“Yardımcı pilotlar yeni ama kaptan pilot eski”

Tarih: 12 Kasım 2020 Perşembe 18:22

Ekonomideki sıkıntıları ve çözüm önerilerini konuşmak üzere kurulan “CHP Ekonomi Masası”nın ilk durağı Mersin oldu. Bu kapsamda Mersin’e gelen CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Hazine ve Maliye Bakanlığı görevine Lütfi Elvan ve Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) Başkanlığına Naci Ağbal’ın getirilişini değerlendirdi. Bu iki isme de başarılar dileyen Öztrak, “Yardımcı pilotlar yeni ama kaptan pilot eski. Uçak da metal yorgunu. İzleyeceğiz. Hep beraber sonuçları göreceğiz” dedi.

Haber-VİDEO/Gencay OLCAN

Yenişehir Kültür Merkezi'nde düzenlenen “Ekonomi Masası Paneli”ne CHP Genel Sekreteri Selin Sayek Böke, CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak, Mersin Büyükşehir Belediyesi Başkanı Vahap Seçer, CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay, Yenişehir Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit, Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan, CHP Mersin Milletvekilleri, CHP İstanbul Milletvekili Fethi Açıkel, CHP Malatya Milletvekili, Veli Ağbaba, CHP Balıkesir Milletvekili Ahmet Akın, CHP Bursa Milletvekili Orhan Sarıbal, CHP İstanbul Milletvekili Özgür Karabat, CHP Antalya Milletvekili Çetin Osman Budak, CHP Hatay Milletvekili Mehmet Güzel Mansur, iş dünyası ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri katılım gösterdi.

 

AKTAY: “ADALETİ SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”

Toplantının açılış konuşmasını yapan CHP Mersin İl Başkanı Adil Aktay, devamlı bir kriz hali yaşadıklarını ifade etti. Zayıf bir ekonominin en büyük beka sorunu olduğunu sözlerine ekleyen Aktay, “Ekonomi deyince, her şeyden önce üretimi, istihdamı, yüksek katma değeri, ihracatı, sosyal barış ve adaleti sağlamak zorundayız. Ekonomik sorunları ancak hukukun üstünlüğüne dayalı, demokratik bir yapı içerisinde ve toplumsal uzlaşma ile çözülebileceğini görmek zorundayız. Mersin bu anlayışın çok yaygın olduğu toplumsal uzlaşma arayışı güçlü bir kenttir. Bu nedenle ekonomik krizi aşmak için yapılması gerekenlerin değerlendirileceği bu toplantının son derece işlevli olacağına inanıyorum” dedi.

 

SEÇER: “KENTİMİZİN HER NOKTASINA DEĞER KATMAK İSTİYORUZ”

Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer ise yaptığı konuşmada, muhalefetin görevinin özellikle çoğulcu parlamenter sistemde, mecliste oturur olanları sessiz bir şekilde izlemek olmadığını dile getirdi. Yanlışlıklar karşısında sesini yükseltmek, alternatifler yaratmak ve çözüm yolları üretmek gerektiğini ifade eden Seçer, “Eğer doğru yapılan uygulamalar varsa, doğru yapılan politikalar varsa onunda yanında olmalıyız. Bugün burada partimizin amacının, Türkiye’nin bugün içinde bulunduğu siyasal, ekonomik, toplumsal problemlerine ışık tutmak, bunları kendimizce değerlendirmesini yapıp, çözüm önerilerini ortaya koymak. Eğer fikirler çarpışırsa, ortaya çıkan kıvılcım bizim yolumuzu aydınlatır. Mersin çok önemli bir kent. Çok kadim bir kent. Sadece Türkiye’de değil, bana göre hem bölgede, hem dünyada geleceğin yıldızı parlak çok müstesna şehirlerden birisi. Çok dinamik sektörlerimiz var. Mersin’in çok diri bir ekonomisi var. Turizmden, lojistiğe, sanayiye önemli yatırımlar var. Savaşta, pandemide ve diğer olumsuz koşullarda diri bir gıda sektörü var. Pandemide çok sıkıntı yaşayan yerlere oranla Mersin pandemiyi çok az sıkıntı ile yaşadı. Bu bizim için sevindiricidir. Kentimizin her noktasına değer katmak istiyoruz” ifadelerini kullandı.

“ZİYARETLERİMİZE DOĞU AKDENİZ’DEN BAŞLAMAMIZ TESADÜF DEĞİL”

CHP Genel Başkan Yardımcısı Faik Öztrak ise konuşmasına COVİD ile birlikte ekonomide yaşanan gelişmeleri yakından takip ettiklerini ifade ederek başladı. Milletvekillerinin sahada olduğunu söyleyen Öztrak, “Genel başkanımız da bize raporları inceletti. Bu çerçevede bugün dün de ifade ettik. Türkiye’de en kapsamlı salgınla ilgili raporu ekonomi masası olarak hazırladık ve genel başkanımız bu kapsamlı raporu diğer tüm parti genel başkanları ile paylaştı. Bu krizden ve buhrandan sıyrılabilmek için çeşitli önerilerde bulunduk. Bunları hem kamuoyu hem de hükümetle paylaştık. Bir kez daha sahada bizim çözüm önerilerimizi, bizim ülke ekonomisine nasıl baktığımız konusundaki önerilerimizi paylaşmak üzere illeri ziyaret ediyoruz. Ziyaretlerimize Doğu Akdeniz’den başlamamız tesadüf değil. Doğu Akdeniz hem ülkemizde hem dünyada en sıcak bölgelerden  biri. Doğu Akdeniz ülkemizin dış politikasından önemli ölçüdeki etkilenen bölgelerimizden bir tanesi. Biz de bu çerçevede bazı gelişmeleri daha yakından takip edebilmek için sizinle çözüm önerilerimizi paylaşmak için buradayız” şeklinde konuştu.

“TEK ADAM REJİMİ DEVLETİ VE EKONOMİYİ KRİZE SOKTU”

Buhrandan çıkışla ilgili bir sunum hazırladıklarını ifade eden Öztrak, “Ülkemiz bir buhranda, devlet krizi ve ekonomik krizle iç içe geçmiş durumda. Son 2 yılda tek adam parti rejimine geçmiş olduktan sonra pek de rahat nefes alamadık. Tek adam rejimi devleti ve ekonomiyi krize soktu. Aslında ekonomik olarak ayrışmaya başladığımız dönem, 2007’dir. 2007’den sonra özellikle cumhurbaşkanını halkın seçmesiyle birlikte iktidarın, mevcut yönetimin bu seçimi almasından sonra bir gevşeme oldu. Oradan itibaren de biz, bize benzeyen ekonomilerden koptuk. Ama esas kritik olan tek adam parti devleti rejimine geçişimizdir. 2014 yılında 2. Defa cumhurbaşkanlığı seçiminde de ‘Ben alışılmış bir cumhurbaşkanı olmayacağım’ sözleriyle gelindi. Sonra 2018 yılında seçimlere giderken ‘Verin kardeşim yetkiyi faizle şunla bunla nasıl uğraşılır’ noktasına geldik. Aslında buna benzer bir lafı bize 400 milletvekili verin biz artık bu demokrasiyle bu işi götüremiyoruz değiştirelim diye 2015 seçimlerine giderken böyle bir söylemle başladık. 2015 seçimlerinde 400 milletvekili alamadık ne oldu arkadan bir daha seçime gittik. Siyasetin genleri bozulmaya başladı. 2016da hain bir darbe girişimiyle askeri darbe girişimiyle karşı karşıya kaldık. Ve bu sürecin sonunda olağanüstü hal şartları altında, adeta bir sivil darbe ortamında anayasa referandumuna gitti. Anayasa referandumunda tek adam parti rejimine geçti. O gün bugündür Türk ekonomisinde çok sıkıntılı bir süreci idrak ediyoruz. Tek adamdan ne anlayacağız diye baktığımızda tek adam parti başkanı aynı zamanda cumhurbaşkanı. Tam 80 yıl öncesi. En son İsmet Paşa parti genel başkanı ve cumhurbaşkanıydı. O zaman Celal Bayar dedi ki bu iş böyle gitmez, demokrasi böyle olmaz. İsmet paşa da gerçekten böyle bir değişiklik ihtiyacı var. O çerçevede cumhurbaşkanlığıyla parti genel başkanlığını ayırdı. O zamana kadar iç işleri bakanı aynı zamanda partinin genel sekreteriydi. Bundan tam 80 yıl sonra hem cumhurbaşkanını hem genel parti başkanını aynı kişi yaptık. Ki gelirken tarafsız kalacağına söz vermişti hem de cumhurbaşkanı makamına oturdu. Bu süreçte ülke bir devlet krizine adım adım gitti” dedi.

 

“ÜLKE BU HALDE. İŞTE DEVLET KRİZİ BU”

Kuvvetler ayrılığının yok olduğunu ifade eden Öztrak, “Yani nedir yasama, yürütme, yargı, arasında birbirini denetleyen birbirinden ayrı olması konusu ortadan kalktı. Hukukun üstünlüğü yavaş yavaş bitti. Demokrasi ciddi şekilde darbe almaya başladı. Denge ve denetim mekanizmaları sistemin içinde işlemez oldu. Çok ilginçtir en son örnek; alt mahkemeler dokunulmazlığı olan bir milletvekilini dokunulmazlığına rağmen yargıladı. Anayasa mahkemesi de bunu yapamayacağını söyledi. Bu kararı düzelt dedi, mahkeme ben seni tanımıyorum dedi. Bir üst mahkemeye gitti o da ben seni tanımıyorum dedi. Ülke bu halde. İşte devlet krizi bu. Devlet kriz yargının yasamaya bu şekilde müdahale etmesi. Yürütmenin, yargı üzerinde vesait durması ve sonuç itibariyle de son istifa mektubunda söylendiği gibi at izinin it üzerine karışmasıdır. Kimin eli kimin cebinde ebeli değil. Böyle olunca da can güvencesi yok, mal güvencesi yok. İş adamı yatırım yapamıyor. Çünkü ileri doğru ne gelecek başıma diye güvenemiyor. Acaba benim fabrikamı malımı mülkümü elimden alırlar mı diye düşünüyor. Devlet krizine yol açan başka bir durum da aslında tüm partilerin ciddi meselesi olması gereken dış politika giderek bir iç politika malzemesi haline gelmektedir. Kurumlar gerçekten yıprandı” ifadelerine yer verdi.

 

“TAŞIMA SUYUYLA DEĞİRMEN DÖNMEDİĞİ İÇİN BU NOKTAYA GELDİK”

Bürokraside liyakat yerine itaat ve sadakatin geldiğini savunan Öztrak, “Bağımsız özel kurumlar kalmadı. Parti ve cumhurbaşkanına partili merkez bankası başkanı ekonomiden sorumlu, partili cumhurbaşkanı sonra da krize doğru gittik ama bu krizin ekonomiden sorumlu devlet başkanın eğer bakanın istifa sürecini dahi yönetmekte zorlandı. Hatırlayın ülke buhranda 27 saat hazine ve maliye bakanı var mı yok mu bilemedik. Bütün bunların hepsi devlet krizini açık seçik ortaya koyuyor. Ekonomik krizde ise büyüme modelinin tıkandığını görüyorum. Benzer ekonomilerin gerisine düşmeye başladık. Yine milli gelirimiz azaldı. 2013’te milli gelirimiz 1 trilyon dolarak yaklaşmıştı. Bu yıl baktığımızda 2020 yılı için hükümetin programı diyor ki milli gelir 702 milyar dolar olacak. 300 milyar dolar bu dönemde milli gelirimiz azalmış. Ve bunun sonucunda da ilk 20 büyük ekonomi liginden 2021 yılında düşmemiş kuvvetle muhtemel. Yerimize Tayvan gelecek. Tayvan’ın nüfusu 24 milyon bizim nüfusumuz 80 milyon. Aslında neden bu duruma geldik diye bakarsak. Taşıma suyuyla değirmen dönmediği için bu noktaya geldik. Reel sektör şirketlerinin net döviz borçlarına baktığımız zaman 2002 yılında 6,5 milyar dolar 2017 yılında 217 milyar dolar.  İşte Türkiye’nin en kırılgan 5 ekonomi arasında olmasına o tarihten itibaren yer almasının temeli bu. Devalüasyonların şirketlerin bilançosuna alt üst etme riski. Burada kritik olan konu şu. Ben hazine müsteşarıyken şöyle bir düzenleme yapmıştık.  Döviz geliri olmayan şirketler dövize borçlanamaz. Dövizle borçlanma imkanı getirdik ama eğer döviz geliri yoksa dövizle borçlanamaz. 2009 yılının haziran ayında döviz geliri olmasa da dövizle borçlanabilir şirketler dendi. O tarihten bugüne de şirketlerin döviz borcu aldı başını gitti. Karşılığında döviz yoksa o zaman kur farkı ciddi şekilde sıkıntı yaratıyor” dedi.

 

 

“SON 1 HAFTADIR EKONOMİ KADROLARINDA ÖNEMLİ DEĞİŞİKLİKLER OLDU”

Türkiye’mizin içine düşürüldüğü buhrandan çıkarmak için önce güvene güven için de yeni kurallara yeni kurumlara ve yeni kadrolara ihtiyaç olduğunu söyleyen Öztrak, sözlerini şöyle bitirdi: “Son 1 haftadır ekonomi kadrolarında önemli değişiklikler oldu. Merkez Bankası Başkanlığına atanan Sayın Naci Ağbal, Hazine ve Maliye Bakanlığına atanan Sayın Lütfi Elvan geçmişte bürokraside beraber çalıştığımız son derece değerli insanlar. Kendilerine buradan başarılar diliyorum ama bir iki hususa da değinmeden geçemeyeceğim. Öncelikle hatırlayın bu ekonomiyi özel sektör şirketi gibi yöneteceğiz dediler. Maliye teftiş kurulunu kapattılar. Devlet planlama teşkilatını kapattılar. Şimdi bir maliye müfettişini ve bir hazine uzmanını ülkenin bu kötü gidişini değiştirmek üzere işbaşına getirdiler.  Biz elimizden geldiği kadar bir yasa teklifi meclise geldiği zaman ülkenin yararınaysa bunları arkadaşlarımızla konuşarak destekleyeceğiz. Tabii yeni. En son yeni dediğimizde bu bize 120 milyar dolara patladı. İnşallah bu sefer öyle olmaz diyorum ama endişelerim var. Yardımcı pilotlar yeni ama kaptan pilot eski. Uçak da metal yorgunu. İzleyeceğiz. Hep beraber sonuçları göreceğiz.”


Etiket: Mersin, mersinhaber, mersingündem, akdeniz, mezitli, toroslar, tarsus, erdemli, anamur, silifke


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2020 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA