image Ceren Yegen
Koronavirüs Sürecinde Sosyal Medya ve Dezenformasyon



Yazı Tarihi : 22.04.2020
 E-Mail : cerenyegen@mersin.edu.tr

 

2019 yılı sonu Çin’in Wuhan kentinden yayıldığı söylenen ve bugünlerde tüm dünyayı etkisi altına alan yeni tip Koronavirüs (Covid-19), yaşamın tüm alanlarını etkilemiş durumda. Amerika Birleşik Devletleri (ABD), İtalya, İspanya, Fransa gibi ülkelerde çok sayıda insan koronavirüs nedeniyle hayatını kaybediyor; İzlanda, Almanya, Türkiye gibi az sayıda ülkenin virüs konusunda başarılı bir sınav verdiği düşünülüyor.

ABD Başkanı Donald Trump’ın sosyal medya üzerinde yakın bir zamanda “Çin Virüsü” şeklinde tabir ettiği koronavirüs, birçok apokaliptik teorinin de kıskacında. Hemen her gün yeni ya da birbirinin mevcudiyeti ile görünürlük kazanmaya çalışan ilginç teoriler ile karşılaşıyoruz. Öyle ki virüsün Çin’de bir hayvan pazarından değil, pazar yakınındaki bir laboratuvardan yayıldığı, Covid 19’un insanlara “mikroçip” takmak isteyen kimselerce çıkarıldığı ve aslında biyoterörizm nedeniyle yayıldığı öne sürülüyor; virüsün yarattığı kaygı, sosyal izolasyon nedeniyle evlerinden çıkmayan bireyleri oldukça ciddi skeptik düşüncelere sevk ediyor. Amazon Ormanları’nda dâhi görüldüğü söylenen koronavirüsün tüm dünyaya yayılmasında 5G teknolojisinin neden olduğu gibi dolaylı teknoloji direnci temelli teoriler de dillendiriliyor; 5G’nin bağışıklık sistemine, DNA’ya zarar vermesinin olasılığı üzerine dâhi konuşuluyor. Ancak uzmanlar bugünlerde koronavirüsün 5G’nin mevcut olduğu ülkelerde de, olmayan ülkelerde de görüldüğü argümanıyla bu teoriyi çürütüyor.

Bugünlerde birçok yerde olduğu gibi Türkiye’de de karantina, gönüllü karantina, sosyal izolasyon nedeniyle evlere kapanan bireyler gibi çocuklar da bu zorunlu ve zor süreçten olumsuz yönde etkileniyor. Uzmanlar sürecin ve etkilerinin çocuklara anlayacakları bir dil ile anlatılması, aile sohbetlerinin artırılması ve çocukların ev içi oyunlara yönlendirilmesi gibi tavsiyelerde bulunuyor. Bununla birlikte bireylerin gündelik ritüellerinden birisi olan sosyal medya kullanımı, tıpkı birçok kriz döneminde olduğu gibi koronavirüs sürecinde de tartışmaların odak noktasında. Öyle ki, tüm dünyanın ciddi bir sınav verdiği koronavirüs gündeminde, bazı kesimler sosyal ağları bir dezenformasyon ve misenformasyon aracı, ortamı olarak kullanıyor; bazı yanlış, sahte ve provakatif bilgiler sosyal ağlar üzerinde hızlı ve kitlesel şekilde dolaşıma sokuluyor ya da kasıtlı olarak seçilen ve oluşturulan enformasyonun yayılımı amaçlanıyor. Süreçteki bilgi kirliliği ise “infodemik” olarak adlandırılıyor. Özellikle en fazla sahte hesabın var olduğu düşünülen Twitter’da şimdilerde çok sayıda sahte (fake) hesap dikkati çekiyor ve bireyleri kaygı, endişe, galeyan gibi durumlara sürüklemek adına paylaşımlarda bulunuyor. Hatta Bilim Kurulu üyelerinin isimleri ile açılan ve toplumu paniğe sürükleyici, yanlış bilgilendirici paylaşımlar yapan sahte hesaplar dâhi mevcut. Uzmanlar sahte hesapların genellikle sahte isim kullanması, az sayıda paylaşımda bulunması ve az sayıda takipçiye sahip olması gibi durumlar üzerinden anlaşılabilecekleri yönünde görüş bildiriyor ve bu hesaplar üzerinden yapılan paylaşımlara değil, resmi kurumlarca yapılan paylaşımlara itibar edilmesi gerektiğine dikkat çekiyor. Uzmanlara göre, sahte hesapların ilgili ağa katılma tarihleri de genellikle yeni ve gerçeklikleri konusunda fikir verici. Sosyal ağlarda clickbait başlıklar (tık tuzağı/yem başlıklar) ya da dikkat çekici içerikler ile paylaşımlar yapan ve çeşitli türlerde propaganda amaçlayan bazı oluşumlar da mevcut.

Sosyal medyada bilgi, haber, içeriğin doğruluğu ve güvenirliği bugünlerin temel toplumsal ve etik meselelerinden birisi olduğu için, kullanıcı olarak yapılması gereken içerik doğrulamak (ki genellikle geleneksel medya ya da resmi kurumlar birer teyit mecrası). Çeşitli medya organizasyonları arasında kıyasa gitmek gerekli. “Fact checking” denen doğruluk kontrolü, bugün Teyit.org, Doğruluk Payı gibi birçok bağımsız oluşum tarafından da yapılıyor ve doğru bilgi/haber alma hakkı göz edilmeye çalışılıyor. Kullanıcı olarak bireyler, sahte ya da provakatif içeriği fark edebilir ve buna özellikle kriz günlerinde itibar etmez ise sosyal ağlar dolayımlı dezenformasyon azalacak. Yani sosyal ağlarda dezenformasyonu azaltmak biraz da kullanıcının elinde gibi duruyor.

 

Doç. Dr. Ceren Yegen                                                                                                                                     

Mersin Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölüm Başkan Yardımcısı




 
  GÜNCEL
 
 
  SOSYAL MEDYA

 
  GAZETEMİZ

 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 

 
 
 


 

Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukurovagazetesi.com © Copyright 2019-2024 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. cukurovagazetesi.com basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA