“Mersin’de günlük pozitif vaka sayısı 700’ün üzerinde”

Tarih: 19 Kasım 2020 Perşembe 16:05

COVID-19 pandemisinin Türkiye’de ilk vakayı takiben hızla yükselip pik yaptığı Mart-Nisan 2020 dönemine göre bugün daha zor ve yaşantıyı tehdit eden bir döneme girdiğini savunan Mersin Tabip Odası Başkanı Mehmet Antmen, Mersin’de günlük pozitif vaka sayısı 700’ün üzerinde olduğunu ileri sürdü.

Haber-Gencay OLCAN

Mersin Tabip Odası, “COVİD-19 meslek hastalığı kabul edilmeli ve tedbirler acilen arttırılmalıdır!” adlı basın açıklaması yaptı. Oda binası bahçesinde Tabip Odası Yönetim Kurulu adına açıklama yapan Oda Başkanı Mehmet Antmen, “Geçtiğimiz gün toplanan Bakanlar Kurulu pandemi ile ilgili yeni önlemler açıkladı ve biz sağlık çalışanları olarak yeni bir hayal kırıklığı yaşadık. Hükümet salgın yerine algı yönetiminde kararlı olduğunu ve vatandaşları korumaktan ziyade sürü bağışıklığını hedeflediğini çok açık şekilde ortaya koymuştur. Oysa son dönemde salgınla mücadelede yaşananlar işimizi bu şekilde gidişatına bırakmanın ne denli tehlikeli olduğunu göstermektedir. COVID-19 pandemisi Türkiye’de ilk vakayı takiben hızla yükselip pik yaptığı Mart-Nisan 2020 dönemine göre bugün daha zor ve yaşantımızı tehdit eden bir döneme girmiş bulunmaktadır. Bu durum doğru karar verme, doğru yöntem uygulamanın önemini çok daha yaşamsal yapmaktadır. Ancak en az bunlar kadar önemli olan bir şey de zamanlamadır, vakti geçmiş ve uygulanmamış kararların bir değeri olmayacaktır” dedi.

 

“ÖLÜM SAYILARINDAKİ ARTIŞ DA ENDİŞE VERMEKTEDİR”

Salgının şu anda bütün Türkiye’ye yayılmış ve kontrolden çıktığını savunan Antmen, “Sağlık Bakanlığı’nın pandemi sürecini şeffaf bir biçimde yönetmemesi yüzünden gerçek olgu ve ölüm sayıları konusunda yeterli bilgimiz yoktur. Ancak bilim insanlarının saha gözlemleri ve çeşitli kaynaklara dayanarak yaptığı tahminler, bugünlerde salgın eğrisinin ilk tepe noktasına ulaştığı Nisan ayından daha fazla olgu sayısıyla karşı karşıya olduğumuzu göstermektedir. Entübe edilen hasta ve ağır hasta sayısındaki artışta özellikle Ekim ayının üçüncü haftasından sonra gözlenen yükselme eğilimi endişe vericidir. Ölüm sayılarındaki artış da endişe vermektedir” diye konuştu.

 

AİLE HEKİMLERİ DE İSYAN HALİNDE

Mersin’de günlük pozitif vaka sayısı 700’ün üzerinde olduğunu ileri süren Antmen, “Ambulanslar olguları taşımakta zorlanmaktadır. Hastanelerde mevcut servisler, yoğun bakımlar tam kapasite ile çalışmasına karşın yeni COVID-19 servisleri ve yoğun bakımlar açılması planlanıyor. Sadece COVID-19 hastaları değil, diğer hastalar da servis, yoğun bakım sıkıntısı yüzünden kamusal sağlık hizmetine ulaşmakta güçlük çekiyor. Hızlı tanı ve tedavinin hayati önem taşıdığı birçok hastalığın taraması yapılamıyor. İlçe Sağlık Müdürlükleri’nin ve TSM’lerin üzerine yıkılmış olan filyasyon çalışmalarında olgulara yetişilemiyor. Aile hekimleri de isyan halinde. Giderek artan sayıda pozitif ve temaslı olgu izlemine yetişemiyorlar” ifadelerini kullandı.

“MERSİN’E AİT TÜM VERİLER KAMUOYU İLE ŞEFFAF VE AYRINTILI BİÇİMDE PAYLAŞILMALIDIR”

Bu dönemde artık maske, mesafe, hijyen demenin bu sorunu çözmediğini savunan Antmen, “Salgınla mücadelenin sorumluluğu yalnızca yurttaşa, bireye indirgeyerek bu sorunla baş edilemez. Sağlık sistemimizi çok zorlayan bir noktadayız. Salgının böyle devam etmesi, hasta sayılarının böyle artması durumunda hiçbir sağlık sisteminin yeterli olamayacağı, çökeceği göz önüne alınmalıdır. Bu amaçla: Genelde Türkiye, özel olarak Mersin’e ait tüm veriler kamuoyu ile şeffaf ve ayrıntılı biçimde paylaşılmalıdır. İl Umumi Hıfzıssıhha Kurulları etkinleştirilmeli ve ile özel önlemler almalıdır. Uzun süredir toplanmayan İl Pandemi Kurulu da acilen toplanmalıdır. Bu verilerin ışığında olgu artışını engellemeye yönelik epidemiyolojik çalışmalarla gerekli tedbirler bir an önce alınmalı ve ilk adım olarak toplumsal hareketlilik derhal en etkin biçimde kısıtlanmalıdır” dedi.

 

“SALGIN İLE MÜCADELEDE TÜM OLANAKLAR TOPLUM SAĞLIĞI YARARINA KULLANILMALI”

Virüsün yayılmasını azaltacak gerekli bütün önlemlerin hızla hayata geçirilmesi gerektiğini dile getiren Antmen, “Alınacak önlemler en fazla zarar gören ve görecek dezavantajlı kesimlerin (çalışanlar/dar gelirli, işsiz, yoksullar, kadınlar, çocuklar, engelliler, 65 yaş üstü, sığınmacılar vd) korunmasını sağlayacak ekonomik ve sosyal destek mekanizmalarının oluşturulmasıyla birlikte/eş zamanlı yürürlüğe konmalı ve denetlenmelidir. Salgın mücadelesinde koruyucu sağlık hizmetleri güçlendirilmeli, birinci basamak sağlık hizmetlerinin etkinliğini artıracak şekilde organizasyon gerçekleştirilmelidir. Filyasyon çalışmaları epidemiyoloji bilimi ışığında gerçekleştirilmelidir. Bu mücadelede kamunun diğer kaynaklarının da (araç, personel) etkin kullanımı sağlanmalıdır. Salgınla mücadele edebilmek için daha çok merkezde, daha çok sayıda test yapılmalı; pozitif vakaların erken tanınması, etkin biçimde izole edilmesi, temaslıların karantinaya alınması sağlanmalıdır. Hastanede tedavisi gerekmeyen kişilerin izolasyon ve takibi için kullanıma uygun kamu pansiyon, yurt vb. ortamlar ayarlanmalı, bu konuda yerel yönetimlerle iş birliğine gidilmeli, hane içi yayılımın önüne geçilmelidir. Salgın ile mücadelede tüm olanaklar toplum sağlığı yararına kullanılmalı, kamu sağlık kurumlarının ihtiyaca cevap veremediği her durumda özel hastaneler Sağlık Bakanlığı’nın kontrolüne geçirilmeli, yurttaşların sağlık hizmetlerine erişimi istisnasız ve ön koşulsuz bütünüyle parasız olmalıdır” ifadelerini kullandı.

 

“SAĞLIK ÇALIŞANLARI TÜKENMİŞTİR”

Antmen, sözlerini söyle sürdürdü: “COVID-19 dışı hastaların aylardır ertelemek zorunda kaldıkları sağlık sorunları ve bu konuda yaşanan sorunlar dikkate alınarak pandemi dışı hastaneler belirlenmeli, pandemi dışı sağlık sorunları için başvurulabilecek güvenli alanlar yaratılmalıdır. Sağlık çalışanları yorgundur. Salgın ile en önde, özveri ile mücadele eden sağlık çalışanlarını korumayı öncelemeyen hiçbir ülke salgınla baş edemez. Salgının başından beri yöneticiler tarafından yapılan eşit ve adil olmayan görev dağılımı, eşitsiz ek ödemeler, sosyal ve ekonomik kısıtlılıkların yanında bir de her gün meslektaşlarının ölümüyle moral ve motivasyonu bozulan sağlık çalışanları tükenmiştir. Nitelikli ve yeterli koruyucu ekipmana ulaşmakta zorlanan, gelecek kaygısı taşıyan sağlık çalışanları büyük sıkıntılar yaşamalarına karşın özveri ile çalışmaktadır. Sağlık çalışanlarının çalışma koşulları ve özlük hakları hızla düzeltilmelidir. Pandemide 12-14 kat daha yüksek bulaş riski taşıyan, hastalanan ve şimdiye kadar 160’dan fazla kayıp veren sağlık çalışanlarının desteklenmesi ve bu olayın meslek hastalığı olarak yasalarda yer alması sağlanmalıdır.”

 

“YETKİLİLERİ İVEDİ OLARAK ÖNLEM ALMAYA ÇAĞIRIYORUZ”

Mersin Tabip Odası olarak hem hekim hem yurttaş kimlikleriyle toplum sağlığını en yüksek ulusal çıkar ve insani değer olarak gördüklerinin altını çizen Antmen, “Nihayetinde acilen aklın ve bilimin ışığında açık, şeffaf, güvenilir, toplumun bütün kesimlerinin katılımına açık, salgın mücadelesini bütüncül olarak ele alan yeni bir salgın politikası oluşturulmasını, geciktirilmemesi gereken, ertelenemez bir görev olarak tespit ediyoruz. Yetkilileri ivedi olarak önlem almaya, sorumluluklarına uygun adımlar atmaya, başta siyasi partiler, milletvekilleri olmak üzere bütün Mersin örgütlü yapılarını (meslek örgütü, sendika, dernek vb) yetkililer üzerinde basınç oluşturmaya, girişimde bulunmaya, çağırıyoruz” diye konuştu.

 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİNDEN VAZGEÇMEYECEĞİZ”

Antmen, sözlerini şöyle bitirdi: “25 Kasım kadına yönelik şiddetle mücadele gününe yaklaştığımız bugün, Samsun'da görevi başında öldürülen Dr. Aynur Dağdemir'in de 5. ölüm yıldönümü.  Kadına yönelik şiddet ve sağlıkta şiddetin kesiştiği tipik bir örnek olan bu cinayeti de bu vesileyle kınıyor ve devleti bu konularda önlem almaya, yasaları uygulamaya çağırıyor, İstanbul sözleşmesinden vazgeçmeyeceğimizi bir kez daha vurguluyoruz.”

 

“YETERİ KADAR KALİTELİ, KİŞİSEL KORUYUCU DONANIMIN OLUP OLMADIĞINI TAKİP EDECEĞİZ”

Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) Mersin Şube Eş Başkanı Dr. Zeki Sinan Doğan ise pandemi sebebiyle kısıtlamaların açıklanmasından sonra 2 noktaya değinerek şu ifadeleri kullandı: “Sağlık çalışanlarına, bakanlıktan ve sağlık müdürlüklerinden yollanan yazılarla ‘iş güvenliği sebebiyle covid virüsü taşırlarsa soruşturma açabiliriz’ diye yazı imzalatmıştır. Sağlık ve sosyal hizmet emekçileri olarak şunu söylüyoruz; Yeteri kadar kaliteli, kişisel koruyucu donanımın olup olmadığını takip edeceğiz. Ve bunlar eksilikse, iş güvenliği maddesi gereğince suç duyurusunda bulunacağımızı bildiriyoruz. Bu insanlar dışarıda da COVİD-19 kapabilir. Ama bunu hastanede kaptı diye bunlara ayrı bir soruşturma açmak bir mobbingtir. İkinci bir hususta şudur ki; okulların tamamen kapatılması sebebiyle özellikle sağlık çalışanlarının hiçbir zaman evde çalışma veya idari izinli emekli normal izin alamadığı bir dönemde bunların çocuklarının ne olacağını hesaplayan kimse yok. Ve şu anda özellikle sağlık çalışanları çocuklarını pazartesiden itibaren nereye teslim edeceklerini kara kara düşünüyor. Bu tedbirleri alan insanların niçin bunları düşünmediğini basın aracılığıyla sormak istiyoruz. İsteğimiz şudur; sağlık çalışanlarının en az 2 kişiyse birisinin izinli sayılıp en azından çocuklarına bakmalarının sağlanmasıdır. Bizim açımızdan bu iki nokta önemlidir ve takipçisi olacağız.”


Etiket: mersinhaber, covid19, vakasayısı, mersintabipodası


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA