image İhsan Toksöz
DİYALOG

Yazı Tarihi : 1.10.2020
 E-Mail : toksoz.yakamoz@gmail.com

 

DİYALOG

Şinasi Develi anılarındaki Mersin’i resmetti kitaplarında. Sayıları gittikçe azalan eski Mersin’i tanıyanlar, belleklerinde yaşattıkları kenti üç boyutlu canlandırabiliyorlar halâ. Hayıflanıyorlar yitip giden tarihi yapılara. Yazıklanıyorlar zamanında seslerini yükseltmedikleri için. “Yükseltselerdi ne olacaktı ki” demeyiniz, belki de o zamandan şekillenecekti Mersinlinin tarihe sahip çıkma / kentlilik bilinci. Hepimiz suçluyuz sus-pus izlemekten günümüzde de süren tarihî bina cinayetlerini.

 

Neyse ki günümüzde “N’oluyoruz abiler!” diyenler artıyor. Ama hala eski hamam, eski tas.  Değişen bir şey yok henüz. Kıyım çarkı işliyor. Ne kıyım çarkı yahu; Giyotin bu giyotin.

 

Tık iniyor binanın ensesine bıçak. Anında mevta bina…

“Azak Han’da olduğu gibi. Bir hicran yarası…

 

Yenilerde “Tevfik Sırrı Gür Stadyumu”nda da yaşamadık mı aynisini?

 

Kimseyi dinlemiyor karar alıcılar (!) Bir anda ifa ediliyor ölüm kararı. Mersinlilerin tümü izleyici. Homurtular olsa da şurda burda - bıçak iner, binanın yerinde yeller eser.

 

Acele etmek gerek infazda. N’olur, n’olmaz; türlü çeşitli kulislerle, rant hesaplarıyla alınan yıkım kararı ya değişirse? Ütopik bir düşlem olacak ama,ya bilinçlenen halk karşı çıkarsa, protesto gösterileri yaparsa (!)Yazık değil mi o kadar gaz bombasına, plastik mermiye, sıkılan suya, harcanan benzine ve işgücüne! Öfff. Abarttık mı ne? Hoşgörün, çok televizyon seyrediyorum pandemi günlerinde.

 

Haa, bir de şu restore edilip de beton duvarlar arkasına hapsedilen ünlü “Hükümet Konağımız” var sürekli aklımı tırmalayan… Mersin’i harika bir müze binasından mahrum edenler bu konuyu tekrar değerlendirirler mi acaba?

 

Uray Caddesi yakında kovboy filmlerine plato olacak “hayalet kasaba” olarak… Sözde bu tarihi mıntıkayı canlandırıp sanat ve kültüre açacaklardı. Projenin adı da pek afiliydi doğrusu: “Tarihe Gülümseyen Mersin”- Güldürmeyin İnsanı!

 

Semihi Vural yazılarında / kitaplarında kentin kuruluşundan bu yana birçok tarihî binanın süreç içinde katledilişlerini öyküledi, öykülüyor. “Mersin Life” dergisinde yayınlanan Mersin İskeleleri yazısında kaybedilen değerlerin çetelesini tuttu (1). Eski Mersin’de hayali bir tekne gezisinde beni ve Mehmet Toker’i de yanına aldı ve geçmişte nostaljik bir tur yaptık birlikte. Yok olan iskelelerin izini sürerken geriye kalan kartpostallardan, fotoğraflardan kentin neler kaybettiğini görüp karalar bağladık. Yerlerine yapılan beton ucubeleri görüp, edilgen halkımız adına utandık. Vural’ın sonradan basılan “Mersin İskeleleri” kitabı 2 baskı yaptı (2).

 

GÜME GİDEN ÖNERİ

 

Güzel bir önerisi oldu Vural’ın. Bürokrasinin çarklarında gümbürdedi gitti. Tüm yitirilen binaların orijinal yerlerinde yerleştirilecek panolarda, plâkalarda, silindirik-ışıklı reklam totemlerinde, bina duvarlarında - yanında yörenin öyküsünün yazıldığı - mekânın eski halinin büyük boy fotoğraflarının / posterlerin konulmasını önerdi yıllar önce. Ben bu konuda Lozan’da çektiğim plexiglass dış mekan uygulama fotoğraflarını gönderdim birilerine. (Bu yazıyı okuyup ilgilenen olursa tekrar gönderirim.)

 

“Ha bu nedir yaa!!!” diyen olmadı. Kendisine sormadım ama“İcat çıkarma şimdi!”diyen olmuştur garanti.

 

Mersin için kafa yoran daha birçok yazar bu konuda yazıp çiziyor, mevcut tarihî yapıların korunması, uygun işlevlerle kent kültür yaşamına katkıda bulunulması için önerilerde bulunuyorlar. Heyhat! Sümen altına atılıyor hepsi, tarihin tozlu raflarındaki yerini alıyor…

 

Naçizane ben de konuya, Uray Caddesi ve Çamlıbel özelinde, birkaç yazımda değindim ve yıllardır süren bu vandallığa son verilmesi konusunda talep ve önerilerimi sundum.Tık yok!

Zaman zaman yetkililerden “niyet beyanı” tarzında proje sinyalleri geliyor ama, halkı bilgilendirip sürece dahil etme kültürü henüz bizim toplumumuzda olmadığından sağlıklı değerlendirmeler yapılamıyor.

 

“Nefesini tüketme, sistemi değiştiremezsin” diyenlere inat - işe yarar mı bilmem ama - bu konuda yazmaktan geri alamıyorum kendimi. Umut yok pek tabii. Yıllarca uyutulduğumuz Milli Piyangonun sloganı “Ya çıkarsa!” misali yazıyoruz işte. Olur a, yandaşlardan vazgeçip talih kuşu bizim başımıza ederse bir gün, başarırsak bir vandallığı durdurmayı, “Ehh çorbada bizim de tuzumuz var” diyebiliriz belki.

 

Araştırmacı yazar Abdullah Ayan yıllardır Mersin’in tarihi binalarının nasıl yok olduğunu yazıyor, sorguluyor. Şu sıralarda arşivini karıştırıp, ne zaman ne yazmış tekrar koyuyor ortaya. Tarihi belgelere dayanarak, hangi binanın süreç içinde kime - hangi vakfa - hangi kuruma ait olduğunu sual eyliyor. El değiştirmelerdeki uygulamaları sorguluyor. Cevaplarını arıyor. Tatmin edici bir sonuca ulaşmak mümkün değil tabii ama kendisinden sonra bu işe el atacak araştırmacılara yüklüce bir dosya bırakmış oluyor. Oluyor da ne oluyor? Benim oğlum bina okur, döner döner yine okur. Tarihi yok etme vandallığı sürecek ve dosya gittikçe kabaracak.

 

ÇANKAYA İLKOKULU

 

2015 yılında 1/5000 ölçekli nazım plân içinde Çankaya İlkokulu’nun bulunduğu yer sessiz sedasız “Ticari alan” olarak tescil ediliyor. Yani bu kıymetli yer bir marka hamburgerci olabilir, ne bileyim bir oto galerisi olabilir… Sit alanı olmaktan çıkarılıp yerine yeni bir bina yapılabilir,.. Kamuoyunda pek dillendirilmiyor konu o günün şartlarında.

 

Bu yıl bölgenin 1/1000 uygulama imar plânı yapılmakta. “Ticari Alan” kararı uygulanacak, başka bir seçenek yok. Bina aslına uygun restore edilecek ve ticari bir alan olarak vakıflara gelir getirecek.

 

Binanın yıkılıp yerine daha fazla gelir getirecek bir bina yapılmasından korkuluyor. “Burası sit alanı yıkılamaz “diyorlar ama geçmişteki uygulamalar koruma kurullarında bir gecede alınan kararlarla değişiklikler yapılabileceğinin örnekleriyle dolu.

 

Kamuoyu bu eğitim yuvasının bir sosyal-kültürel alan olması yönünde sesini yükseltiyor.

Kamuoyunun sesi bu kez yüksek çıkıyor.

 

Ben öyle gündemi, belediye meclis toplantılarını falan takip eden biri değilim. Konuyu medyadan takip ediyorum. Akdeniz Belediye Başkanı Sayın Mustafa Gültak’ın ve Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer’in beyanlarını okuyoruz.

 

Ortada binanın bir “Anaokulu-Kreş” olarak kullanılabileceği ve kiraya verilerek Vakıflara gelir getirebileceği fikri dolanıp duruyor. Fikrin kimden çıktığı önemli değil. Her iki başkan da fikre olumlu bakıyor. Sayın Gültak da bu binada okumuş zaten.

 

Her iki belediye meclislerinde 2015 yılındaki “Ticari Alan” kararı aynen kabul ediliyor. Ama binanın bir Anaokulu-Kreş yapılacağı da deklare ediliyor.

 

Ne güzel değil mi? İktidar ve muhalefet belediye başkanları kamuoyu lehine ortak bir kararın alınmasına önayak oluyorlar. Demek ki ortak akla hizmet için diyalog şart. Rakip partiler arasında farklı politik hedef ve tercihler söz konusu olduğunda, siyasi ittifakların da kent-halk isteklerine göre karar alabilmesi mümkünmüş yani. Ne diyelim, hayırlı olsun.

 

Umarım süreç içinde beklenmedik olumsuz gelişmeler yaşanmaz.

 

Umarım restorasyon için gerekli para temin edilir ve Çankaya İlkokulu yine çocuk sesleriyle çınlar…

 

Umarım katılımcı belediyecilik gereği kentte yaşayanların fikirleri her zaman değerlendirilir ve daha nice tarihi bina yok olmaktan kurtulur ve restore edilecek olanların da halkın istekleri ve kentin ihtiyaçlarına göre kullanılmasının önü açılır.

 

Kulağımı çekiştiriyorum “cık, cık, cık” diyerek.

Aman nazar değmesin. Şeytan kulağına kurşun!

 

Not: Ankara’da Saraçoğlu Mahallesi’nin yıkımı konusundaki gelişmeleri üzülerek medyadan izliyoruz. Yıkacaklar Cumhuriyetin simge mahallesini rant için. Türkiye’de “Vandallık” - özelikle iktidar gücünü arkasına alanlarda - diz boyunu aştı. “Ben yaptım oldu” zihniyetinin eylemleri hiçbir zaman sorgulanmaz-yargılanmazsa, böyle gelmiş, böyle gider. Yazık!

 


 

  1. Semihi Vural,  Mersin Life, Kasım 2014 - Sayı:2
  2. Semihi Vural, Pamuğun Çocuğu Mersin, Mersin İskeleleri, MDTO Yayını, 2014.

2. Baskı 2015.


  YORUM YAZ
 
Adınız Soyadınız
 
Yorumunuz
 
 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA