Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Özge, sosyal izolasyon ve yalnızlığın sadece ruh halini değil, aynı zamanda beyin sağlığını da ciddi şekilde etkilediğine dikkat çekti. Yalnızlığın, Alzheimer ve demans gibi yaşlılıkla ilişkili hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğuna işaret eden Prof. Dr. Özge, sosyal medyanın birebir iletişim ihtiyacını da zayıflattığını söyledi.
Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Aynur Özge, modern kent yaşamının getirdiği zorlukların, teknolojinin birebir iletişim üzerindeki etkilerinin ve özellikle pandemi döneminde yaşanan sosyal izolasyonun insanların hayatında derin izler bıraktığını söyledi.
Sosyal izolasyon ve yalnızlık sadece ruh halini değil, aynı zamanda beyin sağlığını da ciddi şekilde etkilediğini ifade eden Nöroloji Uzmanı Prof. Dr. Özge, “Yalnızlık beynimizi erkenden yaşlandırır” başlıklı yazısında kentleşme ile birlikte artan yalnızlık, sosyal medya ve teknolojinin birebir iletişime etkileri, pandeminin yalnızlık üzerindeki etkileri ve yalnızlığın beyin yaşlanması üzerindeki etkilerini şöyle anlattı:
KENTLEŞME VE ARTAN YALNIZLIK
“Kentleşme, insanlar için daha iyi ekonomik fırsatlar ve daha fazla hizmet anlamına gelse de, aynı zamanda artan yalnızlık ve sosyal izolasyon sorununu da beraberinde getirmektedir. Büyük şehirlerde insanlar arasındaki fiziksel mesafeler, komşuluk ilişkilerinin zayıflaması ve hızlı yaşam tarzı, sosyal bağları zayıflatabilir. Artık daha fazla insan yalnız yaşıyor, ailelerden ve arkadaşlardan uzak bir yaşam sürdürüyor. Bu durum, bireylerin yalnız hissetmelerine ve sosyal izolasyonun olumsuz etkilerine maruz kalmalarına neden olabilir.
BEYİN SAĞLIĞI ÜZERİNDEKİ ETKİLER:
Araştırmalar, sosyal izolasyonun beyin üzerinde negatif etkiler yaratabileceğini göstermektedir. Yalnızlık, beynin prefrontal korteksinde (karar verme ve planlama yetenekleriyle ilişkili bölge) küçülmelere yol açabilir ve bu da bilişsel gerilemeyi hızlandırabilir. Ayrıca, uzun süre yalnız kalan bireylerde depresyon ve anksiyete riskleri artar, bu da beyin sağlığını daha da kötüleştirebilir.
SOSYAL MEDYA VE TEKNOLOJİNİN İLETİŞİME ETKİSİ
Teknoloji, sosyal medyanın yükselişi ile birlikte insanlara kolay ve hızlı iletişim imkânları sunarken, aynı zamanda birebir iletişim ihtiyacını da zayıflatmaktadır. Her şeyin dijital ortamlarda paylaşıldığı bir dünyada, yüz yüze sohbetlerin azalması, sosyal bağların derinliğini etkileyebilir.
TEKNOLOJİNİN OLUMLU ETKİLER:
Teknoloji sayesinde dünya genelinde anında iletişim kurmak mümkün hale geldi. Sosyal medya, uzak mesafelerde yaşayan insanların bağlantı kurmalarını sağladı, kaybedilen iletişim yollarını açtı ve bireylere sosyal destek sistemleri sundu. Özellikle pandemide, insanlar sosyal medyayı bir rahatlama kaynağı olarak kullandı.
OLUMSUZ ETKİLER
Buna rağmen, sürekli olarak sosyal medyada her şeyin paylaşılması, yüz yüze iletişim ihtiyacını azaltabilir. Online etkileşimler, birebir iletişimin yerini alamaz ve sosyal medyadaki yüzeysel ilişkiler, derin bağların yerine geçemez. Bu da zamanla bireylerde yalnızlık hissini artırabilir. Araştırmalar, sosyal medyada çok zaman geçiren bireylerin yalnızlık ve tatminsizlik yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu göstermektedir.
PANDEMİ, YALNIZLIK OLGUSUNU DAHA DA DERİNLEŞTİRTİ
Pandemi, yalnızlık olgusunu daha da derinleştiren bir süreç oldu. Sosyal mesafe kuralları, karantinalar ve evde kalma zorunlulukları, özellikle yaşlı bireyler için ciddi sosyal izolasyon sorunlarına yol açtı. Ailelerinden ve arkadaşlarından uzak kalan yaşlı bireyler, sosyal destek sistemlerinden mahrum kaldı ve bu da onların zihinsel ve duygusal sağlığını olumsuz etkiledi. Yaşlı bireyler, yalnızlık ve sosyal izolasyona en duyarlı gruplardan biridir. Pandemi döneminde yalnız kalan yaşlılar, artan anksiyete ve depresyon oranlarıyla karşı karşıya kaldılar. Bu durum beyin sağlığını da etkileyerek, bilişsel gerilemeyi hızlandırabilir. Sosyal izolasyonun, Alzheimer ve demans gibi hastalıkların ilerlemesinde önemli bir rol oynadığı düşünülmektedir.
SOSYAL MEDYADA HER ŞEYİ PAYLAŞMA
Sosyal medya, birçok insan için bir kendini ifade etme platformu haline gelmiştir. Fotoğraflar, anılar, düşünceler ve daha birçok şey sosyal medyada hızla paylaşılıyor. Ancak bu, bireylerin yüz yüze sohbet ihtiyacını azalttığı gibi, samimi ve derin iletişimlerin de azalmasına yol açıyor. Yüz yüze kurulan sohbetlerde duygu aktarımı, beden dili ve empati daha fazla hissedilirken, sosyal medya üzerinden kurulan ilişkilerde bu bağlar zayıf kalabiliyor.
BEYİN SAĞLIĞI ÜZERİNE ETKİLERİ:
Yüz yüze iletişim, beynin sosyal işleyişini destekler. Göz teması, ses tonu ve beden dili gibi unsurlar beyin için önemli ipuçlarıdır. Ancak bu unsurlar sosyal medya iletişimlerinde eksik kalabilir. Beyin, yüz yüze kurulan ilişkilerde daha fazla aktif olur, bu da sosyal becerilerin ve bilişsel esnekliğin korunmasına yardımcı olur. Uzun vadede, yüz yüze iletişimden uzak kalmak sosyal becerilerin zayıflamasına neden olabilir.
YALNIZLIK VE BEYNİN YAŞLANMASI
Yalnızlık, sadece ruhsal bir sorun olarak değil, aynı zamanda nörolojik bir risk faktörü olarak da kabul edilmelidir. Yalnız kalan bireylerin beyinleri, sosyal ilişkilerden mahrum kaldığında zamanla zayıflamaya başlayabilir. Yalnızlık hissi, stres hormonlarını artırır ve bu durum uzun vadede beyin hücrelerine zarar verir. Araştırmalar, yalnızlığın, Alzheimer ve demans gibi yaşlılıkla ilişkili hastalıkların gelişiminde önemli bir risk faktörü olduğunu göstermektedir.
Yalnızlık ve sosyal izolasyon, beyin sağlığı üzerinde derin etkiler yaratabilir. Kentleşme, sosyal medyanın yaygınlaşması ve pandemi gibi etkenler, yalnızlık hissini artırarak beyin yaşlanmasını hızlandırabilir. Sosyal ilişkilerimizi güçlendirmek, yüz yüze iletişimi artırmak ve yalnızlıkla mücadele etmek, beyin sağlığımızı korumanın en önemli yollarından biridir.”