image Nazlı Bilim
Gülüşü hür kadınlara…

Yazı Tarihi : 11.05.2020
 E-Mail :

 

Her yıl 8 Mart, Dünya Emekçi Kadınlar Günü olarak kutlanıyor. Bu güne özel ben de düşüncelerimi sizlerle paylaşmak istiyorum. Öncelikle 8 Mart gününün tarihi sürecine bakmak lazım. Dünya kadınlar günü neden 8 Mart’ta kutlanıyor?

Edindiğim bilgilere göre; Amerika'da bir dokuma fabrikasında çalışma koşullarının daha insani şartlarda olması için grev hakkını kullanan 129 kadın, fabrikada çıkan şüpheli yangınla yaşamını yitirdi. 1910 yılında 2. enternasyonel'e bağlı olarak gerçekleştirilen kadınlar toplantısında Almanya Sosyal Demokrat Partisi liderlerinden biri olan Clara Zetkin, fabrikada ölmüş kadınların anısına 8 Mart’ın Dünya Kadınlar günü olarak belirlenmesini istedi ve bu talebi oy birliğiyle kabul edildi. 1921’de gerçekleştirilen 3. Uluslararası Kadınlar Konferansının ardından bu gün 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü olarak belirlendi ve her yıl kutlanmaya başlandı.

Clara Zetkin öncülüğünde başlatılan ve günümüzde hala tüm dünyayı kapsayan bu hareketin güçlü kadın iradesinin ataerkil düşünceye nasıl direniş gösterdiğini görmek insanlık adına umut verici bir şey, tabi bu kutlamanın dışında hak arayışı olarak devam ettiği sürece…

Kadınlar hakkında herkesin bir fikri vardır. Kimi bunu şiirine kimi şarkısına kimisi ise romanına ve filmine konu etmiştir. Zaten kadınları soyutlaştırıp bir kalıba koymaya çalışmak dışında kadınlara evrende bir türlü yer veremiyoruz. Kadın gibi kutsal bir varlığı görmeyip ötekileştirmek isli bir kara duman gibi üzerimize sinmiş. Bu duman sanki ne yaparsak yapalım geçmiyor. Bunun birçok sebebi var elbette. Bunlar; eğitim düzeyi, refah seviyesi, kadınları sosyal, siyasal ve ekonomik alandan uzak tutmak gibi başlıca nedenlerdir.

Peki ya kadınları sadece 8 Mart’ta yakamıza taktığımız mor siyah kurdelelerle mi hatırlayacağız?

O zaman boğazı kesilip kıyıya vuran hırçın dalgaların sesleri gibi dünyayı inleten kadınların çığlık seslerinin hesabını kim verecek?

Ya da okuldan dönerken tecavüze uğrayıp bedeni yakılarak bir köşeye atılan kadınlar?

Peki ya daha 15’ine gelmeyen kız çocuklarının mavi önlüklerini çıkartıp beline kırmızı kuşak bağlayan bu zihniyet karşısında susacak mıyız?

Domino etkisiyle birbirini ardı ardına takip eden tacizleri, tecavüzleri, cinayetleri, tiyatro oyunu izler gibi izleyerek insanlığımızın yok oluşunu daha ne kadar açık bir şekilde gösterebilirdik bilmiyorum. Hislerimiz köreldikçe, yaşam çarkının en hızlı döndüğü yerlere doğru çekiliyor hiçbir şey olamamış gibi hayatlarımıza devam ediyoruz.

Annemiz, kardeşimiz, eşimiz ve evrende yaşayan tüm emekçi kadınların istediği tek şey; özgürce nefes alıp yaşayabilmek ama bunu bile bize çok görüyorlar! Biz gülüşü gökyüzü kadar hür olan kadınlar olarak özgürlük mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA