Özgürlük İçin Hukukçular Derneği, 23 Ocak’ta Rojava’ya yönelik saldırıları protesto ettiği gerekçesiyle gözaltına alınan ve "polise mukavemet" iddiasıyla tutuklanan üyesi Avukat Musa Bendaş için bir basın açıklaması gerçekleştirdi. Açıklamada, tutuklamanın hukuk devleti ilkesine ve savunma dokunulmazlığına yönelik açık bir saldırı olduğu vurgulandı. ÖHD adına açıklamayı yapan Avukat Sabahat Gençtarih, Musa Bendaş’ın 24 Ocak Tehlike Altındaki Avukatlar Günü'nde tutuklanmasının sembolik ve manidar bir baskı biçimi olduğunu ifade etti.

Savunma mesleği hedef alınıyor

Motorculardan köy okullarına gönül köprüsü
Motorculardan köy okullarına gönül köprüsü
İçeriği Görüntüle

Bendaş’ın barışçıl bir protestoya katılması nedeniyle özgürlüğünden yoksun bırakılmasının demokratik toplum düzeniyle bağdaşmadığını belirten Gençtarih, " Bu tutuklama yalnızca bireysel özgürlüğün sınırlandırılması değil; ifade özgürlüğüne, barışçıl toplanma hakkına ve savunma mesleğinin kurumsal güvencelerine yönelen açık bir hak ihlalidir. Bu nedenle yaşanan süreç yalnızca ceza muhakemesi bağlamında değerlendirilebilecek bir yargısal işlem değil; hukuk devleti ilkesinin ve demokratik toplum düzeninin doğrudan sınandığı siyasal bir müdahaledir. Demokratik bir toplumda devlet iktidarı hukukla sınırlandırılır ve bireyin özgürlük alanı güvence altına alınır. İfade özgürlüğü ve barışçıl protesto hakkı bu düzenin temel taşlarıdır. Siyasal iktidarın yürüttüğü politikalara yönelik eleştirilerin barışçıl yollarla dile getirilebilmesi, demokratik toplumun varlığının en önemli göstergelerinden biridir. Rojava'ya yönelik saldırılar Türkiye'nin dış politikasıyla doğrudan ilişkilidir ve bu politikalara yönelik eleştirilerin kamusal alanda ifade edilmesi meşru bir haktır. Savaş politikalarına, çatışma ortamına ve insan hakları ihlallerine karşı söz söylemek demokratik yurttaşlığın bir gereğidir ve kriminalize edilemez” dedi.

Usulsüz soruşturma ve "cezalandırma" vurgusu

Soruşturma sürecinde Avukatlık Kanunu’nun hiçe sayıldığı, Avukatlar hakkındaki özel soruşturma usullerinin (Adalet Bakanlığı izni, çağrı usulü vb.) uygulanmadığını belirten Gençtarih,” Bendaş'ın yaklaşık iki aya yaklaşan bir süredir özgürlüğünden yoksun bırakılmış olması ise tutuklama tedbirinin niteliği bakımından ciddi bir hak ihlali oluşturmaktadır. Ceza muhakemesi hukukunda tutuklama istisnai bir koruma tedbiridir ve ancak zorunluluk, ölçülülük ve son çare olma ilkeleri çerçevesinde uygulanabilmelidir, buna rağmen uzun süreli tutukluluk hali, bu tedbirin fiilen bir cezalandırma aracına dönüştürüldüğünü göstermektedir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi içtihatlarında da tutuklamanın amacının cezalandırmak değil, yalnızca yargılamanın sağlıklı yürütülmesini sağlamak olduğu açıkça belirtilmektedir. Ancak buna rağmen yargılamanın tutuklu devam etmesi yargı makamlarının kanunlara ve içtihatlara göre değil, hukuki ölçütlerden uzaklaşan ve siyasal saiklerle şekillenen bir yaklaşım benimsediğini göstermektedir. Rojava'ya yönelik HTŞ ve IŞİD çetelelerinin gerçekleştirmiş olduğu işgal girişimlerine karşı gerçekleştirilen protestolara katılan yurttaşlara yönelik gözaltı ve tutuklamalar normalleştirilmiş, Musa BENDAŞ dışında da benzer eylemlere katılan çok sayıda yurttaşın da aynı şekilde hedef alındığı görülmüştür. Oysa barışçıl protesto hakkı, mesleği ya da kimliği ne olursa olsun herkes için geçerli temel bir demokratik haktır. Rojava'ya yönelik saldırıları protesto eden kişilerin avukat ya da yurttaş olmalarına bakılmaksızın cezai soruşturmalarla karşı karşıya bırakılması ifade özgürlüğü ve barışçıl toplanma hakkının ihlalidir. Savaş politikalarına yönelik eleştirilerin ve barış talebinin kriminalize edilmesi kabul edilemez. Bu uygulamalar yalnızca protesto hakkını kullanan yurttaşları değil. Savunma mesleğini icra eden avukatları da hedef alan sistematik bir baskı politikasının parçasıdır. Fakat, Avukatlık mesleği yalnızca teknik bir hukuk hizmeti sunma faaliyeti değildir. Avukatlar, hukukun üstünlüğünün ve savunma hakkının korunmasında kamusal bir rol üstlenirler. Bu nedenle avukatların düşüncelerini ifade etmeleri veya toplumsal meseleler hakkında görüş açıklamaları nedeniyle baskı altına alınmaları savunma hakkının kurumsal varlığına yönelik bir müdahaledir. Bu çerçevede ÖHD üyesi Kürt Avukat Musa Bendaş'ın bir protesto yürüyüşü gerekçe gösterilerek tutuklanması kabul edilemez. ÖHD'nin özellikle Kürt illerinde yaşanan hak ihlallerine karşı yürüttüğü hukuki mücadele sürecinde birçok avukat soruşturma, gözaltı ve tutuklamalarla karşı karşıya bırakılmıştır. Musa BENDAŞ' tutukluluğu da bu baskı politikalarının yeni bir örneğidir” diye konuştu.

"Musa Bendaş derhal serbest bırakılmalıdır”

ÖHD, özellikle Kürt illerinde hak ihlallerine karşı mücadele eden avukatların sistematik bir baskı politikasıyla karşı karşıya olduğunu belirtti. Açıklama, şu çağrıyla son buldu:

"Üyemiz Musa Bendaş’ın hukuka aykırı şekilde devam eden tutukluluğunu kabul etmiyoruz. Savunma mesleğini ve temel hakları hedef alan bu uygulamalara derhal son verilmeli, Avukat Musa Bendaş derhal serbest bırakılmalıdır. Bu hukuksuzluğun hem hukuki hem de toplumsal takipçisi olacağız."

Kaynak: Hülya Uygur