Yeni Yol Grubu’nun vermiş olduğu araştırma önergesiyle imar ve planlama sistemindeki aksaklıklar hakkında konuşan Ekmen, “Bu önerge sadece çocuklarımızın geleceğini değil, aynı zamanda başta siyasetin finansmanı olmak üzere yüz milyonlarca dolarlık rant ve kaynak aktarımının bir gecede, kamuoyunun bilgisi dışında alınan kararlarla nasıl gerçekleştiğine dair örnekler de içermektedir. İmar planları sadece teknik belgeler veya yapılaşma koşullarını belirleyen alelade evraklar değildir. İmar planları, bir şehrin geleceğidir; çocuklarımızın yarın kendi mahallelerinde arkadaşlarıyla birlikte oynayıp oynayamayacaklarını, nefes alıp alamayacaklarını belirleyen kentsel adaletin çıktılarıdır. Kamu yararı ile mülkiyet hakkı arasındaki hassas dengenin en görünür hallerinden biridir. Ancak ne yazık ki bugün Türkiye’de imar uygulamaları denildiğinde akla ilk gelen; şeffaflıktan uzak süreçler, denetimsizlik ve adrese teslim rant ile kaynak aktarımıdır” şeklinde konuştu.

"İmar düzenlemesinin en temel dayanağı şeffaflık olmalıdır"

İmar planlamasında birden fazla yetkili kurumun görev aldığını belirten Yeni Yol Partisi Grup Başkanı Ekmen, “Cumhurbaşkanlığı, Çevre, Şehircilik Bakanlığı, ilgili bazı bakanlıklar, projelere göre TOKİ, Özelleştirme İdaresi, büyükşehir belediyeleri, ilçe belediyeleri, valilikler, il özel idareleri ve OSB yönetimleri gibi birçok farklı kurum bazen birbirinden habersiz, bazen de birbirini hiç bilgilendirmeden imar düzenlemesi yapabilmektedir. Bu çok başlılık, kentlerimizde bütüncül bir planlama yapılmasını engellemekte, kurumlar arası koordinasyonu ortadan kaldırmakta ve kararlar arasında ciddi uyumsuzluklar yaratmaktadır. Bu durum yalnızca bir belirsizlik doğurmamakta; aynı zamanda kaynakların etkin kullanılamaması, siyasetin finansmanıyla ilgili tartışmalar ve imar rantları üzerinden kaynak aktarımı ile kaynak yaratımı tartışmalarını da beraberinde getirmektedir” dedi.

Sokak ortasında 6 kadının saldırısına uğramıştı, genç kadın o anları anlattı
Sokak ortasında 6 kadının saldırısına uğramıştı, genç kadın o anları anlattı
İçeriği Görüntüle

Ekmen, imar düzenlemelerinde şeffaflığın temel ilke olması gerektiğine dikkat çekerek, “Bir imar düzenlemesinin şüphesiz en temel dayanağı şeffaflık olmalıdır. Bir vatandaş kendi sokağında, mahallesinde, şehrinde ve ilçesinde yapılacak değişikliklerden haberdar olmalı, bu değişikliklerle ilgili süreçlere katılabilmeli ve neticede itiraz hakkını kullanabilmelidir. Oysa mevcut düzende sivil toplum örgütleri dahi bu imar değişikliklerini tam anlamıyla takip edememekte, ancak ilan aşamasında kısmen yargı yoluna gidebilmektedir. Gelişme potansiyeli olan bölgeler başta olmak üzere, şehrin belirli yerlerinde parsel bazlı yapılan imar değişiklikleriyle bir gecede yüz milyonlarca doları bulan değer artışları ortaya çıkmaktadır. Bu artışlar vergilendirilmemektedir. Kamu ile müteahhit ya da mülkiyet sahibi arasında bir gelir paylaşımı söz konusu değildir. Bu menfaat kimin lehine çalışmaktadır? İstanbul Beşiktaş Etiler’deki eski Polis Meslek Yüksek Okulu arazisinde inşa edilen sitede bir daire 450 milyon liraya satılabilmektedir. Kanal İstanbul güzergâhında mantar gibi türeyen yeni imar düzenlemeleri, Atatürk Havalimanı bitişiğindeki arazilerin konut ve ticarete açılması, İstanbul Finans Merkezi ve Galataport Projesi’ndeki imar süreçleri, Maslak-Büyükdere hattındaki ayrıcalıklı parsel imtiyazları, yeşil alanları ranta kurban edilen Mecidiyeköy, altyapısız emsal artışlarıyla adeta beton hapishanesine dönüştürülen Fikirtepe ve daha onlarca örnek verilebilir. Bütün örneklere rağmen merkezî bir denetim mekanizması kurulamadığı gibi kamusal yarar ile şehirlerin yararı arasında da sağlıklı bir denge oluşturulamamaktadır” açıklamasında bulundu.

"Elinizi vicdanınıza koyun"

Meslek kuruluşlarının açtığı davaların çoğu zaman sonuçsuz kaldığını belirten Ekmen, “Zaman zaman meslek kuruluşları dava açıyor ancak Ankara’daki TOGO Kuleleri örneğinde olduğu gibi dava sonuçlandığında bina da bitmiş oluyor. Ardından yapılan yatırımın kamu yararı taşıdığı gibi çeşitli gerekçelerle mevcut durum bir şekilde meşrulaştırılıyor. TOGO Kuleleri’nde olduğu gibi, İstanbul Zeytinburnu’ndaki 16/9 Projesi’nde de benzer süreçler yaşandı. O proje ortadan gerçekten kaldırıldı mı? Hayır. Sayın Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın belediye başkanlığı dönemindeki en önemli mücadelelerinden biri Süzer Plaza’ydı, ‘Boğazın silüeti bozuluyor’ açıklaması vardı. Bugün Boğaz’ın hangi noktasından fotoğraf çekilse Süzer Plaza’nın üç-dört katı yüksekliğinde projeler görülüyor ve bunların tamamı da Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle hayata geçirilen projeler. AK Partili milletvekillerine ve belediye başkanlığından gelen dostlara sesleniyorum; elinizi vicdanınıza koyun ve Türkiye’de şehirlerin yağmasına artık ‘dur’ deyin” ifadelerini kullandı.

Kaynak: Haber Merkezi