ifadeler ile sona erdi:
“İstanbul Sözleşmesi’nin fesih kararının geri çekilmesi için, 6284 Sayılı Yasa’nın etkin uygulanması için, çocuklara yönelik şiddeti önlemeye yönelik Lanzarote Sözleşmesi’nin gereğinin yerine getirilmesi için mücadelemiz en güvenli yer! Çalışma yaşamında şiddet ve tacizin önlenmesine yönelik ILO’nun 190Sayılı Sözleşmesi’ne taraf olunsun ve sözleşme yürürlüğe girsin. İşsizliğe, yoksulluğa, güvencesizliğe, KHK’lerle gasp edilen çalışma hakkımıza karşı mücadelemiz en güvenli yer! Savaşa karşı barışı savunmak için, Çocukların güvenliğini bahane ederek meclisten geçirdikleri hayvanları öldürme yasasına karşı, yağmacı-talancı çeteler ile doğayı talan edenlere karşı mücadelemiz en güvenli yer! Hayatımızı gericilikle kuşatmaya çalışanlara karşı eşit, özgür, laik bir yaşamı yeniden kurmak için birleştiriyoruz ellerimizi. Mücadelemizle 9.Yargı paketinden çıkarılan soyadı hakkımızı kazandığımız gibi 6284’ü de uygulatacağız.
Diyarbakır Valiliği’nin yasaklamaya gücünün yeteceğini sandığı tüm dünyada kadınların direnişinin sloganı olan “Jin, Jiyan, Azadi” sloganı ile kuşandık öfkemizi. Katledilen, hikayesi yarım bırakılan tüm kadınların kanat çırpışında mücadelemiz.
Emeğimiz, bedenimiz, kimliğimiz için kocaya, patrona, diktatöre hayatlarımızdaki tek adamlara karşı yaşamlarımızı savunmak için, evlerden, işyerlerinden, kampüslerden çıkıp en güvendiğimiz yerdeyiz! Birbirimizin elini sıkıca tutuyor, sokaklardan, meydanlardan haykırıyoruz. Ben, sen, o birbirimizin çaresiyiz. Hayatlarımızdan ve haklarımızdan vazgeçmiyoruz.”