image Selin Kırmızı
Psikolojik Şiddet “Stockholm Sendromu”

Yazı Tarihi : 11.10.2020
 E-Mail : kirmiziselinn@gmail.com

 

Yapabileceklerinizi, yeteneklerinizi ve hayallerinizi küçümser ve dikkate almazlar.

 

Sizin adınıza kararlar alarak nereye gideceğinizden, kimle gideceğinize, ne giyeceğinize hatta ne yiyip içeceğinize kadar her konuşa sizi kendi belirledikleri sınırlar içerisinde tutmak isterler.

 

Sizi yalnızlaştırmaya; ailenizden, arkadaşlarınızdan, sosyal çevrenizden uzaklaştırmaya çalışırlar.

Kıskançlık kisvesi altında sizi her daim kontrol altında tutmaya çalışırlar.

 

Boyunuz, kilonuz, saçınız kısaca dış görünüşünüzle ilgili her şeyle dalga geçip kendinize güveninizi yitirmenizi isterler.

 

Sürekli küfrederek sizi bastırmaya, sindirmeye, korkutmaya çalışırlar.

 

Sevdiğiniz ve değer verdiğiniz herhangi bir şeyle sizi tehdit ederler.

 

Kendi davranışlarının ve yaşanan her şeyin sorumlusu olarak sizi gösterirler ve kendinizi suçlu hissetmenize zemin hazırlarlar.

 

Sizi her daim başkalarıyla kıyaslarlar.

 

Sizi kendisiyle aynı şekilde düşünmeye zorlarlar.

 

Size sorunlu veya deli muamelesi yaparlar ve kendinizi öyle algılamanıza neden olurlar.

 

Yalnızken veya kalabalık bir ortamda fark etmez size hakaretler yağdırır, sizi aşağılarlar.

 

Sizi yok sayar, istediklerini elde edemediklerinde küser, sizinle konuşmayarak sizi cezalandırmaya çalışırlar.

 

Her an nerede ve ne yapıyor olduğunuzun hesabını ister, bazen de tesadüfmüş gibi gittiğiniz her yerde karşınıza çıkarlar.

 

Evden dışarı çıkmanızı istemez, sizi eve hapsetmek için türlü yollar denerler.

 

Bir nevi manevi taciz de diyebiliriz. Narsistik kişilik bozukluğu olan insanların sevdiği bir şiddet türüdür.

 

Peki celladımıza nasıl oluyor da aşık oluyoruz?

 

Kendimizi çaresiz hissediyoruz. Maruz kaldığımız şiddeti sevgi olarak kodluyoruz.

 

Her şeye rağmen terk edemiyoruz. Yani tipik bir Stockholm Sendromu yaşıyoruz.

 

Bu sendroma adını veren olay 1973 yılında Stockholm’deki başarısız bir soygun girişimi sonucu ortaya çıkmıştır. Kreditbanken isimli bir bankayı soymaya kalkan soyguncular kuşatılınca bankada bulunan 4 kişiyi rehin almışlar ve altı gün boyunca direnmişlerdir. Altı günün sonunda polis operasyonu sırasında rehineler kurtarılmaya aktif olarak direnmişlerdir. Daha sonra ise soyguncular aleyhine tanıklık etmeye de yanaşmamışlardır hatta para toplayıp savunmalarına yardımcı olmuşlardır. Stockholm Sendromu bu olaydan sonra psikolojide benzer rehine-rehinci olaylarındaki yakınlaşmaları tanımlamak için kullanılan bir deyim haline gelmiştir.

Bütün bunlara katlanmamızın altında sevgi ve bağlanma ihtiyacımız yatıyor. Çocukluklarında sevgi görmeyen, sevgi ihtiyacı hisseden insanlar buna daha fazla katlanıyor. kendilerini seven insanlar için bedel ödemeyi, gerekirse acı çekmeyi göze alıyor ve dışarıdan bakıldığında mantıksız ilişkileri böyle sürdürüyorlar. Kurtulmayı ne kadar çok isterseniz o kadar çabuk kurtulursunuz. Her şey sizin elinizde! Kendi başınıza yapamıyorsanız psikiyatrik ya da psikolojik yardım almanız gerekmekte, ancak bu sayede daha sağlıklı ilişkilere kavuşabilirsiniz. Bu bir kader değil tercihtir.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA