Günay: “Şiddetin artma sebebi yasaların yetersizliği”

Tarih: 12 Kasım 2021 Cuma 15:10

Son zamanlarda kadına yönelik şiddettin artması üzerine konuşan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Arzu Günay, “Kadına yönelik şiddet uygulandığında, kişi yeterince ceza almadığını görünce rahatlıkla birçok nedenden dolayı şiddet uyguluyor. Kısacası kanunların yetersizliği ve artı uygulanmaması. İstanbul Sözleşmesi çok kapsamlı bir sözleşme. İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğimizden beri vakaların çok arttığını görüyoruz” dedi.

Özel Haber – Mehmet Çetin

Son zamanlarda kadına yönelik şiddettin artması üzerine konuşan Mersin Barosu Kadın Hakları Merkezi Başkanı Arzu Günay, “Her zaman şiddet vakaları vardı ama artarak çoğalıyor bazen bir basın açıklaması düzenlemek istiyoruz. Bu hafta kadına yönelik şiddet arttı diye, ben bugün hazırlıyorum yarın açıklama yapacağım. Ben açıkladıktan sonra 2, 3 kişi daha ölüyor. Artık sayılarına yetişemiyoruz ve devlet buna seyirci kalıyor. Ölümlere seyirci kalınıyor. Hiçbir şey yapılamıyor noktasına geldik. Biz bunun artmasını, İstanbul Sözleşmesi’nden çekildikten sonra daha da arttığını düşünüyoruz o yüzden” ifadelerini kullandı.

 

“KADINA YÖNELİK ŞİDDET EĞİTİMDEN BAŞLIYOR”

Kadına yönelik şiddetin başlangıcının eğitimden başladığını kaydederek, “Devlette, toplumda, ailede, toplumsal cinsiyet eğitimi verilmeyen çocuklar, erkekler büyüdükleri zaman şiddet olayının içinde buluyorlar kendilerini” diyen Günay, “Birçok faktör var tabii ki ama sonuca giden yol aslında buradan başlıyor. Sonrasında şiddet uygulama aslında insanların caydırıcı olmayan yasaları gördüğü zaman, medyada gördükleri şiddet vakalarında insanların cezalandırılmadığını, az cezalandırıldığını, tutuklanmadığını, yargılama sürecinde aksaklıkları gördüğü noktada şiddet uygulasa dahi kendinin bir zarar görmeyeceğini düşündüğü için şiddet vakaların giderek arttığını düşünüyoruz. Ve Türkiye’de ataerkil toplum yapısından kaynaklı olarak kadınların şiddetle düzene sokulabileceği gibi bir mantık var. Üstün olanın erkek olduğu, erkeğin aile ve toplumda üstün olduğu. Ve kendi söylediği kedi istediği şeylerin yapılmadığı noktasında kadını şiddetle belli bir düzene sokabileceği gibi bir mantık var. Bu da en başta eğitimin sonraki yansıması olarak önümüze çıkıyor. Hepsi bir araya geldiği zaman, çoğu erkek bunu kendinde hak görüyor. Öldürmenin, dövmenin yaralamanın kötü davranmanın. Şiddet sadece fiziksel şiddet değildir, psikolojik, ekonomik, duygusal şiddet gibi birçok şiddet çeşit var. Bunları uygulamanın yine kendisini hak olarak görüyor ve sonuç olarak mağdur olarak kadınlar oluyor” ifadelerini kullandı.

 

“KADINA YÖNELİK ŞİDDETTİN SEBEBİ YASALARIN YETERSİZLİĞİDİR”

Herkesin artık kadına yönelik şiddet konusunda cesaretlendiğini, bu cesaretin de yasaların yetersizliğinden kaynaklandığını kaydeden Günay, “6284 sayılı kanun, aile içi şiddeti, kadınlara yönelik şiddeti birçok karar alındı. Birçok yasamız yönetmeliğimiz var bununla ilgili. Ancak yasaların yetersiz ve uygulayıcıların çok farklı oluşundan kaynaklı uygulamalarda aksaklıklar meydana geliyor. Tutuklama kararlarında, tedbir karalarında kararların alınmasında ve sonrasında uygulanmasında eksikler olduğu noktada insanlar yeterince ceza almadığı için, suçu işleyenler yeterince ceza almadığı için ya da verilen tedbir kararları yeterince uygulanmadığı için kadınlarımız şiddete uğruyor. Mesela, bir tutuklama kararı verildi, 1, 2, 5 aydan sonra adam çıktı, tekrar suç işliyor. Tekrar mahkeme önüne çıkıyor ve çıktığı zaman tekrar tutuklama kararı verilmediği noktada ya da 5, 6 vakayı incelediğimiz zaman birçok suç işlemiş, adamın suç işleme potansiyeli var ve kanunda hiçbir şeyi takmıyor. Kanun uygulayıcıların önünde geliyor, hakimin önüne geliyor orada tutuklama kararı verilmemesi noktasında zaten bir suç makinesine dönüşüyor dönüşüyor insan. Kaybedecek hiçbir şeyi de kalmıyor artık. Giriyorum çıkıyorum hiçbir şey olmuyor mantığında davranıyor artık. Canı istediği noktada bazen kızdığı noktada aya da alakasının hiç olmadığı kişiyi öldürüyor. Yeterince bir yaptırım olmadığı için, bunu göze alıyor açıkçası, bunu tabi medyada gören insanlarda şiddet uygulamak istediği noktada, bana bir şey olmaz diyor. Yatar çıkarım diyor. Bu mantık olduğu için ben bir kişiyi öldürdüğüm zaman 20, 30 yıl yatacağım, af yasası çıkmayacak, ben dışarıya çıkmayacağım diye bir mantık yok kafalarında. Çünkü sürekli bir af yasası çıkıyor, indirim uygulanıyor. Yeterince ceza almadığını görünce rahatlıkla birçok nedenden dolayı şiddet uyguluyor. Kısacası kanunların yetersizliği ve artı uygulanmaması. İstanbul Sözleşmesi çok kapsamlı bir sözleşme. İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiğimizden beri vakaların çok arttığını görüyoruz” diye ekledi.

 

“İSTANBUL SÖZLEŞMESİ KADINA YÖNELİK ŞİDDETİ ÖNLEMEK İÇİN ANAHTAR BİR UNSUR”

“İstanbul Sözleşmesi, kadınlarla erkeler artasında yasal fiili eşitliğin gerçekleştirilmesi, kadına yönelik şiddeti önlemede anahtar bir unsurdur” diyen Günay, “Kadına yönelik şiddetin erkeklerin kadınlar üzerinde tahkim kurulmasında ve kadına yönelik ayrımcılığa neden olan ve kadınların tam ilerlemesini engelleyen, kadınlar ve erkekler arasındaki güç eşitsizliğinin tezahürlüdür. Kadına yönelik şiddetin, şiddet şeklindeki yasla niteliği ve bu şiddetin erkeklerle kıyaslandığında kadınları ikinci konuma zorlayan temel sosyal mekanizmalarından birisi olduğunu kabul eder. Bununla ilgili kadına yönelik şiddet ve aile içi şiddetin sona ermesi için yıllardır süren kadın hakları mücadelesi ve kazanımları ile hazırlanan kadınların, çocukların, herkesin temel hak ve özgürlüklerini güvence altına alan ve şiddet mağdurlarının korunması, rehabilitasyonu ve bir daha aynı şiddet vakalarının yaşanmaması için bir niteliği ön gören, herkesin yaşam hakkının teminatı olan bir sözleşmedir ve 11 Mayıs 2011 tarihinde Türkiye’nin ilk imzacısı olduğu bir sözleşmedir” ifadelerine yer verdi.

 

“SÖZLEŞMEDEN ÇEKİLDİKTEN SONRA 200 KADIN ÖLDÜ”

İstanbul Sözleşmesi’nin kadına yönelik şiddeti önlemede çok önemli bir rol oynadığını ancak, Türkiye sözleşmeden çekildiği yandan bu yana kadın ölümlerinin arttığına dikkat çeken Günay, “8 Mart 2012’de de onaylanması uygun bulunarak Resmi Gazete’de yayınlanmış bir sözleşmedir. Ancak daha sonra cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararı alındı. Mersin Barosu olarak bu çekilme kararına karşı dava açtık. Zaten toplumun birçok kesiminde birçok davalar açıldı. Durdurma talebi ettik, reddedildi. Ona da itiraz ettik, şu an için bizim için bir karar çıkmadı mersin Barosu’nun açtığı davayla ilgili diğer kurumların açtığı davalarda bir ret kararı, yani cumhurbaşkanlığı kararnamesinin uygun olduğuyla ilgili birçok karar çıktı. Mersin Barosunun açtığı davayla ilgili bir karar çıkmadı ama muhtemelen aynı karar çıkacak diye düşünüyoruz. Tabi bunun bu şekilde çıkması kanuni olduğu anlamına gelmez, biz şu anda kanunen aslında İstanbul Sözleşmesi hukuken yürürlükte. Neden yürürlükte diyoruz, çünkü İstanbul Sözleşmesi yapılırken TBMM’nin onayından geçerek Resmi Gazete’de yayınlanarak sözleşme yürürlüğe girdiği için, aynı şekilde de kaldırılması gerekmektedir. Yani bir şeyi hangi şekilde getiriyorsan aynı şekilde kaldırılması gerekmektedir. Meclisten geçmeden sadece cumhurbaşkanlığının bir imzasıyla, bu sözleşmenin ortadan kalkması Türkiye Cumhuriyeti kanunlarına uygun değil. Ama tabii ki mahkemelerimiz etki altında olduğu için şu anda nasıl bir karar çıkacak hep birlikte göreceğiz. Biz hukukçu olarak cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kaldırılmasıyla uygun olmadığı için yok hükmünde olduğu içinde yürürlükte olduğunu düşünüyoruz uygulamada şu anda uygulayamıyoruz. İstanbul Sözleşmesinden çekildikten sonra ortalama 200 kadınımızın öldürüldüğü tespit edildi. Bu sayı geçen yıllara oranla çok daha fazla. CEHİD derneğiyle ilgili üyemiz avukat aslı hanım da toplantılar yapıyor” dedi.

 

“KADIN ÖLÜMLERİNİ ÖNLEMEK ADINA ÇALIŞMALARIMIZ DEVAM EDİYOR”

“Ortada toplumsal cinsiyet eşitliği yüksek değil tabi. Takip izleme sistemi, ne kadar kişi öldürüldü, geçen sene bu zamanlarda kaç kişi öldürüldü, sözleşme kaldırıldıktan sonra ne kadar öldürüldü” diye Avukat Aslı Hanım ise “Bu tarz izlemeler yapılıyor orada da. Mersin’de kaç kişi öldürüldü, kaç kişi şiddet gördü, şiddetin çeşitleri diye sayısal bir veri tutuluyor. Şu anda Mersin’de yapılmış bir çalışma olmadığı için henüz bir veri yok ellerinde ama burada da bizim yapacağımız. Bütün derneklerden herkes toplantıya katılmıştı zaten, şiddete ne sebep oluyor, bunlar nasıl önlenebilir, burada yerel yönetimlerin katkısı nasıl olacak gibi eksikleri de tespit edebiliyoruz izleme yaptığımız zaman. İstatistiklerimizi uygulamadaki eksikleri de gösteriyor. Yerel yönetimlerde yapması gereken şeyleri de gösteriyor. Ya da yaptığı şeylerin ne kadar işe yaradığını da gösteriyor düzelme var mı yok mu bunun gibi istatistikler başlayacak Mersin’de. Bunlar tutulduğu zaman yerel yönetimlerde de kendilerini bir denetim içinde gibi hissedecekler. Bakacaklar analizlere, bizim bir eksiğimiz var bunu tamamlayalım diye bir dürtü gibi bir şey olacak yani” şeklinde konuştu.

 

“MERSİN BAROSU OLARAK HER TÜRLÜ DESTEK VE ÇALIŞMALARDA BULUNUYORUZ”

Mersin Barosu olarak kadına yönelik şiddet kapsamında çalışmalar sürdüklerini kaydeden Günay, “Kadın Hakları Merkezi olarak biz öncelikle, bir başvuru olduğu zaman avukat tayin ediyoruz. Avukat derken ilk başvuru olarak, şiddete uğradığı dakikada danışman olarak ne yapması gerektiğini o etkiyle nereye başvurması gerekir koruma kararı mı alması gerekiyor, savcılığa mı gidecek, n e yapması gerekiyor noktasında bize geliyor. O anki nöbetçi avukatımız hukuki danışmanlık hizmeti veriyor kendisine. Dilekçelerini yazıyor. Koruma kararı olsun, tedbir kararı olsun, şiddete yönelik gerektiği yardımları yapıyor. Gerekli hukuki destek konusunda yardımcı oluyor, yönlendiriyor sonrasında ayrıca dava açmak istediği noktasında, dava derken nafaka davası, boşanma davası gibi. Şiddete uğradığı kişiyle ilgili ya da çocuğuyla ilgili açacağı davayla ilgili de Mersin Barosu’nun ücretsiz avukat tayini adli yardım bürosu var. Eğer şartları uygunsa, maddi durumu yerinde değilse ücretsiz avukat tayin ediliyor Mersin Barosu tarafından bunun araştırılması yapılıyor. Onun dışında kadın hakları merkezi olarak biz eğitimler yapıyoruz. Kadına yönelik şiddetle ilgili kurumlardan belediyeden, okullardan, bize gelen eğitim destekleri için ya da partilerden kadına yönelik şiddetle ilgili eğitim veriyoruz. Herkesin kendi seviyesine göre önümüzdeki hafta mesela Kadına Yönelik Şiddet Günü’nde okullara gideceğiz. Okullarda çocukların anlayacağı dilde liselilerin anlayacağı dilden, onların özellikle muhatap olduğu şiddet vakaları, neyle karşılaşabilirler ne şiddetidir ne değiller bunları anlatacağız. Mesela ısrarlı takip diye bir şiddet var. Stalklamak, mesaj atmak, ısrarla aramak aslında bir şiddettir. Şikâyet ettikleri noktada kendilerini adliyede bulabilirler. Bunun şiddet olduğunu bile bilmiyorlar. O konuda eğitimler veriyoruz, toplumu bilinçlendirmek için elimizden geleni yapıyoruz” ifadelerine yer verdi.


Etiket:


Yorum Ekle comment Yorumlar (0)

 
 
  SOSYAL MEDYA
 
 
  GAZETEMİZ
 
 
 
  BASIN İLAN
 
 
  HAVA DURUMU
 
 
  FACEBOOK
 

 
 
 


 

Çukurova Gazetesi Mersin | Siteden yararlanırken yayın politikamızı okumanızı tavsiye ederiz. cukukovagazetesi.com © Copyright 2021 Tüm hakları saklıdır.
İzinsiz ve kaynak gösterilemeden yayınlanamaz, kopyalanamaz, kullanılamaz. Hakimiyet Gazetesi basın ve yayın meslek ilkelerine uyar.

URA MEDYA